Taşrada, bilhassa merkez nufüsu 500 binden az olan yerlerde yaşayan memur, bürokrat, yerel yönetim çalışanları bu söylediklerime hak vereceklerdir.
Taşrada "çok zengin" bir adam modeli vardır. Belediye başkanıyla, valilerle, kaymakamlarla, emniyetle, yargı bürokrasisiyle arası her dönem ve hep iyidir. Kendini dokunulmaz ve hukukun, yasanın üzerinde görür. 'Bi ruhsat işimiz vardı, çözüversek'ten başlayıp 'bizim oğlan bi kavgaya karışmış, onu bi şey yapsak'tan 'ne olmuş dereye biraz kimyasal karışıyorsa fabrikadan, 500 kişiye ekmek veriyom'a kadar uzanır yediği herzeler.
Bu model, bütün denetimlerden, bütün yasal zorunluluklardan münezzehtir çünkü çok güçlüdür güya. Siyaseti çift yönlü olarak finanse etmek, yerel medyaya para sıkıp istediğini yazdırmak ve işini görmeyen bürokratı "Angaradaki" adamlarıyla hizaya getirmek gibi alışkanlıkları vardır.
Bolu'da yanan bir otelde, Maraş’ta kolonu kesilmiş bir binada, Kırklareli'nde dere yatağına yapılan bungalovlarda, Malatya'da altı su dolu bostanlık araziye dikilen bilmem kaç katlı binalarda çıkarlar karşımıza.
Türkiye'nin halletmesi gereken "dip sorun"lardan biri, belki de birincisi budur.
Maalesef ki dünyayı ve bölgeyi hep manevi değil, maddi unsurlar üzerinden yorumluyoruz. Gazze yerle bir olmuşken Hamas ne zaferi kazandı diyoruz. Halbuki Gazzeliler madden yıkılsa da manen ayakta. İsrailliler moral olarak çökmüş ve maddi açıdan ciddi darbe almış durumda.
Ateşkes süreci pürüzsüz ilerler mi, garanti veremem. Denizde kum, Siyonistlerde oyunun haddi hesabı yoktur.
İsrail iç siyaseti karıştıkça süreci bozabilir.
İsrail bozmazsa Gazze'nin hamisine dönüştürülecek BAE ve Muhammed Dahlan yeni Gazze'de İsrail hesabına çalışabilir.
Şunu da hatırlatayım: Bu ateşkes metni çok büyük ölçüde Mayıs'ta hazırdı. Hamas kabul etmiş, İsrail reddetmişti. Bu süreçte Gazze'nin kuzeyi ve güneyinde taş taş üstünde bırakmadı, çok kan döktü, kendi esirlerini de öldürdü. Ve Biden yönetimi bile isteye yeterli baskıyı yapmadı.
Genç derginin Ocak sayısında İsrail'in Ortadoğu ve Suriye'de neler hedeflediği sorusuna cevap vermiştim. Önümüzdeki süreçte Batı Şeria, Kudüs ve İran'a odaklanmak gerektiğini söylemiştim. Gazze'de ateşkese varılırken ısınacak noktalar buralar olacak.
Ateşkesten sonra Gazze'yi yine unutursak, İsrail bundan istifade edip geçmişte olduğu gibi yıkımın yeniden inşası ve yaraların sarılmasını bir süre sonra engellemeye kalkacaktır.
Devletler, bağışlarıyla yaptıkları yerlerin yıkımının bedelini İsrail'den tazminat olarak istemeli.
Bu, Gazzelilerin -insanoğlunun kaldıramayacağı kadar- ağır bedelleri pahasına gelmiş bir zafer. Ama Trump döneminde Batı Şeria'nın ve Kudüs'ün karışacağını düşünenlerdenim.
Ateşkese imza konması kadar önemlisi, nasıl uygulanacağı. Eğer ki İsrail'e baskı azalırsa yan çizecektir.
İsrail'i her kim çok güçlü zannediyorsa yanılıyor. İsrail, tarihinin en zayıf konumunda. Ve bunu, büyük devletler ve ordular değil, maddi bakımdan en zayıf, tam da bu yüzden kaybedeceği hiçbir şey kalmamış Gazze başardı.
Ateşkesten sonra İsrail içinde kızılca kıyamet kopacak.
Gazzeliler şu an büyük kutlamalar yapıyor ve bunda sonuna kadar haklılar.
İlk defa İsrail'le savaşmış bir taraf, bütün acılara rağmen ateşkesin şartlarını da bu denli dayatabildi, İsrail'e geri adım attırabildi.
İsrail bölgeyi şekillendirme kibrindeyken Gazze'de bunu başaramadı.
Netanyahu 7 Ekim'den sonra koyduğu hiçbir hedefe ulaşamadı: Gazzelileri Sina'ya sürme, Hamas'ı tamamen yok etme, kuzeyinden ve güneyinden kırpılmış ve Yahudi yerleşimlere yeniden açılmış bir Gazze, kuzeyi Generaller Planı bağlamında insansızlaştırma... Hepsinden geri adım attı.
Bu savaşın bu kadar uzama nedeni, siyasi hayatı 7 Ekim'de biten ve hapse girmemek için Trump'ın başkanlığını bekleyen Netanyahu'nun şahsi beka kaygısı ve aşırı dinci koalisyon ortaklarının Büyük İsrail hayaliydi.
Trump'ın bastırmasıyla Netanyahu kırmızı çizgilerden geri adım attı
İsrail ilk kez güvenliğini, özgüvenini ve caydırıcılığını yitirdi; ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın her türlü desteğine rağmen bunları geri kazanamadı. Dış destek olmasa ayakta kalamayacağını gördü.
Bütün bunları başaran 2007'den beri tam abluka altındaki Gazze'ydi.
77 yıllık Arap-İsrail çatışması tarihinde ilk kez 7 Ekim 2023'te İsrail'in 1948'de ele geçirdiği topraklar saldırı alanı oldu.
Arap-İsrail çatışması tarihinin en uzun savaşı yaşandı; 1948 ve 1967'deki etnik temizlikken geçtiğimiz 466 günde soykırıma şahit olundu, kameralar önünde