Zaten hiç bir isteğim kalmadı. Olsada bir, olmasada… Yaşıyor muyum? Yaşıyorum. Ama bi tadı var mı? Yok… Hiç bir şeyin tadı yok. Sabah kalkıyorum. Gece olsada yatsam diye bekliyorum…
“O zamanlar bilmiyordum, her gün en çok söylediğim kelimeyi 70 imdede en çok söylemek isteyeceğimi.
-Anne”
30 yaşında hem annelikle hem de annesizlikle sınanırken çok dokundu bu söz.
“Sen yaparsın” dediğinde bir daha devrilir içimizde. “Dikkat et”dediğinde bir gölge gibi dolaşır kulağımızda.
Ve bir gün … belki de bir sabah, o evi artık onsuz uyandiginda anlarsın: Sessizlik, en çok anne gidince büyür. Evin içindeki boşluk, yalnızca fiziksel değildir.+
Bir çocuğun dünyasında anne; ilk öğretmen, ilk sırdaş, ilk kahramandır. Annesinin gözlerinde ne görürse, kendine dair olan inancı da onunla şekillenir. O yüzden bir annenin sözü sadece bir cümle değil, bir çocuk için kader çizgisi olabilir.+