Kariyer meslek mensuplarımızdan, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde görev yapan Gelir Uzmanlarımız birçok farklı bölüm, birim ve serviste görev yapmaktadır.
Peki hiç düşündünüz mü: KDV iade süreçlerinin arka planında aslında nasıl bir emek, nasıl bir sorumluluk ve nasıl bir yoğunluk var?
Bu kapsamda ilk olarak KDV ile ilgili bölüm, birim ve servislerde yürütülen çalışmalara değinelim.
Sorumuzu daha net ve daha merak uyandırıcı şekilde soruyoruz:
KDV İade birimlerinde görev yapan Gelir Uzmanları, gerçekte hangi kritik işleri yürütür?
İşte cevabı…
Bu sorunun cevabını KDV İade birimlerinde halen görev yapan veya yıllarca bu birimlerde çalışmış Gelir Uzmanlarımız verecek.
Mesleğinizi ve sorumluluğunuzu en iyi yine siz anlatırsınız.@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya
İLK ADIM ATILDI
Özlük hakları bakımından merkez taşra ayrımının hukuka aykırılığı ile ilgili detaylı çalışmalarımız tamamlandı.
Gelir İdaresi Başkanlığının dilekçeye cevabı akabinde, merkez taşra ayrımının mali haklar bakımından Anayasaya aykırılığını ortaya koyan hukuki görüş ile birlikte dava dilekçemiz idare mahkemesine sunulacaktır.
6745 sayılı kanunun ilgili maddeleri açısından soyut norm denetimi yoluyla verilen kararın da eksik yönleri farklı açılardan ortaya konulmuştur.
HAYIRLARA VESİLE OLSUN
Gelir Uzmanlığı bir kariyer meslektir. Bu nedenle mesleğin geleceği, müdür yardımcılığı kadroları üzerinden şekillendirilemez.
Son yıllarda peş peşe açılan müdür yardımcılığı sınavları, ilk bakışta bir kariyer fırsatı gibi sunulsa da, gerçekte Gelir Uzmanlarının yaşadığı temel sorunu çözmemektedir. Çünkü bugün bu sınavlara gösterilen ilginin temel nedeni yönetici olma isteği değil; yıllar içinde aşındırılan özlük haklarıdır.
Gelir Uzmanları, kendi mesleklerinde hak ettikleri ekonomik ve mesleki statüye ulaşamadıkları için; uzlaşma, koordinasyon ve benzeri görevler nedeniyle sağlanan, kapsamı ve devamlılığı tamamen idarenin takdirine bağlı ek ödemelere ulaşabilmek amacıyla müdür yardımcılığına yönelmektedir. Oysa bir kariyer mesleğin geleceği, bugün var olup yarın kaldırılabilecek mali uygulamalara bağlanamaz.
Daha da önemlisi, müdür yardımcılığı üzerinden oluşturulmaya çalışılan yapı sürdürülebilir değildir. Türkiye’deki vergi dairesi müdürlüğü sayısı bellidir. Müdür kadrolarının kapasitesi sınırlıyken, her geçen yıl daha fazla müdür yardımcısı atanması; kısa vadede bir beklenti oluşturabilir ancak orta ve uzun vadede yükselme sistemini kaçınılmaz olarak kilitleyecektir.
Bugün atanan müdür yardımcıları yarın hangi müdür kadrolarına atanacaktır?
Bu soruya gerçekçi bir cevap verilmeden yapılan her yeni alım, sorunu çözmek yerine geleceğe ertelemektedir. Yönetim biliminde bunun adı planlama değil, sorunun ötelenmesidir.
Asıl tehlike ise, Gelir Uzmanlığının zamanla kendi içinde gelişen ve güçlenen bir kariyer meslek olmaktan çıkarılıp, başka kadrolara geçiş için bekleme odasına dönüştürülmesidir. Kariyer mesleklerin amacı, mensuplarını mesleklerinden uzaklaştırmak değil; bulundukları unvan altında uzmanlaşmalarını, yetki kazanmalarını ve hak ettikleri itibara kavuşmalarını sağlamaktır.
Bu nedenle Gelir İdaresi taşra teşkilatı artık parçalı düzenlemelerle yönetilemez. Sadece belirli kadrolara yönelik geçici çözümler üretmek, teşkilatın genel dengelerini bozacak ve yeni adaletsizliklerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Gelir İdaresi taşra teşkilatı; görev dağılımı, kariyer sistemi, yetki alanları ve özlük haklarıyla birlikte bütüncül bir anlayışla yeniden ele alınmalıdır. Aksi hâlde bugün çözüm olarak görülen uygulamalar, yarının en büyük kurumsal sorunlarına dönüşecektir.
Tabiri caizse atılan taş ürkütülen kurbağaya değmeyecek, hatta çözülmek istenen sorundan daha büyük yapısal problemler ortaya çıkacaktır.
Gerçek reform; Gelir Uzmanlarını yönetici kadrolarına yönlendirmek değil, Gelir Uzmanlığını kendi içinde güçlü, itibarlı, yetkileri artırılmış ve hak ettiği özlük haklarına kavuşmuş gerçek bir kariyer meslek hâline getirmektir.
Çünkü güçlü kurumlar, çalışanlarını başka unvanlara geçmeye mecbur bırakan sistemlerle değil; bulundukları mesleği cazip, saygın ve sürdürülebilir kılan politikalarla inşa edilir.@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya
Kariyer Mesleklerin Özlük Hakları Merkez Teşkilatı, Taşra Teşkilatı Ayrımı Yapılmadan ACİLEN Düzenlenmelidir.
📌KPSS A Grubu sınavı
📌Kurum Özel Yarışma Sınavı
📌Sözlü Sınav
📌Yeterlik Sınavı
📌Yeterlik Sözlü Sınavı
Zorlu aşamalarından geçen kariyer mesleklerimiz, özlük hakları bakımından CAN CEKİŞİYOR.
2011 yılında, 666 sayılı KHK ile taşrada görev yapan kariyer mesleklerimiz diğer kariyer mesleklerimizin de gerisinde bırakılmıştı.
An itibariyle iki kariyer grup arasındaki maaş farkı bile asgari ücreti aşmış durumda.
Temmuz enflasyon farkı ile birlikte bu fark daha da açılacak.
📌Gelir Uzmanları
📌Muhasebe Uzmanları
📌Muhasebe Denetmenleri
📌İl Göç Uzmanları
📌SGK Denetmenleri
📌Ticaret Denetmenleri
📌Milli Emlak Uzmanları
📌Milli Emlak Denetmenleri
📌İl Planlama Uzmanları
📌Mali Hizmetler Uzmanları
Kariyer mesleklerle ilgili yapılacak özlük düzenlemesinde daha fazla desteklenmelidir ki aradaki UÇURUM daha fazla derinleşmesin.
@kariyerburosen’in kırmızı çizgisi,
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda sayılan bütün kariyer mesleklerin özlük haklarının 375 sayılı KHK’ya taşınmasıdır.
Kariyer meslekler arasında yapılacak tasnifin Merkez ya da Taşra teşkilatında çalışmalarına göre değil, somut ve objektif kriterlere göre yapılması gerektiğine inanıyoruz.
Özlük hakları bakımından yapılacak yeni tasnifin ölçülü olması sorunun kökten çözümü için ZORUNLULUKTUR.
Başuzmanlık, Başdenetmenlik kadrolarının da kariyer mesleklerimizi destekleyecek şekilde ihdas edilmesi elzemdir.
📌Üst Kurullarda görev yapan kariyer meslekler ve Teftiş elemanları
📌İnceleme-Denetim elemanları
📌Uzmanlar
Şeklinde kategorilerin oluşması var olan coğrafi ayrımdan çok daha verimli olacaktır.
Bu şekilde bir tasnif yapılırsa ve özlük hakları da ölçülü bir şekilde düzenlenirse KARİYER MESLEKLERİN ÖZLÜK SORUNU kökten ÇÖZÜLECEKTİR.
Hakkaniyetli ve adil bir düzenleme yapılana kadar @kariyerburosen ailesi olarak kariyer mesleklerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz.
@RTErdogan@_cevdetyilmaz@avabdullahguler@mehmedmus@memetsimsek@ilhan_hatipoglu@edipuzen@ahmetunluysafak
09.06.2026 tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığımız tarafından düzenlenen Çalıştay'a katıldık.
Bu verimli toplantıda, oturuma liderlik eden Mustafa KILINÇ başkanımıza, Personel Daire Başkanımız Sadık Demirbaş’a, Grup Başkanımız Kadir Çiçek’e, bu organizasyon için emek harcayan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bu şeffaf bakış açısı için Gelir İdaresi Başkanlığımıza, toplantıya katılan tüm sendikalarımızın değerli yöneticilerine ayrı ayrı teşekkür ederim.
Toplantıda ele alınan konular gerçekten Gelir İdaresi Başkanlığında görev yapan çalışma arkadaşlarımız için önemli ve öncelikli konulardı.
· Vergi Dairesi Müdür Yardımcılarına, Gelir Uzmanlarına, Devlet Gelir Uzmanlarına inceleme yetkisi verilmesi
· Kreş ve gündüz bakımevi imkanının sağlanması
· Servis ya da ulaşım kartı imkanının sağlanması
· Denetim fazla mesaisi ile ilgili hususlar
· Uzlaşma-Takdir Komisyonları huzur ücretleri
· Diğer kariyer mesleklerde bulunan yabancı dil eğitim desteğinin Gelir Uzmanlarına da sağlanması
· Teşkilatın kullandığı araçların kasko sorunu
· Avukatların vekalet ücretlerinin daha hızlı ödenmesi
· BAŞUZMANLIK modelleri
· Personel istihdam politikası
Konularının da yer aldığı pek çok konu tartışılıp, istişare edildi. Bazı öncelikli konularda; *İnceleme Yetkisi *Kreş ve Gündüz Bakımevi *Ulaşım çok daha hızlı adım atılmasında mutabık kalındı.
BAŞUZMANLIK modelleri ve Gelir Uzmanı için ayrı bir çalıştay takvimi de yapıldı.
Bu şeffaf istişare kültürü için atılan adımı kıymetli buluyor, tekrar organize eden ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. @gibsosyalmedya
Kariyer Büro Sendikası Genel Başkanı Tolga Akgül ile Ankara Şube Başkan Yardımcısı Neslihan Akgül'ü Yeni Şafak Gazetemizin Ankara Temsilciliğinde misafir ettik.
Görüşmede Taşra Teşkilatında görev yapan Kariyer Meslek mensuplarının sorunlarını detaylı bir şekilde müzakere etme imkanı bulduk. Arkadaşlarımızın tutkulu bir şekilde meslektaşlarının sorunlarını en ince detayına kadar gündeme getirmeleri takdire şayandı.
Ben de kendilerine endişelerimi ve kariyer mesleklerin genelindeki sorunları belirterek elimden gelen her türlü desteği vereceğimi belirttim.
Faydalı bir görüşme oldu. Kariyer Büro Sendikasına başarılar diliyorum. @aktulgalibey@KariyerBuroSEN
HUKUKİ MÜCADELEYE NEDEN BU KADAR ÖNEM VERİYORUZ?
Sendikaların Anayasadan ve yasalardan aldıkları 2 önemli gücü bulunmaktadır.
📌EYLEM GÜCÜ
📌Üyeleri adına her türlü idari işlem için dava tarafı olabilmesi yani HUKUKİ GÜCÜ
Sendikamız kurulduğu günden bu yana üyelerimizin hak ve menfaatlerini korumak maksadıyla yaklaşık 50 davanın tarafı olmuştur.
İlk dava açan olmak gibi bir gayretimiz de yok.
Her şeye dava açmak gibi bir gayretimiz de yok.
Sendikamız bu hukuki başarısını, üye sayısını artırmak için değil, tespit edilen ancak idareyle yapılan görüşmeler neticesinde çözüme ulaşmayacağına emin olduğu konularda, üyelerimizin menfaatlerini korumak için kullanmaktadır.
Açılan davalardaki başarımız da her konunun ne kadar ciddiyetle ve emekle ortaya çıktığını net bir şekilde göstermektedir.
Muhasebe Uzmanlarımızın, SGK Denetmenlerimizin, bizlere güvenip üye olan bütün meslek mensuplarımızın, meslekleriyle ilgili yapısal sorunların çözümü için taraf olduğumuz davalar bulunmakla birlikte açılan davaların büyük kısmı Gelir Uzmanlarının görevlendirme sorunları, bireysel işlemler ve meslek mensuplarının genelini ilgilendiren mevzuat düzenlemeleridir.
Dava sayılarını şekillendiren şey, yapısal sorunların varlığıdır. Yapısal sorunlara en fazla maruz kalan mesleklerimizin başında da maalesef gelir uzmanlığı gelmektedir.
Gelir Uzmanlığı kanunda sayılan kariyer mesleklerden bir tanesi olmasına rağmen, personel politikası yüzünden itibarı zayıflamış, kariyer mesleğe yakışır bir yapılanma içerisinde değil de memuriyet yapılanması içerisinde eritilmiş bir meslek haline gelmiştir.
Bu nedenle, Gelir Uzmanlarının görev tanımlarının ve hiyerarşik durumunun tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta düzenlenmemesi, idarenin bu sorunların çözümü noktasında istediğimiz adımları atmaması, düzenleyici işlemler için yargıya başvurmayı zorunlu kılmıştır.
Devlet Memurları açısından üst norm olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda ve Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte, kariyer mesleklerle görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında ast-üst ilişkisi kurulmaması gerektiğinin çerçevesi çizilmiştir. Bunun temel nedeni, Anayasaya dayanan SINIFLANDIRMA, KARİYER ve LİYAKAT ilkeleridir.
Hiçbir kadro yasaların ve yasalara uygun mevzuatların çizdiği çerçeve dışında sınıflandırılmamalı, idarenin takdir yetkisine göre değerlenip, değer kaybetmemelidir. Şüphesiz idarenin takdir yetkisi sınırsız değil, yargı denetimine tabiidir.
Diğer kariyer uzmanlar gibi Gelir uzmanlarının da elbette sorumlu olduğu amirler olacaktır, ancak her hatalı düzenlemeye itiraz ettiğimizde, dava açtığımızda ‘‘Gelir Uzmanları Amir Beğenmiyor’’ yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Bazı hatalar çok uzun süredir yapılıyor diye meşruiyet kazanmaz.
Kazanılan davaların, içeriğinin; hukuki kısmının değil de sistemi zora soktuğunun üst perdeden tartışılması hukuk devleti anlayışı ile de hakkaniyetle de uyuşmaz. Hatalı da olsa, ‘‘alıştığımız bir sistem var’’ dayatması neticesinde meslektaşlarımızın rahatsızlığının yok sayılması ne kadar vicdanidir?
Kariyer mesleğe yakışır yapılanma nasıl olması gerekiyorsa öyle bir hiyerarşik yapılanma istemek Gelir Uzmanlarının en doğal hakkıdır.
Diğer kariyer mesleklerde nasılsa öyle ihdas edilen ve görev yapan Gelir Uzmanlarına "ne yapalım artık memur alımı yapılmıyor" bahanesiyle; veznedarlık, icra memurluğu, yoklama memurluğu, …vb görevlendirmeler yapılması, bu hatalı sistemin devam etmesini sağlayan en önemli nedenlerden bir tanesidir.
Ezilen kendisi olmayınca, haksızlığı olduğundan küçük göstermek beraber çalışan bütün kadroların da itibarını zamanla zedelemiştir.
Nitekim var olan tabloda Gelir Uzmanı ne kadar kıymetliyse amirleri de doğal olarak o kadar kıymetli, teşkilatın en büyük parçası olan Gelir Uzmanlarının itibarı ne kadar zayıflamışsa amirlerinin de itibari o derece zayıflamıştır. BUNU GÖREMEMEK, GÖRMEK İSTEMEMEK ASIL SORUNDUR.
Bazı görevler için özelleşmiş bu kadrolara alım yapılmasına bir engel bulunmamaktadır. Ne Gelir İdaresi Başkanlığı yeni yapılanan bir kurumdur ne de Gelir Uzmanlığı yeni ihdas edilen bir meslektir. (1993) On yıllardır devam eden bu sistemsizlik, çaresizliğin değil bakış açısının eseridir. Pek hala GİB, veznedar, icra memuru, sekreter, yoklama memuru, memur, VHKİ istihdam edebilir. Önünde yasal bir engel yoktur.
İdarenin bu tercihinin bedelini sadece Gelir Uzmanları çeksin diyebilen herkesin de bu sorunda bir parça payı vardır. Gelir Uzmanlarına yapılan bu haksızlığa ses çıkarmadıkları için zamanla bir virüs gibi yayılan bu haksızlık birlikte çalışan bütün kadroları sarmış ve rahatsızlığı tahammül edilemeyecek seviyelere getirmiştir.
Sonunda Gelir İdaresi Başkanlığının taşra teşkilatında görev yapan bütün kadroların itibarlarının zayıfladığından şikayet edilir hale gelinmiş, özlük hakları da zayıflayan itibarların etkisiyle dayanılması güç bir noktada sıkışmıştır.
Gelir Uzmanları, Avukatlar arasından seçilen, eski adıyla Koordinatör Avukata karşı sorumlu tutulamaz dediğimizde ve yargı bu durumu hukuka aykırı bulduğunda, aslında avukatların itibarı ile ilgili bir tasarruf ortaya koyulmuyor. Avukatlık ciddi eğitim gerektiren ve çok önemli bir meslektir. Gelir Uzmanlığı da … Gelir Uzmanlarının avukatın ya da başka bir kadronun kalem memuru gibi değerlendirilmesi kabul edilebilir mi? Kaldı ki Gelir Uzmanlığı GİB’in en önemli personel kaynağıdır. Bir tek Gelir Uzmanlarını çıkardığınızda GİB çalışamaz hale gelir. Bu GİB’in merkez teşkilatı için de geçerlidir.
Aynı Avukatlarda olduğu gibi Vergi Dairesi Müdür Yardımcılığı ve Vergi Dairesi Müdürlüğünü kadrolarını da ŞEFLİK kadrosunu da değersiz görmüyoruz. Gelir İdaresi Başkanlığı, taşra teşkilatının personel yapısının kariyer mesleğe göre değil de düz memuriyete göre yapılanması nedeniyle, Gelir Uzmanlarına yapılan haksızlığın idarecilerin, takdir yetkisine ve vicdanına bırakılmasına İTİRAZ EDİYORUZ.
Gelir Uzmanlarına diretilen şey şudur; ‘‘kariyer meslek gibi zorlu koşullardan geçeceksiniz ancak düz memur gibi değerlendirildiğinizde sesinizi çıkarmayacaksınız’’
📌Özlük meselesi de bu konunun mütemmim cüzüdür. Vergi Dairesi Müdürlerinin özlüğü şube müdürü özlüğüne sıkışmış, bu durumda Gelir Uzmanlarının kariyer meslek olarak özlük haklarının diğer kariyer mesleklerle denk olmasına engel olur hale gelmiştir.
Kimse kusura bakmasın, Gelir Uzmanlarının özlük haklarına engel olan hiçbir hususa da Gelir Uzmanları sabretmek zorunda değildir.
Herkesin söylediği ancak davranışlarından hissedemediğimiz gerçek; ‘‘AYNI GEMİDEYİZ’’ ifadesidir. Aynı gemideyiz ancak ‘‘benim rahatım bozulacağına sen haksızlığa uğramaya devam et’’, ‘‘ben hakkımı almadan senin hak alma hayalini kurmana da izin veremem’’ bakış açısı artık vicdanlara ağır gelmektedir. Bir haksızlık uzun süre yaşandı diye haklı hale gelmez.
AYNI GEMİDE OLANLAR GEMİ BATMADAN DOĞRU İSTİKAMETE NASIL ULAŞACAKLAR?
📌Önce gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor; Vergi Dairesi Müdürlüğü, Şube Müdürlüğü statüsünden kurtulmadıkça müdürlerin ve yardımcılarının özlük sorunu çözülemez.
Bu statüde iken Gelir Uzmanlarına amirlik yapması da onları değerli kılmaz Gelir Uzmanlığını değersiz kılar ve bu sarmal döngü devam eder durur. Bunu yıllardır görüyoruz.
📌Bu döngüyü sona erdirecek çözüm yolu, idarecilerin kariyer bir unvana amirlik yapacak bir statüye sahip olacakları yeni bir unvan elde etmeleridir. Ancak tek başlarına yani sadece onlar özelinde yapılacak bir düzenleme ile bunu elde etmeleri hukuken mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi, sınıflandırma, kariyer ve liyakat temel ilkeleri gerekçesiyle bu geçişi hukuka aykırı bulmuştur.(Bkz. İŞKUR İl Müdürünün istihdam uzmanlığa atanması ile ilgili karar)
Bu sorunun yeni bir teşkilat yapısı içerisinde yeni unvanlarla çözülmekten başka çaresi kalmadı.
Bu gerçeğe göre değil de yirmi yıl önceki gerçeklere göre hareket edilirse Vergi dairesi Müdürleri sadece kendi sorunlarını çözememekle kalmayacak, Gelir Uzmanlarının da işini zorlaştırmaya devam edeceklerdir.
Ancak Gelir Uzmanları için tek yol bu değildir. Aylardır ülkemizin en önemli hukukçularıyla tartıştığımız ve bir iki ay içerisinde açacağımız Merkez Taşra ayrımına ilişkin davamızdan da ümitliyiz, yaptığımız görüşmeler neticesinde seçim öncesinde siyasetin bir kararı ile daha önce denk olunan diğer kariyer mesleklerle denk özlük haklarına sahip olabileceğimizden de ümitliyiz.
Aynı gemideysek tek yol ‘‘BAŞUZMANLIK MODELİ’’
Birlikte başka bir çıkış yolu var ancak biz bilmiyorsak dinlemeye de hazırız. Acı gerçek, zamanın daraldığıdır.
Ezcümle, Gelir Uzmanlığı, Muhasebe Uzmanlığı, SGK Denetmenliği, Muhasebe Denetmenliği, İl Planlama Uzmanlığı, İl Göç Uzmanlığı, Vergi İstihbarat Uzmanlığı, Milli Emlak Uzmanlığı, Milli Emlak Denetmenliği, Ticaret Denetmenliği ... kanunda sayılan kariyer mesleklerdir ve kariyer mesleğe uygun çalışma koşullarına ulaşana kadar Kariyer Büro Sendikası mücadele etmeye devam edecektir.
Birlikte mücadele etmeye de
Tek başına mücadele etmeye de
Haklı olduğumuz konularda herkesle mücadele etmeye de HAZIRIZ.
KAMUOYUNA DUYURU
20/08/2011 günlü, 28031 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir İdaresi Başkanlığı Hukuk Müşavirliği Görevleri ile Avukatların Mesleğe Alınmaları, Davaların Takip Usulü ve Çalışmaları Hakkında Yönetmeliğin; 25/06/2025 günlü, 32937 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile yeniden düzenlenen 24. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “diğer personel” ibaresi, Gelir Uzmanları ve Gelir Uzman Yardımcıları yönünden kariyer ve liyakat ilkelerine aykırı bir astlık-üstlük ilişkisi doğurması nedeniyle Sendikamız tarafından yargıya taşınmıştır.
Danıştay 2. Dairesi, söz konusu dava kapsamında yaptığı değerlendirmede; kariyer meslek mensubu olan Gelir Uzmanları ve Gelir Uzman Yardımcılarının “diğer personel” kapsamında değerlendirilmesi suretiyle, B grubu avukat kadrosunda görev yapan bir personelin müdür olarak görevlendirildiği durumlarda bu kişilere karşı sorumlu tutulduğunu, bu durumun ise taraflar arasında hukuken sorunlu bir hiyerarşik ilişki doğurduğunu açıkça tespit etmiştir.
Mahkeme, bu tespitten hareketle; anılan düzenlemenin Gelir Uzmanları ve Gelir Uzman Yardımcıları bakımından uygulanmasının hukuka aykırılık taşıdığına hükmetmiş ve “diğer personel” ibaresinin bu Gelir Uzmanları ve Gelir Uzman Yardımcıları yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.
Bu kararın temel dayanağını, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan “sınıflandırma, kariyer ve liyakat” ilkeleri oluşturmaktadır. Zira Gelir Uzmanlığı; A grubu kariyer bir meslek olup, bu statünün gerektirdiği mesleki konumun idari düzenlemelerle zedelenmesi hukuken kabul edilemez.
Gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; Gelir İdaresi Başkanlığı’nın özellikle taşra teşkilatındaki mevcut personel rejimi, kariyer ve liyakat ilkeleriyle tam anlamıyla uyumlu değildir. Bu durum yalnızca Gelir Uzmanlarını değil, taşra teşkilatında görev yapan tüm personeli ilgilendiren; hem özlük hakları hem de kurumsal hiyerarşi bakımından yapısal bir soruna işaret etmektedir.
Sendikamıza göre bu yapısal sorunun kalıcı ve hakkaniyetli çözümü, “Kapsayıcı Baş Uzmanlık” modelinin hayata geçirilmesidir. Bu model, kariyer meslek yapısını güçlendiren, liyakati esas alan ve kurumsal hiyerarşiyi sağlıklı bir zemine oturtan bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır.
Bu çerçevede; başta idare olmak üzere konunun tüm muhataplarını, mevcut durum daha da içinden çıkılmaz bir hal almadan sorumluluk almaya, gerekli düzenlemeleri yapmaya ve çözüm odaklı adımlar atmaya davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
#KariyerBüroSendikası
#KariyerBüroSen
Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatında, personel rejiminde köklü değişikliklere ihtiyaç var.
Gelir Uzmanının
Vergi Dairesi Müdür Yardımcısının
Vergi Dairesi Müdürünün
Grup Müdürünün
Birlikte tek çıkış yolu var. BAŞUZMANLIK MODELİ
@KariyerBuroSEN@memetsimsek@ilhan_hatipoglu@aerdemcantimur@gibsosyalmedya
https://t.co/vJ3C1oRApg
Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde görev yapan Gelir Uzmanları ve Uzman Yardımcılarının mesleki statüsünü doğrudan ilgilendiren önemli bir konuda yürütülen hukuki mücadelemiz sonuç vermiştir.
“A Grubu” kariyer meslek mensuplarının, “B Grubu” kadroda yer alan avukatlara karşı sorumlu tutulmasına yönelik; kariyer, liyakat ve idari hiyerarşi ilkeleriyle bağdaşmayan uygulamaya karşı açılan davamız neticesinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Verilen bu karar; yalnızca hukuki dayanağı bulunmayan bir uygulamanın durdurulması değil, aynı zamanda mesleki itibarımızın ve kariyer meslek statümüzün korunması adına önemli bir kazanım niteliği taşımaktadır. Kararın gerekçeleri, meselenin özünü açık biçimde ortaya koymakta; Vergi Baş Uzmanlığı sisteminin ne denli elzem ve kaçınılmaz olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Bugün “B kadro” kapsamında değerlendirilen bir meslek grubu hakkında verilen bu kararın, ilerleyen süreçte benzer statüdeki diğer meslekler açısından da emsal teşkil edeceği değerlendirilmektedir.
Mesleki itibarımızı, liyakat esasını ve hiyerarşik haklarımızı savunma kararlılığımızın devam ettiği vurgulanmakta; elde edilen bu kazanımın tüm meslektaşlarımıza ve taşra uzmanlarımıza hayırlı olması temenni edilmektedir.
Bu çerçevede; bu tür kararlar ve henüz nihai yargı süreci tamamlanmadan önce, aynı çatı altında görev yapan ve özlük hakları uzun süredir ihmal edilen çalışanların huzurunun daha fazla bozulmaması, belirsizliklerin derinleşmemesi adına kapsamı genişletilmiş, bütüncül ve kalıcı çözüm yollarının ivedilikle değerlendirilmesi artık kaçınılmaz hale gelmiştir.@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya@HmbSosyalMedya
Sayın Ahmet Ünlü,
Verdiğiniz örneği okuyunca akla şu meşhur hikâye geliyor:
Bir ortamda kurban meselesi konuşulurken biri söz alır ve anlatmaya başlar:
“Vaktiyle çocuğu olmayan Hz. Davut dua etmiş: ‘Yarabbi bana bir kız evlat ver, onu da kurban edeyim.’ demiş. Duası kabul olmuş, kızının adını Ayşe koymuş. Yıllar sonra sözünü yerine getirmek için kızını kurban etmeye götürmüş. Tam o sırada Azrail gökten inmiş ve ‘Dur, kızını bırak, şu keçiyi kurban et.’ demiş.”
Hikâyeyi dinleyenlerden biri dayanamayıp şöyle der:
“Yahu bu hikâyenin neresini düzelteyim?
Hz. Davut değil İbrahim,
kız değil erkek,
Ayşe değil İsmail,
Azrail değil Cebrail,
keçi değil koç!”
Sizin verdiğiniz örnek de maalesef tam olarak böyle; konunun özüyle ilgisi olmayan, yanlış bir kıyas üzerinden değerlendirme yapılmış.
Profesör ile uzman doktor kıyaslaması üzerinden “adalet” aramak, merkez–taşra ayrımından doğan yapısal sorunu görmezden gelmektir. Bizim anlattığımız şey; aynı kariyer havuzundan gelen, benzer sınav süreçlerinden geçmiş, hatta bazı dönemlerde aynı sınavla mesleğe girmiş unvanlar arasındaki uçurumdur.
Ekli tabloda açıkça görülüyor:
666 sayılı KHK öncesinde;
• Gelir Uzmanı: 2.289 TL
• Devlet Gelir Uzmanı: 2.493 TL
• Kültür Uzmanı: 2.083 TL
➡️ Farklar sınırlı ve makul.
666 sayılı KHK sonrasında;
• Gelir Uzmanı: 2.606 TL
• Devlet Gelir Uzmanı: 4.057 TL
• Kültür Uzmanı: 4.057 TL
➡️ Denge bozulmaya başlıyor.
Güncel durumda ise;(2024)
• Gelir Uzmanı: 60.568 TL
• Devlet Gelir Uzmanı: 80.651 TL
• Kültür Uzmanı: 80.651 TL
➡️ Makas tamamen açılmış durumda.
Yani sorun teorik değil, somut ve ölçülebilir bir adaletsizliktir.
Üstelik sizin verdiğiniz örneğin aksine, burada kıyaslanan yapılar birbirinden kopuk değil:
Devlet Gelir Uzmanları ile Gelir Uzmanları aynı yerde, aynı serviste, aynı masada, yan yana aynı işi yapmaktadır.
Ancak buna rağmen özlük hakları yetersiz bırakılmış ve aradaki maaş farkı bugün 30–35 bin TL seviyesine ulaşmıştır.
Bugün;
• Gelir Uzmanları
• SGK Denetmenleri
• Mali Hizmetler Uzmanları
• Muhasebe Uzmanları
• İl Göç ve İl Planlama Uzmanları
• Ticaret ve Milli Emlak Denetmenleri
• Vergi İstihbarat Uzmanları
gibi taşra kariyer meslekleri sistematik şekilde geri bırakılmıştır.
Üstelik çoğu zaman göz ardı edilen önemli bir husus var:
Taşra uzmanı sayılan bazı mesleklerde de YDS ve tez şartı bulunmaktadır.
Yani nitelik açısından da iddia edildiği gibi bir ayrım söz konusu değildir.
Burada özellikle belirtmek gerekir:
Merkez kariyer mesleklerimiz son derece önemlidir ve mevcut maaşlarının da yeterli olduğu söylenemez. Bu mesele bir kesimi diğerine karşı konumlandırma meselesi değildir.
Ancak gerçek şu ki;
en fazla mağduriyet taşra uzmanlarında oluşmuştur.
Mesele “merkez olalım” değil,
aynı işi yapanlar arasındaki bu uçurumun hakkaniyetli şekilde kapatılmasıdır.
Kariyer meslekler arasında fark olabilir, evet.
Ama bu farkın da bir ölçüsü, dengesi ve adabı olmalıdır.
Bugün yaşanan şey fark değil,
kontrolden çıkmış bir makas.
Yapılması gereken;
tüm kariyer mesleklerin özlük haklarını birlikte iyileştirirken,
özellikle taşra uzmanları aleyhine açılan bu makasın adil bir seviyeye çekilmesidir.
Konuya bu çerçeveden bakıldığında, verilen uç örneklerin değil,
aynı masada aynı işi yapanların yaşadığı gerçeklerin konuşulması gerektiği daha net anlaşılacaktır. @KariyerBuroSEN
Genel Başkanımız Sayın Tolga AKGÜL ve Genel Yönetim Kurulumuz tarafından, Adalet ve Kalkınma Partisi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Milletvekili Sayın Süleyman ŞAHAN’a ziyaret gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmede; kariyer meslekler arasında süregelen merkez-taşra ayrımı, özlük haklarına ilişkin sorunlar ve maaş dengesizlikleri kendilerine iletilerek, sorunların çözümüne yönelik karşılıklı değerlendirmelerde bulunulmuştur. Nazik kabulleri ve göstermiş oldukları misafirperverlik için Sayın Vekilimeze teşekkür ederiz.
@suleymansahan66@kariyerburosen
GELİR UZMANLARINA İNCELEME YETKİSİ VERİLMESİ, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI AÇISINDAN YAPISAL BİR ZORUNLULUKTUR
Gelir İdaresi Başkanlığının temel amacı; vergiye gönüllü uyumu artırmak, kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadele etmek ve kamu gelirlerini sürdürülebilir biçimde güvence altına almaktır. Bu amaçlara ulaşabilmenin ön koşulu ise risk analizi, tespit ve yaptırım süreçlerinin hızlı, bütünleşik ve etkin biçimde işletilmesidir.
Risk Analiz Genel Müdürlüğünün Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesine dâhil edilmesiyle birlikte, vergi risk analizinin doğrudan vergi toplama, beyan kontrolü ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele fonksiyonlarıyla aynı kurumsal yapı içerisinde yürütülmesi sağlanmıştır. Bu yapısal bütünleşme; veri paylaşımını kolaylaştırmış, karar alma süreçlerini hızlandırmış ve Başkanlığın operasyonel kapasitesini artırmıştır. Ancak bu reformun sahada gerçek ve somut sonuçlar üretebilmesi, risk analizinden çıkan tespitlerin gecikmeksizin incelemeye dönüştürülebilmesiyle mümkündür.
Bu noktada Gelir Uzmanlarının inceleme yetkisine sahip olmaması, Gelir İdaresi Başkanlığının işleyişinde önemli bir yetki ve süreç boşluğu oluşturmaktadır. Gelir Uzmanları; mükellefi yakından tanıyan, beyan süreçlerine hâkim olan, risk analiz verilerini sahada ilk elden değerlendiren ve tespitleri fiilen gerçekleştiren meslek mensuplarıdır. Buna rağmen, yüksek riskli mükellefler hakkında yapılan tespitlerin başka birimlere aktarılması zorunluluğu; zaman kaybına, iş yükü artışına ve kurumsal etkinliğin azalmasına neden olmaktadır.
Risk tespiti ile inceleme arasındaki bu kopukluk;
•Gelir İdaresi Başkanlığının müdahale hızını düşürmekte,
•Caydırıcılık etkisini zayıflatmakta,
•Mükellef uyumunu olumsuz etkilemekte,
•Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede hedeflenen sonuçların alınmasını güçleştirmektedir.
Bu nedenle Gelir Uzmanlarına inceleme yetkisi verilmesi, idari bir tercih değil; Gelir İdaresi Başkanlığının görev ve sorumluluklarıyla doğrudan bağlantılı yapısal bir zorunluluktur. Bu yetkinin tanınması; risk analizinden elde edilen bulguların, sürecin başından itibaren dosyaya hâkim olan personel tarafından sonuçlandırılmasını sağlayacak, tespit–inceleme–yaptırım zincirini kesintisiz hâle getirecektir.
“Tek risk platformu, tek liste, tek sorumlu” anlayışıyla şekillendirilecek bu yapı; Gelir İdaresi Başkanlığının hem stratejik karar alma kapasitesini hem de sahadaki uygulama gücünü önemli ölçüde artıracaktır. Gelir Uzmanlarına inceleme yetkisi verilmesi; yalnızca mesleki bir beklenti değil, kamu gelirlerinin korunması, vergi adaletinin sağlanması ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin güçlendirilmesi açısından tamamlayıcı ve zorunlu bir reform adımıdır.
Sonuç itibarıyla; Risk Analiz Genel Müdürlüğünün Gelir İdaresi Başkanlığına bağlanmasıyla başlayan yapısal dönüşümün amacına ulaşabilmesi için Gelir Uzmanlarına inceleme yetkisinin tanınması kaçınılmazdır. Bu düzenleme, Gelir İdaresi Başkanlığının kurumsal bütünlüğünü güçlendirecek ve etkin, hızlı ve sonuç odaklı bir gelir yönetimi sisteminin tesisine doğrudan katkı sağlayacaktır.@gibsosyalmedya@KariyerBuroSEN@HMBakanligi
Risk Analizi Genel Müdürlüğü ile Gelir İdaresi Başkanlığı Arasında Kurumsal Entegrasyonun Gerekliliği
Vergi kayıp ve kaçağıyla mücadelede risk analizi süreçleri, vergi idaresinin en kritik unsurlarından biridir. Hangi mükellefin vergi güvenliğini tehdit ettiği, hangi sektörlerde olağan dışı faaliyetler yaşandığı ve kayıt dışı ekonominin hangi alanlarda yoğunlaştığı, doğru yapılan bir risk analizi ile tespit edilebilir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Risk Analizi Genel Müdürlüğü (RAGM), bu kapsamda yüksek riskli mükellefleri tespit ederek liste halinde Gelir İdaresi Başkanlığı’na (GİB) iletmektedir. Ancak benzer nitelikteki çalışmalar, GİB bünyesindeki SARP ve KDVİRA gibi sistemler aracılığıyla da yürütülmektedir. Bu durum, bazen aynı mükellef hakkında iki ayrı kurum tarafından eş zamanlı tespit yapılmasına yol açmakta; sahadaki Gelir Uzmanlarının aynı dosya üzerinde iki kez işlem yapmasına neden olmaktadır.
Vergi idaresinin sınırlı kaynaklarının en etkin biçimde kullanılabilmesi için risk analizi süreçlerinin tek elde toplanması gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçevede, RAGM’nin GİB bünyesine dâhil edilmesi; görev, yetki ve veri altyapısının bütünleştirilmesiyle kurumsal verimliliğin artırılması ve mükerrer uygulamaların ortadan kaldırılması mümkün olacaktır.
Böylesi bir yapısal değişiklik yalnızca kurumsal uyumu sağlamayacak, aynı zamanda sahadaki uygulama kapasitesini de güçlendirecektir. Zira risk analizinden çıkan tespitlerin, bu veriye doğrudan hâkim olan ve sürecin başından itibaren dosyayı bilen personel tarafından işleme alınması, hem isabet oranını yükseltecek hem de müdahale hızını artıracaktır. Bu noktada Gelir Uzmanlarına inceleme yetkisi verilmesi, kanaatimce reformun tamamlayıcı bir unsuru olarak değerlendirilmelidir.
Gelir Uzmanları, mevcut sistemde risk tespitini çoğunlukla yoklama veya bilgi toplama aşamasında değerlendirseler de tam anlamıyla inceleme yapma yetkisine sahip değildir. Bu yetki boşluğu, tespit ile yaptırım arasındaki sürecin uzamasına neden olmakta; yüksek riskli mükellefler hakkında hızlı aksiyon alınmasını güçleştirmektedir. İnceleme yetkisi, iş süreçlerini hızlandıracak, mükellef uyumunu artıracak ve risk analizinin sahada gerçek bir sonuca dönüşmesini sağlayacaktır.
Sonuç olarak; RAGM’nin GİB’e bağlanması, veri ve analiz süreçlerinin bütünleştirilmesi ve Gelir Uzmanlarına inceleme yetkisinin tanınması, vergi idaresinde hem stratejik hem de operasyonel düzeyde etkinlik sağlayacaktır. “Tek risk platformu, tek liste, tek sorumlu” anlayışıyla kurgulanacak bu yapının, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede güçlü bir adım olacağı kanaatindeyim.
@HMBakanligi@gibsosyalmedya
Devlet Memurları Kanununda kariyer meslekler sayılmış,
Gelir Uzmanları
Sgk Denetmenleri
Muhasebe Uzmanları
İl Göç Uzmanları
İl Planlama Uzmanları
Ticaret Denetmenleri
Milli Emlak Denetmenleri
Milli Emlak Uzmanları
Mali Hizmetler Uzmanları
Muhasebe Denetmenleri
Vergi İstihbarat Uzmanları
Ürün Denetmenleri
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kariyer meslek ama özlük düzenlemesinde YOK.
#nedenyok
@RTErdogan@_cevdetyilmaz@mustafaelitas@avabdullahguler@memetsimsek@mehmedmus@cemkucuk55@cuneytozdemir