İsmet Özel:
“Türkiye'de kadınlar kocalarına veyahut oğullarına 'Ben senden yüksek gelir beklemiyorum, ben sadece senin helal para kazanmanı istiyorum' deseler, Türkiye'nin yüzü birdenbire değişir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM kürsüsünden Sezai Karakoç’un dizeleriyle seslendi:
"Onlar sanıyorlar ki,
biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak...
Tarihin azabından kurtulsalar,
Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar."
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın ortaya koyduğu 2026–2035 Aile ve Nüfus On Yılı vizyonu doğrultusunda; aileyi, çocuklarımızı ve gençlerimizi her türlü istismar, müstehcenlik, suç ve zararlı içerikten korumaya yönelik mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu kapsamda bugün, 81 ilimizdeki 175 ağır ceza Cumhuriyet Başsavcılığımıza kapsamlı bir yazı gönderdik.
Başsavcılıklarımızdan;
- Çocukları ve gençleri hedef alan müstehcen ve suç içerikli faaliyetlere ilişkin ihbarların gecikmeksizin değerlendirilmesini,
- Dijital delillerin derhal tespit edilerek muhafaza altına alınmasını,
- Gerekli hâllerde içerik çıkarma ve erişim engelleme tedbirlerinin uygulanmasını,
- Organize yapı şüphesinde örgütlü suç hükümlerinin devreye alınmasını,
- Suçtan gelir elde edildiğine dair emare bulunması hâlinde eş zamanlı mali soruşturma yürütülmesini,
- Mağdur çocukların ikincil örselenmesini önleyecek koruyucu tedbirlerin eksiksiz uygulanmasını,
- İlgili kurumlarla güçlü ve sürekli koordinasyon sağlanmasını istedik.
Çocuklarımızın üstün yararı bizim için tartışmaya açık değildir. Aile kurumunu, gençlerimizin geleceğini ve toplum düzenimizi hedef alan hiçbir suç yapılanmasına müsamaha göstermeyeceğiz.
Dijital mecralarda da fiziki dünyada da hukuk devletinin gereğini kararlılıkla yerine getireceğiz.
Ailemizi koruyacağız.
Çocuklarımızı koruyacağız.
Geleceğimizi koruyacağız!
Anayasa değişikliğinin gündemde olduğu bu dönemde, belediye sisteminin geleceği de cesaretle tartışılmalıdır. Yerel irade seçilmiş il meclisleriyle korunmalı; belediye hizmetleri ise israfı, borçlanmayı ve yetki karmaşasını önleyecek şekilde valilik çatısı altında yürütülmelidir.
Bir kaç gün önce bir arkadaşa araç almaya gittik. Dört tosun satmıştı ve bir de bu yıl kayısı parasını eklemişti üzerine. Toplam hepsi 700 bün civarı bir şey. Önceden bulduğu 2010 model bir Volvo s40. Araç oldukça bakımsızdı. Bir tur atayım dedim traktöre binmişim gibi hissettim kendimi. Bir saat pazarlık sürdü. Ona göre fiyat düşürmesini istedik. Neticede 10 bin lira için anlaşamadılar.
Geri tarafta eski İçişleri bakanı İdris Naim Şahin’in şahsına tahsis edilmiş sırf 3 resmî araç. Hepsi en üst model araçlar. Bunların yakıtları, bakımları, çakarlı, Şöfür maaşları ve trafikte ki pozisyonları. Her biri bir şehirde bulunuyormuş. Hangi şehire giderse güya onu kullanıyormuş. (Kendi beyanı.) Fakat araçların PTS kayıtları öyle demiyor. Her gün gezmişler. Araçların gündeme gelmesi nedeni “Kuriş suç örgütü” liderine tahsis edildiği ortaya çıkması.
Şunu belirtmek istiyorum. Bir yandan etiyle canıyla baktığı hayvanları satarak hurda bir araç alıp kullanmak isteyen vatandaş. Öte yandan bakanlık yaptı diye şahsına sunulan konfor listesi. Ve nice İdris Naim Şahin’ler var olduğunu düşünürsek. İşte bu adalet dağılımındaki dengesizlikler eşitlenmedikçe kimse mutlu, huzurlu olmayacak bu ülkede.
A proposed pledge for Elon Musk.
An opportunity to put your money where your mouth is. If money won’t matter in 2036, why don’t you pledge to donate your current wealth of approximately $1 trillion to charity no later than 2036. This would establish with great credibility your belief in the powers of AI and technology. It would also assuage many people around the world who are worried about the political and social influence of billionaires and trillionaires.
PS. The charities chosen for this should be approved as effective and non-ideological by an impartial body.
Money Won't Matter in 2036 - Elon Musk. https://t.co/GOUfzacYZc via @YouTube
History has shown for centuries that during the Ottoman period, Jews, Christians, and Muslims lived in peace. If you had acted in the same way in 1948, today's bloodshed would not have occurred, and not a single Muslim or Jew would have lost their life. The Ottomans should be your example and guide, not your enemy. Today, the dreams of Turkish ministers and governors are not about the desire to rule, but about service, to bring peace to those holy lands that you failed to achieve.
ההיסטוריה העידה במשך מאות שנים כי בתקופה העות'מאנית, יהודים, נוצרים ומוסלמים חיו בשלום. אילו הייתם פועלים באותה גישה ב-1948, שפיכות הדמים של היום לא הייתה מתרחשת, ואף מוסלמי או יהודי לא היה מאבד את חייו. העות'מאנים צריכים להיות דוגמה ומדריכה עבורכם, לא אויבכם. כיום, חלומותיהם של שרים ומושלים טורקים אינם נוגעים לרצון לשלוט, אלא לשירות, להביא שלום לאותן אדמות קדושות שלא הצלחתם להשיג. @RTErdogan@mustafaciftcitr
Geçen hafta “çevrenizdeki fakirlere et yerine para verin” diyerek zekâtı keşfetmişlerdi. Şimdi mehir akdini öğrendiler... İnşallah 2-3 hafta içinde namazı da keşfedip başlayacaklar.
Sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.
Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.
Bu tür sözlerin bir "fıkra" veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Aslında “2000 yıl önceki insanlar hâlâ yaşıyor” denmiyor.
O insanların yaydığı ışığın hâlâ uzayda yolculuk ettiği anlatılıyor.Çünkü ışık anında ulaşmıyor.
2000 ışık yılı uzaktaki biri bugün Dünya’ya bakarsa, ışığın ona ulaşması 2000 yıl sürdüğü için Roma İmparatorluğu dönemini görür.Yani evrene baktığımızda aslında geçmişe bakıyoruz:
Uzay, dev bir zaman makinesi gibi çalışıyor.