Ne zaman Kürtlere karşı ırkçı bir saldırı olsa, bazı siyasetçiler ve gazeteciler hemen aynı cümleleri kuruyor: “Münferit bir olay”, “bir istisna”, “provokasyon”…
Peki her yıl tekrarlanan saldırılar nasıl münferit oluyor?
Kürt çocukları neden tekrar tekrar linç girişimlerinin hedefi oluyor? Kürt işçiler neden her yıl aynı ırkçı saldırılarla karşı karşıya kalıyor? Bu saldırılar tekrar tekrar yaşanıyorsa neden önceden önlem alınmıyor?
Daha da önemlisi, ortada bir provokasyon varsa provokatörler nasıl oluyor da jandarmanın yanında 12-13 yaşındaki çocukları kovalayıp onlara zarar vermeye çalışabiliyor? Kolluk orada olduğu halde neden müdahale edilmiyor?
Bir saldırının adını “provokasyon” koymak, o saldırıyı ortadan kaldırmıyor. “Münferit” demek de yıllardır tekrar eden bir gerçeği görünmez kılmıyor.
Ne güzel dünya!
Çoluğumuzu, çocuğumuzu hedef alacaklar; işçilere saldıracaklar; her yıl aynı vahşet yaşanacak. Biz de her defasında “Aman provokasyon var, aman süreç zarar görmesin, aman olay büyümesin” diyerek susacağız.
Hayır.
Barış istiyorsak önce herkesin can güvenliğini, hukuk önünde eşitliğini ve onurunu korumak zorundayız.
Kürt çocuklarına yönelen ırkçı saldırı da, Kürt işçilere yönelen linç girişimi de “münferit” denilerek geçiştirilemez. Failleri kim olursa olsun, önceden hedef gösterenlerden saldırıyı gerçekleştirenlere kadar herkes hukuk önünde hesap vermelidir.
Sessizlik barış değildir. Cezasızlık barış değildir. Irkçılığın üzerini örtmek hiç değildir.