📍Daha dün “Türkiye’ye 5 adet F35 vereceğiz” diyen ABD Başkanı Trump, şimdi de “karar vermedim” diyor!
“— Bu konuda (F-35 konusunda) Kararımı henüz vermedim. Türkiye bize farklı yollardan çok yardımcı oldu ama henüz karar vermedim!..”
Bir kişi de çıkıp soramıyor:
“Ulan biz bunların sana parasını verdik, bu çocuk oyuncağı mı! Sen ne hakla bize satın aldığımız uçakları vermiyorsun!”
İşte gerçek dünya lideri bu soruyu sorabildiğimiz zaman olunur.
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Özgür Özel: "FETÖ yargısı, Danıştay katili Alparslan Arslan'a 76 saat verdi, savunma hakkı kısıtlanamaz dedi.
Erdoğan yargısı, Ekrem İmamoğlu'na senin süren 6 saat dedi"
Tahliye olan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in, ilk durağı babasının evi oldu!
Güney, halk tarafından coşkuyla karşılandı
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de Güney'i karşılayanlar arasındaydı
📍Bugün İBB Davası’nda 15,5 milyon insanın oyuyla Cumhurbaşkanı adayı seçilen Ekrem İmamoğlu, ciddi bir hukuksuzluğa maruz kaldı. Sizler için özetliyorum. NATO Ankara Zirvesi’nden dolayı araya kaynamasın:
— Hakim, Ekrem İmamoğlu’ndan savunmasına başlayıp kısa bir süre içerisinde (yarın) bitirmesini istedi.
— İmamoğlu da “aylarca bekledim, 2000 küsür yıl cezayla yargılanıyorum, neden savunmamı kısıtlıyorsunuz” dedi.
— Hakim ısrar etti, Ekrem İmamoğlu da savunmasını 1 günde bitiremeyeceğini söyledi.
— Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “o zaman susma hakkımı kullanıyorum yazacağım, çıkın dışarı” diyerek İmamoğlu’nu salondan çıkarttı.
Bakın bir Ceza Avukatı olarak söyleyeyim: Bu savunma hakkına açıkça bir müdahaledir. 1 hafta da savunma yapsa siz sanığı bölemezsiniz.
Özellikle böylesi büyük bir davada kimseden apar topar savunma yapmasını bekleyemezsiniz. İmamoğlu’nun kısılan sesini herkese duyuralım!
Boğaziçi’ni bölüm birincisi olarak bitiriyorsun. Bölümün yüksek lisansa kabul ediyor, adını ilan ediyor. Sonra anayasal hakkını kullanıp protestoya katıldığın gerekçesiyle tek imzayla kabulün iptal ediliyor. Eğitim hakkın, TÜBİTAK bursun ve akademik geleceğin elinden alınıyor.
Danimarkalı gazeteciden NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi sıkıştıran soru:
"Trump, Grönland'ı işgal etmekten, İspanya'ya saldırmaktan bahsederken siz de yanında oturuyorsunuz.
Hiçbir şey söylemediğinizde, kendinize saygınızı yitirmiyor musunuz?"
Özgür Özel:
Her gece TGRT'de bunu konuşmuştunuz, A Haber'de bunu söylediniz. Hani videosu, çıkar? Yok. '1200 cep telefonu dağıtmıştım' hani? Göster? Yok. 'KİPTAŞ'tan bedava evler vermişiz' bir evin adresini söyle? Yok.
Ne iddianamede var, ne iddia eden o iddiaları servis eden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddia makamı bir bütündür diye oraya oturttuğu kişi de var.
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor:
Ekrem İmamoğlu, 2300 yıldan fazla hapis cezasıyla karşı karşıya, ancak hakim savunmasını yarına kadar bitirmek için acele ediyor ve savunması için sadece birkaç saat bırakıyor.
Artık adil davranıyormuş gibi bile yapmıyorlar.
HUKUK BİTTİ, KORKU BAŞKADI!
Silivri’de bugün adalet bir kez daha, talimatla infaz edildi!
Savunmadan korkanlar, gerçeğin duyulmasını engellemek için mahkeme salonunu baskının aracına çevirdi.
Gerçeklerin karşısına dikilen bu siyasi barikat, acizliğin en net kanıtıdır. Savunma hakkını gasbedecek kadar hukuku yok sayanlar bilsin ki o salona gömmeye çalıştığınız adalet, halkın iradesiyle mutlaka ayağa kalkacak!
Siyasi hesaplarınızla, talimatlı kararlarınızla bu millete diz çöktüremeyeceksiniz.
#Ekremİmamoğlu #Silivri
İmamoğlu’ndan nefret edebilirsiniz. İmamoğlu’nun suçlu olduğunu da düşünebilirsiniz. İmamoğlu şeytanın ta kendisi bile olabilir. Ama yargılamada savunmasını almak durumundasınız.
Erdoğancı olabilirsiniz, CHP’li, MHP’li veya DEM Partili de olabilirsiniz.
Fark etmez, en temel hukuki değerlerin yanında durmak durumundasınız.
Dilek İmamoğlu:
“Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2 bin 352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür? Bu acele neden?
Savunma hakkı bir lütuf değil, Anayasal bir haktır. 142 suçlama bir güne sığıyorsa mesele adalet değil, savunmayı susturma çabasıdır.”
https://t.co/i8XZPUNOwf
Özgür Özel: "Allah şahittir ki, basın şahittir ki mahkeme başkanı Ekrem İmamoğlu'na savunma yaptırmamak için, ona mümkün olduğu kadar az söz vermek için elinden ne geliyorsa onu yaptı.
'Ekrem Bey zaten savunma sıranız gelince bunlara istediğiniz kadar geniş geniş uzun uzun yanıt vereceksiniz, şimdi bu konuşulan bir kişi ve onun bu eylemi hakkında söz alıp açıklama yapmanıza gerek yok, sıranız gelince nasılsa bu eylemlerin her birisine yanıt vereceksiniz' dedi, duydunuz, şahitsiniz, Allah şahittir."
Hakim ısrarcı, 9 Temmuz’da bitireceğim diyor. İster savunma yapın isterseniz susma hakkınızı kullanırsınız diyor.
Savunma alacağım ama en fazla 6 saat alırım diyor özetle bu “mahkeme”.
Gerçekten müthiş adil bir yargılama!!
İmamoğlu’nun avukatları kürsüdeki kişiyi rezil ediyor şu anda.
Tora Pekin:
“Savunma yapmaktan kaçıyorsunuz dediğiniz müvekkil 9 Mart’ta ilk duruşmada buraya geldi, ifade vereyim dedi.
İlk ben konuşayım dedi. Siz kabul etmediniz. Sen son sırada konuşacaksın dediniz.
Aylar geçti şimdi son sıradayız, şimdi de aynı müvekkile ya yarım günde konuşup susacaksın ya da susma hakkını kullanmış sayarım diyorsunuz.
Susma hakkınızı mı kullanıyorsunuz dediniz, HAYIR DEDİ.
Şimdi ne okuyorsunuz?
Tutanağınız hakikat dışı.
İşlemleriniz hakikat dışı!”
Tam da meslektaşımın dediği gibi yaşanan her şey gerçek bir kepazelik!
🔴 "MAHKEME BAŞKANI YALAN SÖYLER Mİ?"
📌 Sera Kadıgil: “Bir mahkeme başkanı yalan söyler mi? Tutanağa yalan beyan geçirir mi? Yalan değilse de bunun adı manipülasyondur. Sanığı kumpasa düşürmeye çalışan bir mahkeme tutumuyla karşı karşıyayız.”
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.