Rasûlullah -aleyhisselâm- duâsında şöyle derdi: “Allahım! Kalbime bir nur ver; gözüme bir nur, kulağıma bir nur ver; sağıma bir nur, soluma bir nur ver; üstüme bir nur, altıma bir nur ver; önüme bir nur, arkama bir nur ver; beni serapa nur kıl.”
İşte karşınızda diğer uygulamaları tahtından edecek Arapça sözlük uygulaması. Dakika başı reklam izlemek zorunda kalmadan kullanabileceğiz. Vatana millete hayırlı olsun.
Boğaziçi Üniversitesini anlamak isteyenler için bu aydınlatıcı belgeseli tavsiye ediyorum. Kendi mütevazı katkılarımla bazı önemli konulara not düşmek isterim:
• Müslüman Kimliğinin Yükselişi: Yaşadığımız devirde Müslüman kimlikli kesim, hem sayı hem de nitelik olarak yükselmektedir. Yakında tüm dünyanın gidişatını değiştirecek kapasiteye sahip olacaktır. Boğaziçi’ndeki en yüksek bilimsel yetkinliğe sahip Müslüman akademisyenler, artık sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya meydan okumaya başlamışlardır.
• Bilimsel ve Ahlaki Duruşumuz: Boğaziçi’nde sergilenen seviyesiz gösterişler, şovlar ve protestolar ahlaki bir dayanaktan yoksun ve asılsızdır. Bizler, bilimsel ve ahlaki seviyemizi ortaya koyarak; hakkın her zaman batıla galip geldiğini gösteren birer örnek olmalıyız ve olacağız.
• Tersine Beyin Göçü ve Yeni Vizyon: Geleceğin öğrencileri ve hocaları, tersine beyin göçüyle ümmet adına siyasi, ekonomik ve teknolojik alanlarda yeni bir dünya haritası çizmektedir. Uzun vadeli, ahlak ve iman eksenli bir vizyon oluşturmamız, mevcut durumumuzu nasıl daha iyiye götürebileceğimizi açıkça göstermektedir.
Yer aldığım belgesel vesilesiyle, belgeseldeki eleştirilere cevap veremeyen bazı kişilerin şahsımı hedef aldığını görüyorum. Son bir yıldır Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde verimli dostluklar ve iş birlikleri kurmuş olmama rağmen, bazı marjinal çevreler tarafından hakkımda dolaşıma sokulan asılsız iddialar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereği duydum.
Ben Kanada’da yetişmiş; Edinburgh ve Oxford gibi köklü üniversitelerde görev yaptıktan sonra, son bir yıldır Boğaziçi Üniversitesi’nde Doktor Öğretim Üyesi olarak hizmet veren bir akademisyenim. Kendimi “özel” biri olarak görmüyorum; üniversitemizin son yıllardaki akademik yükselişine katkı sunan çok sayıda nitelikli öğretim üyesinden yalnızca biriyim.
Normal şartlarda akademik özgeçmiş üzerinden tartışmayı doğru bulmam. Ancak mesleki yetkinliğime yönelik iddialara açıklık getirmek adına bazı temel bilgileri paylaşmak isterim:
• 27 yaşında, kariyerinin başındaki bir siyaset bilimci olarak Routledge ve Edinburgh gibi uluslararası yayın evlerinden çıkan 5 kitabım
• Bazıları Political Theory ve Journal of Religion gibi alanın en iyi dergilerinde yer alan 10’dan fazla akademik makalem bulunuyor.
• Dünyanın en elit kurumları olan Oxford, Edinburgh, UBC ve KCL'de akademisyen olarak görev yaptım.
• Bölümümdeki 14 öğretim üyesi (Profesör ve Doçentler dahil) arasında, 2020 yılından bu yana yapılan yayın ve atıf sayısında 6. sırada yer alıyorum.
Bilimsel zeminde tartışmak yerine kişisel saldırıları tercih edenlerin; etiketleme, kimlik sorgulaması ve karalama yoluyla itibarımı zedelemeye çalıştığını üzülerek gözlemliyorum. Herhalde belgeseldeki eleştirilerden rahatsız olan ve karşılık veremeyeceğini anlayan Tuna Tuğcu (@tuna_tugcu) benim hakkımda hiç bir delile dayanmayan, seviyesiz ve belden aşağı iftiralarda bulunarak dikkatleri başka yerlere çekmeye çalıştı. Bu iftiralara kamuoyu önünde cevap vermemden korktuğu için de korkakça engelledi.
Daha önce akademik çalışmalarım bağlamından koparılarak üretilen iddialar belgeleriyle çürütülmüştür. Bundan sonra da bu tür asılsız söylemler karşısında sessiz kalmayacağımı ve resmi mecralarda haklarımı savunacağımı açıkça ifade ediyorum. (Bkz. https://t.co/rTotlrzPuC).
Kimliğimi tartışma konusu yapan, ırkçılık ve bölücülükten beslenen paylaşımlara gelince: Türk olduğumu ispatlamak zorunda değilim. Aile tarihimiz ortadadır. Büyük dedem Memduh Necdet Erberk, Kurtuluş Savaşı’nda komutanlık yapmış ve 1920’de TBMM’nin ilk milletvekilleri arasında yer almış biriydi.
Bizler dini kimliğimizden gurur duyan insanlarız. Ancak benim için esas olan, geçmişten devralınan bir mirası kavga diliyle değil; tüm dünyaya örnek olacak, vizyonu asırlarca yaşayacak ahlaki ve ilkeli bir temel üzerine inşa etmektir.
En önemlisi, bu ırkçı/İslamofobik saldırılar ve bana yöneltilen “senin gibi birisinin Boğaziçinde ne işi var” gibi sözler tam da röportaj da söylemek istediğimi ispatlıyor: Müslüman olan ve kimliğinden utanmayan insanların kendilerinden daha başarılı olmasını ve Boğaziçi’nde akademik üretim yapmasını hazmedemiyorlar. Bana yönelen karalama kampanyasını bu kişilerin çaresizliğinin bir yansıması olarak görüyorum.
Sessizce, kararlılıkla ve nitelikli bir akademik zeminde çalışmaya devam ediyoruz. Günlük polemiklerin ötesinde, kalıcı ve değer üreten bir yol inşa etme gayretindeyiz. Üniversitemizi daha ileriye taşımak için uğraşan bizlerin, üniversitemizi sadece karalamakla uğraşan kişilere cevap üretmek zorunda kalması çok üzücü.
Belgesel için: https://t.co/45tgv2g7AB
أهنئ الشعب السوري بهذا اليوم التاريخي، الذي تُوِّجت فيه سنوات الصبر والتضحيات برفع العقوبات عن سوريا.
بإرادة السوريين ودعم الأشقاء والأصدقاء، طُويت صفحة المعاناة وبدأت مرحلة البناء.
يدًا بيد نمضي نحو مستقبل يليق بشعبنا ووطننا.
Mübareklerden birinin yanına gitmiştik bir gün. İşareten "Şeyhini, Rasulullah'ı, hatta Allah'ı sevmek çok kolaydır ama müslüman kardeşini sevmek zordur zordur, çoğu kişi orada tökezler" demişti
Bizim arkalı önlü kimlik resmen vw