Devletime ! Vatanıma ! Birliğimize ! sırtlanlar gibi saldıran soytarılar zayıf anını bekleyen alçaklara en güzel cevabımızdır. Bunuda atlatırız. !!!! Kimin ne olduğunu unutmadık ! Acımız var susuyoruz. Geçmişte hiç bir başarısı olmayan çöpler ahkam kesmesin. 🇹🇷
Soldaki daha teğmen olduğu gün Devlete Millete Başkomutanına kılıç çeken ve Kapıya konulan BİM,e Kasiyer olan Ebru diğer yanda ise Devletinin Milletinin ve Baş komutan Recep Tayyip Erdoğan’ın emrinde General olan Özlem Karapınar..
Demekki Erdoğan Hak edeni hak ettiği yere,makama getiriyor
Tuzla’ya Yönelik Kin ve Hırsın
Tutarsızlıklar Manzumesi
Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’ün AK Partimize katılmasının ardından, şahsıma ve geçmiş dönem Tuzla Belediyesi uygulamalarına yönelik yeni bir itham ve iftira kampanyası başlatılmıştır.
CHP Genel Başkanı, İstanbul İl Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili’nin peş peşe yaptığı açıklamalar, birbirinden bağımsız değerlendirmeler değil; Silivri’den gelen yönlendirmeler doğrultusunda yürütülen siyasi bir karalama kampanyasının parçalarıdır.
Bu kampanyanın merkezine ise Tuzla’da uygulanan emsal transferi konusu yerleştirilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyelerinin imar uygulamalarını denetleyen en yüksek yerel idari mercidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2019 yılından bu yana CHP tarafından yönetilmektedir. Madem ortada iddia edildiği gibi “asrın imar yolsuzluğu” vardı, neden bugüne kadar tek kelime edilmedi? Neden bu iddialar, Tuzla Belediye Başkanı’nın AK Partimize katılmasının hemen ardından ortaya atıldı?
Gerçek açıktır: Tuzla’daki emsal transferi uygulamasının hukuki dayanağı, 2016 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinden geçen plan notlarıdır. Bu uygulama sayesinde vatandaşların mülkiyet sorunları çözülmüş; kentsel dönüşümün önü açılmış, park, okul, yol, cami ve sağlık tesisi gibi kamusal alanlar belediyeye kazandırılmıştır.
Örneğin imar planında okul alanında kalan bir parselin sahibi, o parsel üzerinde yapılaşamaz. Parselin yapılaşma hakkı başka bir alana aktarılır; okul alanında kalan parsel ise kamunun kullanımına kazandırılır. Dolayısıyla ortada “hayali” bir işlem değil; plan kararına dayanan, taşınmaz ve imar hakkı üzerinden yürütülen açık bir uygulama bulunmaktadır.
Emsal transferleri sonucunda Tuzla Belediyesinin mülkiyetine yaklaşık 380 bin metrekare brüt kamusal alan geçmiştir. Emsal transferine konu 902 parselde gerçekleştirilen toplam inşaat alanı ise yaklaşık 400 bin metrekaredir.
Bu inşaatların tamamı hak sahipleri tarafından yapılmış ve yine başka hak sahipleri tarafından kullanılmıştır. Belediyenin bütçesinden herhangi bir para çıkmamış, belediyeye ait herhangi bir taşınmaz veya mal vatandaşlara verilmemiştir. İşlemler bütünüyle hak sahipleri arasında gerçekleşmiş; buna karşılık kamuya yüz binlerce metrekarelik alan kazandırılmıştır.
Buna rağmen, 2016’dan itibaren yapılan tüm işlemlerin toplamı yaklaşık 400 bin metrekare iken, 520 bin metrekarelik “fazladan ve hayali emsal transferi” olduğu iddiası, gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan, akıl ve matematik dışı bir iddiadan ibarettir. Ardından bu hayali alan, gerçekle ilgisi bulunmayan çarpanlarla güncel emlak değerleri üzerinden hesaplanarak “40 milyarlık yolsuzluk” iddiası üretilmektedir. Ortada olmayan bir metrekareyi varmış gibi kabul edip, ardından onu uydurma birim değerlerle çarparak “asrın yolsuzluğu” sonucu çıkarmak; ancak talimatla hareket eden, siyasi saldırı emriyle konuşan kişilere mahsus bir iddia biçimidir ve bütünüyle yalandır.
Olmayan metrekareler, olmayan değerlerle çarpılmakta; belediyenin para veya mal çıkışının bulunmadığı, vatandaşlar arasında gerçekleşen işlemler belediye kaynaklı bir yolsuzlukmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu hesap ne teknik gerçeklerle ne de temel matematikle bağdaşmaktadır.
Sözün özü; Tuzla Belediye Başkanı’nın AK Partimize katılmasının ardından, Silivri’den alınan yönlendirmelerle yeniden gündeme getirilen bu iddialar, gerçeği ortaya çıkarmaya değil, şahsımı ve geçmiş dönem Tuzla Belediyesi yönetimini karalamaya yöneliktir.
Tuzla’ya kazandırılan yüz binlerce metrekarelik kamusal alanı yok sayan; vatandaşların mülkiyet sorunlarını çözen bir uygulamayı yolsuzluk gibi göstermeye çalışan bu açıklamalar, siyasi kin ve hırsla oluşturulmuş bir tutarsızlıklar manzumesinden ibarettir.
Saygılarımla.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
Şu selalar, göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan edişinin sembolüdür.
Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun... 🇹🇷
Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum:
10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde.
Bugün dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor; Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor.
Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor.
Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız; tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız; birbirimizi Allah için sevecek; her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle, birlikle, dayanışmayla esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
Milletimizi hiç tanımadılar.
Bu aziz millet, dün olduğu gibi #15Temmuz’da da emperyalizme ve kuklalarına geçit vermedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; kahraman Polisimizin, Mehmetçiğimizin ve canı pahasına meydanlara koşan aziz milletimizin omuz omuza verdiği mücadele, tarihimize altın harflerle yazılmış bir bağımsızlık destanı oldu.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize minnet; kahraman Polisimize, Mehmetçiğimize ve aziz milletimize şükranla…
Allah devletimizi ve milletimizi daim eylesin; birliğimizi ve beraberliğimizi muhafaza etsin, iç ve dış düşmanlarımıza fırsat vermesin. 🇹🇷
They never understood our nation.
On July 15, as in the past, this great nation would not yield to imperialism and its puppets. This struggle was waged under the leadership of President Recep Tayyip Erdogan, as our heroic police, our heroic soldiers, and our noble nation — who rushed to the squares at the risk of their lives — stood shoulder to shoulder. It became an epic of independence etched in golden letters upon our history.
May Allah have mercy on our martyrs. Gratitude to our veterans, our heroic police, our heroic soldiers, and our noble nation…
May Allah make our state and our nation everlasting. May He preserve our unity and solidarity, and give no opening to our enemies, at home and abroad. 🇹🇷