Sevgili komşularım,
Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında.
Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor.
En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle.
İngiltere’nin önemli kamu yayıncılarından biri olan Channel 4, Özgür Özel’in Yeni Parti’sini tanıtan bir içerik hazırladı. İmamoğlu tutukluluk, CHP’ye butlan atanması, yeni partinin kurulumu ve CB Erdoğan’ın tutumu yer alıyor.
Yarın akşam 20:00’da YENi Parti çatısı altında yine YENİden Anadolu turuna Afyonkarahisar’dan başlıyorum. Tarıma dair hayalleri olanlar, dertli olanlar, çözüm önerileri olanlar hepiniz davetlisiniz gelin. İktidar olduğumuz zaman çiftçinin problemlerini nasıl çözeceğimizi anlatmaya geliyorum.
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Dünya kupasını kazanarak İsrail terör örgütü lideri Netanyahu ile katil Trump’ı bir gece olsun ağlatan İspanya’yı yürekten tebrik ediyorum!
Viva España ❤️💛
Bana göre Özgür Özel, TBMM'de Hulusi Akar'ı yerle bir ettiği o konuşmadan sonra, en sert konuşmalarından birini yaptı. Tamamını izlemenizi tavsiye ederim.
Bir fotoğraf binlerce kelimeye bedel gerçekten de...
İmge duyguya sözden önce ulaşır. Nörobiyolojik olarak da böyle, görsel uyaran, zihnin değerlendirme mekanizmaları devreye girmeden beynin duygu merkezini uyarır. Zihin daha "katılıyor muyum" diye sormadan beden - duygu cevabı verir.
İktidarın İmamoğlu'nun görüntülerini engellemesi de bu yüzden. Sözü yasaklamak fikri sınırlar, görüntüyü yasaklamak duyguyu yasaklar. İmamoğlu her şeyden önce bir duygu, bir olasılık, bir umut ürettiği için tehlikeli.
Özel'in bu karelerinde etkileyici olan da yine duygu, güven, destek, umut, görülme, duyulma hali, şehir ziyaretlerinde halkla temas, toplumsal siyaset, tabandan hareket hissediliyor.
Karşılaştırınca yaşlı otokratik siyaset kendini idealize edilecek bir imge olarak makamlar, koltuklar, binalar, korumalar, arabalar ile konumluyor. Özel'in ise şu an görünürde otobüsü bile yok. Ve bu halkta bambaşka bir karşılık üretiyor. "Sana otobüs alırız, yemek yediririz, kiraz yediririz, söyle ne istiyorsun" diyor insanlar. Bu Kurtuluş Savaşı'nda evindeki son bulguru askere vermek isteyen halkın temas hali gibi. Halkın, anaların, teyzelerin "besleme" isteğini hiç hafife almayın.
Ama şu önemli ki duygu kendiliğinden eyleme dönüşmez. Aksine, boşalma imkanı bulduğunda kendini tüketebilir de. Duygunun eyleme dönüşmesi için bir kanala akıtılması gerekir. Özel'in dediği gibi, evet çağrıldığınız yere gidin, eyleme geçin, ama eylemin de siyasal etkiye dönüşmesi için sandığa akması şart. Ortada yönlendirilmeyi bekleyen büyük bir enerji var.
Sandığı da duyguyu da korumak asıl iş olacak, bu yol çabuk ve kolay da olmayacak.
Danimarkalı namuslu bir gazeteci, NATO Genel Sekreteri’ne öyle bir soru sordu ki, Mark Rutte adeta kekeledi, cevap veremedi!
“— Trump, Grönland’ı fethetmekten bahsederken yanında oturuyordunuz!
— İspanya’ya ticaret savaşları yapmaktan bahşederken yanında oturuyordunuz!
— Onun yanında bu şekilde oturup hiçbir şey söylememek kendinize olan saygınızı etkilemiyor mu?”
Bir tane sözde Müslüman ya da bizden bir gazeteci, çıkıp böyle çatır çatır soru soramadı! Eğer sorabilselerdi, belki dünyada insanlar bu kadar sıkıntı çekmezdi!
İyi izleyin, ders alın!
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.