Rahmetli Nihat abimin bize tasvir ettiği o duygu;Aklımın erdiği zamandan beri peşimi bırakmayan ve Torosların eteklerinde doğmuş benim için damarlarımda dolaşan delişmenliğin büyüdükçe Cumhuriyeti ve Türk tarihini özümseyerek gönlümde gürül gürül akan yüksek seciyeye dönüşmesidir
Nihat Genç: O dağ bedenlerine, o yalçın tepelerdeki derin kayalıklara baktığım zaman aklım kalır. Sanki orada ilahi bir şey var. Bakıyorum çözemiyorum, bu hayat bana ne söylüyor, bu ölüm bana ne söylüyor, o dağlar bana ne söylüyor?
Kurtuluş Savaşı kadroları için verilen idam kararında tasdiki var mı, var. Kuvayı İnzibatiye’yle iç savaş çıkarmaya çalıştığının belgesi var mı, var. Harrington’a, “Hayatım tehlikededir, beni İstanbul’dan çıkarın efendim” diye mektup yazıp, HMS Malaya’yla kaçırıldığının evrakı var mı, var. Siz müfredattan çıkardınız diye, biz bu tür kurgularla mevcut düzenden nemalanmaktan başka gayesi olmayan revizyonist propagandistlerinizi terbiye etmeye devam etmeyecek miyiz, edeceğiz. Eh, nafile çabalar.
Fikir tarihimizin kıymetli isimlerinden, milliyetçi düşünceye ciddi katkılarda bulunmuş büyük Türk münevveri Nurettin Topçu'yu vefat yıl dönümünde rahmet ve saygıyla yad ediyoruz.
Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu kritik günlerde ilân edilen Amasya Tamimi’nin yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Millî Mücadele kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz.
“Bu Cumhuriyet; Arap cemahiriyeleri gibi bedevi çadırlarında, İngiliz'in çizdiği bayrakla kurulmadı!
Herkes haddini bilecek!”
-Diyarbakır Şark İstiklâl Mahkemesi Başkanı Mazhar Müfit (Kansu) Bey,
28 Haziran 1925
Türk Ocaklarının efsane Genel Başkanı, eski Millî Eğitim Bakanlarından, eski diplomat, Türklük sevdalısı Hamdullah Suphi Tanrıöver’i vefat yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Bazı önceliklerin sadece bize ait öncelikler olduğunu anladığımızda aslında "Neyi kimin için öncelik olarak belirliyorum ?" sorusu cevaplanması ağır bir soru olarak karşımıza çıkıyor.
İstanbul'un bengülük Türk milletinin egemenliğiyle onurlanışının yıl dönümü kutlu olsun!
Başta Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere komutasındaki Türk ordusunun her bir erini saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Sultan Vahdettin Milli Mücadele sırasında ya da hemen sonrasında ölmedi.
1926’ya kadar yaşadı.
Gayet sağlıklıydı. Yazışmalarını, görüşmelerini, mülakatlarını sürdürdü.
Ölümüne kadar tek bir gün Milli Mücadele’ye destek verdiğini iddia etmedi.
Tek bir gün “ben aslında Anadolu’da bir Kurtuluş Mücadelesi örgütlemek istedim ama bunu gizli yaptım. Mustafa Kemal’e gizli görev verdim vs” demedi.
Adamın görüşü şuydu:
“Devletin kurtuluşunun yolu İngilizler ile iş birliği yapmaktan geçiyor. Savaşarak değil uzlaşıp anlaşarak devleti ayakta tutabiliriz”
Nitekim bu görüş o yıllarda Osmanlı entelijansiyasının görüşüydü. Marjinal bir görüş değildi.
Sadece Vahdettin değil İstanbul’da tüm Saray çevresi, hürriyet ve itilaf partisi, aydınlar grubu böyle düşünüyorlardı.
Marjinal olan Milli Mücadelecilerdi.
Hal böyleyken, Vahdettin bile Kurtuluş Savaşı’nı (zaferden sonra bile) sahiplenmezken günümüzde ortaya çıkıp boş boş konuşanlar iddialarını neye dayandırıyorlar?
Vahdettin silikti, inançsızdı, liyakatsızdı, zayıftı, ümitsizdi, kötümserdi, teslimiyetçiydi ama hiç değilse yalancı değildi.
Bugün onu “kahraman” diye sunanlar bir de üstüne yalancı!
@kayipmedeniyet Türk devlet töresinde kutsal olan devlet ve millettir. Kut kişilere ve hanedanlara ilanihaye verilmez verilseydi Aşina soyu dışında bir hanedan ortaya çıkmazdı. Osmanoğlu hanedanı Kut sahibi olan padişahları ile bizimdir. Bugün ise Kut bizzat millettedir.
13 Mayıs Türk Dil Bayramımız kutlu olsun!
Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 tarihli fermanıyla Türkçenin devlet dili ilan edilişinin dönümünde, dilimizin korunması, gelişmesi ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan herkese teşekkürlerimizi sunarız.
@aykiri Futbolculardan hiçbirisini almaz. Teknik direktörlerle görüşürüz, gözünün üstünde kaşın var der Yankutu pardon Aykutu getirir. Vardar faciası benzeri facia ile bir sezonu daha başlamadan bitirir. Efsaneler, efsane olarak kalmak istiyorsa geçmişte kalmaya razı olmalıdır.
Türklerin kendini bu ülkeye ait hissedebileceği en ufak bir alan bırakmamaya ant içenlerin en kısa sürede bu tabloyu tam tersine dönüştürüceği gerçeğini bilen âlim kardeşlerime selam olsun.