Aile terbiyesiyle nazik davranıyorsun, seni zayıf zannediyorlar. Herkes kendini överken ihtiyacın olmadığı için susuyorsun, kimseyi tanımıyor zannediyorlar. Tazmanya canavarı olmadan yaşamak mümkün değil mi?
Söz orucu da tutmalı insan, bakış orucu, öfke orucu, gürültü orucu, dedikodu orucu. Ekran orucu. Ben orucu.Kulaktan ve gözden her şey girmemeli, ağız boş lakırdıya ve kötü söze kapanmalı. Dürtülerin şaha kaldırıldığı bir çağda, duyunun terbiyesi. Bunun için eşsiz bir aydayız.
Yaşama dair en güzel yatıştırıcılardan biri heves.Ertesi güne başlamaya, kendine güzel bir kahve demlemeye, sabah erken uyanıp yürüyüş yapmaya, bizzat yaşamın kendisine duyulan heves. İnsan böyle hissettiğinde içindeki karanlıklara gedikler açılıyor, yaşam içimize oradan sızıyor
Çevrenin İnsana Etkisi.
“Hep kötüyü konuşursak, dünya hep kötü görünür. O yüzden güzel insanlarla, umutlu insanlarla, taşı taşın üstüne koyan, bir şeyleri inşa etmek isteyen insanlarla bir arada olmak lazım...”
—Kemal Sayar
Bu yaşımda, onca kitap okuduktan ve okumayı hayatımın ilk sırasına koyduğumu anladıktan sonra fark ettim ki ben çoğu zaman kitap okumuyorum; kitaplara kaçıyorum. Dünya düzenine ve hayata ancak böyle tahammül edebiliyorum.
Geleceği kontrol etmeye çalışmak değil, kontrol edemediğini kabul etmek özgürleştiriyor. Hiçbir sebebe fazla güvenme, elinden kayıp gitmeyecek hiçbir şey yok. Her şeyin geçici olduğu bir dünyada, içinde bulunduğun an kıymetli.
Hakkını ver.