🚨 #SONDAKİKA | Hakan Şeref Olgun:
"Vatandaşlarımız devletin lisans verdiği fonlara yatırım yapmışlardır fonlarda manipülasyon yapıldı Kasım 2025de sorumlu makamlarca dile getirilmiş fakat çıkan yangına itfaiye 10 ay sonra gönderilmiştir, bu gecikmede tasfiye edilen fonların büyüklüğü 297 milyar liradan 822 milyar liraya ulaşmıştır sorunu teşhis edip tedaviyi 10 ay sonra getirenlerin bugün başarı hikayesi gibi anlatması mağdurun acısıyla alay etmektir. Anayasanın 167. maddesi piyasaların sağlıklı işlemesini devletin görevi sayar, 6362 sayılı kanun ise kurula gerekli tüm yetkileri sağlamıştır, demek ki mevzuat hazırdı eksik olan o mevzuatı uygulamaktı. Bu dosyada herkese aynı hukuk mu uygulanıyor? Fon yöneticileri operasyonla gözaltına alınır iktidara yakın olanlar ifadeye davetiye ile çağrılır parasını iade eder adliyeden elini kolunu sallayarak çıkar. Listeleri açıklamak yerine saklıyorsunuz neden çünkü o listede kimlerin olduğunu en iyi iktidar bilmektedir. Madem ucu kime dayanırsa dayansın o zaman makamı ve partisi kim olursa olsun listeler açıklanmalıdır. İyi parti olarak araştırma önergesini destekliyoruz."
Stopaj kesintileri yapılırken yatırımcıdan tahsil edilen tutarlar unutulmamalı. Fon mağdurlarının ana para güvencesi ve TÜFE farkı talepleriyle birlikte, satışlarda kesilen %17,5 stopajların iadesi de çözüme dahil edilmelidir.
#440Kisi401Milyar#FonzedeyeSTOPAJ#FonzedeANAPARA
Milyarca dolarlık fon vurgununda SPK, BDDK ve Saray'dan tek bir istifa bile yok!
Yandaşların mal varlığına konan tedbirler bir saatte gerekçesiz kaldırılırken, bu hırsızlığı ve pisliği ortaya çıkaran gazeteciler hapse atılıyor.
Susturarak, korkutarak gerçekleri örtemezsiniz; siz bu vurgunun tam merkezindesiniz!
Milyarca dolarlık fon vurgununda SPK, BDDK ve Saray'dan tek bir istifa bile yok!
Yandaşların mal varlığına konan tedbirler bir saatte gerekçesiz kaldırılırken, bu hırsızlığı ve pisliği ortaya çıkaran gazeteciler hapse atılıyor.
Susturarak, korkutarak gerçekleri örtemezsiniz; siz bu vurgunun tam merkezindesiniz!
📌"Fon vurgunu göz göre göre yapıldı"
📌"Borsa İstanbul'da fon vurgunu gören ama engel olmayan Mehmet Şimşek'in hesap vermesi lazım"
📍Canlı yayında çarpıcı belgeyi gösterdi
➡️İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez Mletem TV'de konuştu
@ComezTurhan BIST100
440 seçilmiş kişi ve kurumun fonlardan 401 milyar TL çektiği söyleniyor.
455.000 yatırımcı üzerinden hesapladığımızda, bu 440 kişi ve kurum toplam yatırımcı sayısının yaklaşık binde 1’i. İddia edilen para çıkışı ise 401 milyar TL!
Bir tarafta kazançlarını alıp çıkan 440 kişi ve kurum, diğer tarafta birikimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan 455 bin fon yatırımcısı ve milyonlarca bireysel yatırımcı…
Üstelik mesele yalnızca fon yatırımcıları değil. Güven kaybının borsaya yayılmasıyla milyonlarca bireysel yatırımcı da etkilendi. Bu krizin dolaylı sonuçlarıyla 5-6 milyona yakın insanın karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor.
440 kişi ve kurumun işlemleri karşısında milyonlarca yatırımcının güveni, sermaye piyasalarının itibarı ve insanların yıllarca çalışarak biriktirdiği paralar tehlikeye girdi.
İnsanlar paralarını devletin denetimine ve gözetimine güvenerek fonlara yatırdı.
Peki sonuç ne oldu?
Yüz binlerce yatırımcı mağduriyet yaşadı. Milyonlarca insanın sermaye piyasalarına duyduğu güven sarsıldı.
Yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin finansal piyasalar açısından en ağır krizlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
İddialar ve para hareketleri doğrulandığı takdirde, organize suç ve nitelikli dolandırıcılık ihtimalleri de dâhil olmak üzere tüm yönleriyle soruşturulması gereken son derece ciddi bir tabloyla karşı karşıyayız.
SPK da 45 yıllık tarihinde belki de en ağır sınavlarından birini veriyor.
Devletin denetlemekle yükümlü olduğu bir sistemde insanlar birikimlerini kaybediyorsa, bunun hesabını kim verecek?
Sosyal medyada gördüğüm kadarıyla herkesin beklentisi ortak:
Gerçeklerin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, sorumluların tespit edilmesi, hukuka aykırı kazançlar varsa geri alınması ve mağduriyetlerin giderilmesi.
Bu halkın alın terinin, birilerinin bitmek bilmeyen kazanç hırsına kurban edilmemesi…
Bu kadar doyumsuzluk uğruna şu canım ülkenin sermaye piyasalarını bu hâle getirmeye, milyonlarca insanın güvenini sarsmaya ve bütün bunları bu halka yaşatmaya değer miydi?
440 seçilmiş kişi ve kurumun fonlardan 401 milyar TL çektiği söyleniyor.
455.000 yatırımcı üzerinden hesapladığımızda, bu 440 kişi ve kurum toplam yatırımcı sayısının yaklaşık binde 1’i. İddia edilen para çıkışı ise 401 milyar TL!
Bir tarafta kazançlarını alıp çıkan 440 kişi ve kurum, diğer tarafta birikimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan 455 bin fon yatırımcısı ve milyonlarca bireysel yatırımcı…
Üstelik mesele yalnızca fon yatırımcıları değil. Güven kaybının borsaya yayılmasıyla milyonlarca bireysel yatırımcı da etkilendi. Bu krizin dolaylı sonuçlarıyla 5-6 milyona yakın insanın karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor.
440 kişi ve kurumun işlemleri karşısında milyonlarca yatırımcının güveni, sermaye piyasalarının itibarı ve insanların yıllarca çalışarak biriktirdiği paralar tehlikeye girdi.
İnsanlar paralarını devletin denetimine ve gözetimine güvenerek fonlara yatırdı.
Peki sonuç ne oldu?
Yüz binlerce yatırımcı mağduriyet yaşadı. Milyonlarca insanın sermaye piyasalarına duyduğu güven sarsıldı.
Yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin finansal piyasalar açısından en ağır krizlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
İddialar ve para hareketleri doğrulandığı takdirde, organize suç ve nitelikli dolandırıcılık ihtimalleri de dâhil olmak üzere tüm yönleriyle soruşturulması gereken son derece ciddi bir tabloyla karşı karşıyayız.
SPK da 45 yıllık tarihinde belki de en ağır sınavlarından birini veriyor.
Devletin denetlemekle yükümlü olduğu bir sistemde insanlar birikimlerini kaybediyorsa, bunun hesabını kim verecek?
Sosyal medyada gördüğüm kadarıyla herkesin beklentisi ortak:
Gerçeklerin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, sorumluların tespit edilmesi, hukuka aykırı kazançlar varsa geri alınması ve mağduriyetlerin giderilmesi.
Bu halkın alın terinin, birilerinin bitmek bilmeyen kazanç hırsına kurban edilmemesi…
Bu kadar doyumsuzluk uğruna şu canım ülkenin sermaye piyasalarını bu hâle getirmeye, milyonlarca insanın güvenini sarsmaya ve bütün bunları bu halka yaşatmaya değer miydi?