Avrupa’da değişen denetim anlayışı, yalnızca hata tespit eden ve yaptırım uygulayan klasik denetim modelinden uzaklaşarak; rehberlik eden, önleyici yaklaşımı benimseyen ve işçi, işveren ile kamu arasında sosyal diyaloğu güçlendiren çağdaş bir denetim modeline evrilmektedir. Bu anlayışın temel amacı, sorunları yalnızca tespit etmek değil; ortaya çıkmadan önlemek ve çalışma hayatında sürdürülebilir bir uyum kültürü oluşturmaktır.
Bu yeni yaklaşımda sahada görev yapan Sosyal Güvenlik Denetmenleri, devletin vatandaşla ve işverenle doğrudan temas kuran en önemli temsilcileri arasında yer almaktadır. Buna rağmen denetim faaliyetlerinin il müdürlükleri bünyesinde Denetmenler Servisi çatısı altında yürütülmesi birçok yapısal soruna neden olmakta, bu durum denetim süreçlerinin etkinliğini ve verimliliğini olumsuz etkilemektedir. Oysa mesleğin niteliğine uygun, uzmanlaşmış ve müstakil bir denetim yapılanması; denetim kaynaklarının daha verimli kullanılmasını, kamu hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve koordineli yürütülmesini sağlayacaktır.
Sosyal Güvenlik Denetmenleri, yürüttükleri görevin niteliği, kullandıkları kamu gücü ve üstlendikleri denetim fonksiyonu dikkate alındığında yalnızca taşra teşkilatı personeli olarak değerlendirilmemelidir. Her ne kadar görev yerleri taşra teşkilatı olsa da, yürüttükleri denetim faaliyetleri ülke genelinde sosyal güvenlik sisteminin etkinliğini doğrudan etkileyen stratejik bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle, üstlendikleri görev ve sorumluluklarla uyumlu olarak 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (III) sayılı Cetvel kapsamında değerlendirilmeleri; denetim hizmetlerinin kurumsal kapasitesini güçlendirecek, kamu yönetiminde liyakat ve kariyer ilkelerini pekiştirecek, denetim hizmetlerinin etkinliğini artıracak ve mesleğin hak ettiği kurumsal statüye kavuşmasını sağlayacaktır. #dentmen #denetmenneişyapar #3sayılıcetvel
Avrupa Birliği’nin 2025 Türkiye İlerleme Raporu’nda, Fasıl 19: Sosyal Politika ve İstihdam kapsamında Türkiye’nin en fazla gelişim göstermesi gereken alanlar arasında kayıt dışı istihdamla mücadele, çocuk işçiliğinin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği, iş kazalarının azaltılması ve denetimde sosyal diyalog anlayışının güçlendirilmesi yer almaktadır.
Bugün bu alanların önemli bir bölümünde sahada görev yapan Sosyal Güvenlik Denetmenleri; kayıt dışı istihdamın tespiti, çocuk işçiliğiyle mücadele, iş kazalarının incelenmesi, sahte sigortalılığın önlenmesi ve sosyal güvenlik mevzuatının etkin şekilde uygulanması gibi kritik görevleri yerine getirmektedir.
Yaklaşık 2.500 kişilik denetim kadrosuyla Türkiye’nin 81 ilinde görev yapan Sosyal Güvenlik Denetmenleri, daha güçlü ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi için büyük bir özveriyle çalışmaktadır.
Böylesine stratejik ve hayati görevler üstlenen bu kariyer meslek grubunun, özlük hakları bakımından hâlâ hak ettiği konumda bulunmaması önemli bir çelişkidir. Güçlü bir sosyal güvenlik sistemi, ancak güçlü ve hak ettiği değeri gören bir denetim teşkilatıyla mümkün olacaktır.#denetmenneişyapar #denetmen #3sayılıcetvel
Taşrada görev yapan kariyer meslek mensupları için bazı hususları çok hassas terazide tartıp, bazı meslek mensupları da için de aynı hususları görmezden gelmek ADİL DEĞİLDİR.
Kariyer meslekler ile ilgili hassas bir terazi kurulduğunda ve bu hassas terazi tüm kariyer meslekleri tarttığında hiçbir itirazımız olmaz.
Hissettiklerimizin hukuki bir karşılığı olup olmadığını görebilmek için, özlük hakları bakımından merkez taşra ayrımı ile ilgili ülkemizin önde gelen hocalarından hukuki görüş aldık, çok yakında davasını da açacağız.
Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün haklı olduğumuz mücadelemiz artarak devam edecek. @KariyerBuroSEN
Sayın Ayşe Özer,
Her meslek grubunun hak ettiği mali ve özlük haklarına kavuşmak için verdiği mücadele saygındır. Merkez denetim elemanları ile merkez kariyer uzmanlarının haklı taleplerine karşı çıkmamız söz konusu değildir. Beklentimiz, aynı hassasiyetin taşra kariyer mesleklerinin hak arayışına da gösterilmesidir.
Üç yıl önce BDDK personeline ilişkin düzenleme gündeme geldiğinde yaptığınız bir paylaşımı bu nedenle yeniden paylaşıyorum. O gün ortaya konulan yaklaşım ile bugün diğer meslek gruplarından beklenen kapsayıcılık ve dayanışma arasında bir tutarlılık bulunması gerektiğini düşünüyorum.
Taşra teşkilatlarında görev yapan kariyer mesleklerin özlük mücadelesi sırasında; “Kurum içerisinden güvenlikten, şoförden, çaycıdan uzman olanlara merkez özlüğü mü vereceksiniz?” gibi küçültücü ifadeler kullanıldı.
Genel seçimler öncesinde sosyal medya ve WhatsApp gruplarında “Çaycıdan uzman olanlar ne biçim çalışıyor, biz ne bekliyoruz?” şeklinde mesajlar dolaşıma sokuldu. Ziyaret ettiğimiz makamların ardından mesleğimiz hakkında eksik veya yanlış bilgiler aktarılması, yürüttüğümüz çalışmaları defalarca sekteye uğrattı.
Bugün sözlerini tutmadığını ifade ettiğiniz kişilerin, geçmişte taşra kariyer mesleklerine de çeşitli sözler verdiğini; ancak bu sözlerin bürokratik itirazlar ve engellemeler nedeniyle kaç defa hayata geçirilemediğini de hatırlatmak gerekir.
Mesleğe giriş, yetişme, yeterlik, görev ve hiyerarşik konum elbette tartışılabilir. Ancak bu tartışma, başka bir meslek grubunu peşinen daha değersiz gösteren veya fedakârlığını önemsizleştiren bir dille yürütülemez.
Ayrıca “biz” şeklinde ifade edilen bütün kariyer mesleklerin her yönüyle aynı veya denk olduğunu ileri sürmüyoruz. Devlet Gelir Uzmanları ile Mali Hizmetler Uzmanlarının yahut BDDK ve SPK gibi düzenleyici ve denetleyici kurumlarda görev yapan kariyer meslek mensuplarıyla diğer meslek gruplarının görev, yetki ve teşkilat yapıları arasında elbette farklılıklar bulunmaktadır.
Ancak bu farklılıklar, taşrada görev yapan kariyer mesleklerin tali görülmesini veya mesleki yeterliklerinin küçümsenmesini haklı çıkarmaz.
Bizim talebimiz, bütün kariyer mesleklerin koşullarının birbirinin tamamen aynısı olduğunun kabul edilmesi değildir. Talebimiz; mesleğe giriş, yetişme, yeterlik, görev, yetki, sorumluluk ve geçmişteki özlük dengeleri dikkate alınarak adil ve hakkaniyetli bir düzenleme yapılmasıdır.
Nitekim 666 sayılı KHK öncesinde birçok kariyer meslek arasında mali ve özlük hakları bakımından daha dengeli bir yapı bulunmaktaydı. 646 ve 666 sayılı KHK’larla bu dengenin değiştiği ve bazı kariyer mesleklerin yaklaşık 15 yıla yayılan önemli hak kayıpları yaşadığı bilinmektedir.
Kariyer Büro Sendikası olarak taşrada görev yapan kariyer meslekleri bir araya getirerek bu kayıpların giderilmesi için mücadele ediyoruz. Kamuoyuna yansıyan herhangi bir kariyer meslek düzenlemesinde, mevzuatta kariyer meslek olarak kabul edilen ve yıllardır bu haklar için mücadele eden kadroların kapsam dışında bırakılmasına itiraz etmemiz son derece doğaldır.
Sizin kendi meslek grubunuzun düzenlemeye dâhil edilmesi için gösterdiğiniz çaba ne kadar meşruysa, bizim temsil ettiğimiz meslek gruplarının kapsam dışında bırakılmaması için gösterdiğimiz çaba da aynı ölçüde meşrudur.
Bu mücadelenin çatısı ve yöntemleri zaman içerisinde değişebilir; ancak adalet ve hakkaniyet talebi değişmez. Biz de hiçbir meslek grubunu değersizleştirmeden, kendi mesleklerimizi değersizleştiren söylemlere sessiz kalmadan ve haklarımızı elde edene kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
@KariyerBuroSEN
Sosyal Güvenlik Kurumu, denetim faaliyetlerini iki farklı yapı aracılığıyla yürütmektedir. Bunlardan ilki, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı bünyesinde görev yapan Sosyal Güvenlik Müfettişleri; ikincisi ise il müdürlükleri bünyesinde görev yapan Sosyal Güvenlik Denetmenleridir.
Her iki meslek grubu da 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca denetim ve inceleme yetkisine sahiptir.
Sosyal Güvenlik Denetmenleri; kayıt dışı istihdamın önlenmesi, sahte sigortalılık, sahte işyeri, muvazaalı boşanma, yaralanmalı iş kazaları, hizmet tespitine ilişkin incelemeler ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan, servislerce çözümlenemeyen birçok teknik ve hukuki dosyayı sonuçlandırmaktadır. Düzenledikleri raporlar; sigortalılık statüsünü, prim tahakkukunu, idari para cezalarını ve Kurumun alacaklarını doğrudan etkileyen hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Buna rağmen, Sosyal Güvenlik Denetmenleri bugün kurumsal yapılanmasını tamamlayamamış il müdürlüğü denetim servisleri bünyesinde görev yapmakta; görev, yetki ve sorumluluklarının ağırlığıyla bağdaşmayacak şekilde özlük hakları bakımından taşra personeli statüsünde değerlendirilmektedir.
Oysa denetim hizmetlerinin etkinliği, yalnızca kanuni yetkiyle değil; güçlü bir kurumsal yapı, mesleki bağımsızlık ve kariyer meslek güvencesiyle mümkündür.#sosyalgüvenlikdenetmenlerineişyapar #3sayılıcetvel #denetmen
Hak Talebi, Mesleki Üstünlük Söylemine Dönüşmemelidir
Her meslek grubunun mali ve özlük haklarının iyileştirilmesini talep etmesi meşrudur. Ancak hiçbir hak talebi, diğer kamu görevlilerini küçümseyen veya meslekler arasında üstünlük kurmaya çalışan bir dille savunulamaz.
Son günlerde kullanılan “A takımının düşmanı” gibi ifadeler, hak arayışının sınırlarını aşmakta; meslekler arasında ayrıcalık ve üstünlük algısını güçlendirmektedir.
Kamu hizmeti yalnızca merkez teşkilatlarında yürütülmemektedir. Taşra teşkilatlarında mevzuatı uygulayan, denetim yapan, kamu gelirlerini koruyan ve vatandaşla doğrudan temas hâlinde bulunan personel de devlet teşkilatının asli unsurudur. Merkez teşkilatında görev yapmak, hiç kimseye diğer kamu görevlilerini değersiz görme hakkı vermez.
Merkez kariyer meslek mensuplarının mali ve özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik talepleri elbette meşrudur. Ancak benzer sınav, yetişme ve yeterlik süreçlerinden geçen taşra kariyer mesleklerini küçümseyen, dışlayan veya tali gören bir yaklaşımın kabul edilmesi mümkün değildir.
Henüz ortada somut bir düzenleme bulunmamasına rağmen bu üslubun sürdürülmesi hâlinde, merkez kariyer mesleklerine yönelik iyileştirme talebinin kamuoyunda bir hak arayışından ziyade yalnızca belirli unvanları kapsayan dar bir düzenleme talebi olarak algılanması riski doğacaktır.
Bu nedenle hem taleplerin hem de kullanılan söylemlerin bütün kariyer mesleklerini kapsayan, adil ve hakkaniyetli bir zemine oturtulması gerekmektedir. Aksi hâlde geçmişte yaşanan tartışmaların yeniden gündeme gelmesi ve yapılacak düzenlemelerin kurumsal kabulünün zayıflaması kaçınılmaz olacaktır.
Bu değerlendirme herhangi bir kişiye veya meslek grubuna değil, kamuoyuna yansıyan ayrıştırıcı söylemlere yöneliktir.
KAMUOYUNA DUYURU
📌 Kariyer Büro Sendikası olarak hiçbir zaman herhangi bir meslek grubunun özlük ve mali haklarının iyileştirilmesine karşı olmadık, olmayacağız.
📌 Bizim savunduğumuz ilke çok nettir: Bir meslek grubuna hak verilmesi, başka bir meslek grubunun hak talep etmesine engel değildir. Hak arayışı bir yarış değil, adalet meselesidir.
📌 Taşra uzmanlarının yaşadığı ücret ve statü farklılıklarını gündeme getirmemiz; herhangi bir meslek grubunun kazanımlarına karşı olduğumuz anlamına gelmez. Aksine, kamu yönetiminde benzer sorumluluk ve nitelik taşıyan tüm kariyer meslek mensuplarının hak ettiği değeri görmesini savunuyoruz.
⚖️ Çünkü adalet; hakların birbirine karşı savunulduğu değil, herkes için hakkaniyetin sağlandığı yerde vardır.
Yıldız Silier'den "Oburluk Çağı" kitabını okudum. Tüketim kültürünü, mutluluk arayışını, yabancılaşmayı ve modern insanın bitmek bilmeyen tatminsizliğini felsefe ve psikoloji üzerinden ele alan kısa ama yoğun, derin bir çalışma. Otoriteye itaatten narsisizme, kadınlığın tarihsel dönüşümünden tüketim toplumunun yarattığı yapay ihtiyaçlara kadar birçok konuyu tartışıyor. Birçok kişisel sorunun aslında toplumsal ve politik koşullarla bağlantılı olduğunu gösterirken, reklamların, statü yarışının ve sürekli tüketme baskısının hayatlarımızı nasıl şekillendirdiğini de sorgulatıyor. Özellikle gündelik hayatı eleştirel bir gözle okumak isteyenlere tavsiye ederim. Kısa olmasına rağmen üzerine uzun süre düşündüren, bakış açısını genişleten kitaplardan biri. @YordamKitap yayınlarından.
Yorumlarım: https://t.co/TtBlTV2KU5
Devrimci, Sosyalist bir Kemalizm:
Prof. Dr. Gökhan Atılgan ile Doğan Avcıoğlu'nu ve
Yön-Devrim Hareketi'ni konuşuyoruz.
Kaçırmayın!
➡️ https://t.co/LxngMX4vwc
Milli mücadele ile ilgili akla hayale sığmayacak iftiraları atanlar hakkında konuşan Prof. Dr. Haluk Selvi;
-Daha acısı şu, bugün hala kendisine tarihçi diyen Türkiye'de, entelektüel diyen ve önemli mevkilere gelmiş olan kişiler bu milli mücadeleyi inkar ediyorlar.
-Bununla ilgili bir satır gerçek tarih yazısı okumuş değiller. Orada ne kadar şehit verdik, canlarını feda ettiler.
İstanbul'da bu işgal altındaki İstanbul'da canlarını yok pahasına ayaklar altına alarak her şeyini feda ederek Anadolu'ya silah kaçıran ve İnebolu'dan Ankara'ya bu silahları İstiklal Yolunda taşıyan o kadınların, kışın ortasında taşıyanların acısını bilmezler.
-Akbaş, bugünkü Eceabat, Çanakkale'de ve Fransızlar Çanakkale bölgesindeki bütün top kamalarını, cephaneleri toplamışlar, buraya depolamışlar. Bandırma ve çevresinde Kuvayı milli örgütlerinin silaha ihtiyaç var.
-Dramalı Rıza ve Köprülü Hamdi Bey, kayıklarla Bandırma'dan Çanakkale boğazına Eceabat'a bir gece baskını ile oradaki silahları kurtarıyorlar.
-Bu sırada Fransızların bundan haberi oluyor. Balıkesir bölgesi Ahmet Anzavur'un hakim olduğu bir bölge. Damat Ferit onu oraya göndermiş, bu bölgede Kuvayı milliye karşı savaşacaksın demiş.
-Fransızların elinden kaçırdığımız silahlar için Ahmet Anzavur bu sefer Köprülü Hamdi ve Dramalı Rıza'nın peşine düşüyor. Onlar bir gece pusuya düşürüyor ve onlar da Cephaneleri havaya uçuruyorlar, içinde kendilerinde şehit oluyorlar.
-Fransızlardan kaçırdığımız silahları Ahmet Anzavur kuvvetlerinin eline geçmesin diye patlatarak orada şehit oldular.
Ben, Atatürk’ün Samsun’da görevlendirilmesi ve sonrasında Millî Mücadelenin başlatılmasını Sultan Vahdettin’in dışında organize edilen bir devlet operasyonu veya daha doğru ifadeyle kurmay subaylar operasyonu olduğunu düşünüyorum.
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’a gelince önce Osmanlı kabinesinde Savunma Bakanı olarak görev almak istiyor. Bu mümkün olmayınca ve İstanbul’da yapacak bir şey kalmayınca Anadolu’ya geçmenin yolları aranıyor. Bu yollar aranırken İngilizler başta olmak üzere işgal kuvvetlerinin dikkatini çekmeyecek adımlar atıyorlar.
Mustafa Kemal Paşa, ordu müfettişi göreviyle Samsun’da görevlendirildiğinde yanında;
1. Kurmay Albay Refet Bey (BELE) (3. Kolordu Komutanı)
2. Kurmay Albay Mehmet Kazım Bey (DİRİK) (Müfettişlik Kurmay Başkanı)
3. Dr. Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN) (Müfettişlik Sağlık Başkanı)
4. Kurmay Yarbay Mehmet Arif Bey (Kurmay Başkan Yardımcısı)
5. Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey (GEREDE) (Karargâh Erkan-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyasiyat Şubesi Müdürü)
6. Topçu Binbaşı Kemal Bey (DOĞAN) (Müfettişlik Topçu Komutanı)
7. Doktor Binbaşı İbrahim Refik Bey (SAYDAM) (Sağlık Başkan Yardımcısı)
8. Piyade Yüzbaşı Cevat Abbas (GÜRER) (Müfettişlik Baş Yaveri)
9. Kd. Yüzbaşı Ali Mümtaz (TÜNAY) (Kurmay Mülhakı)
10. Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE) (Kurmay Mülhakı)
11. Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV) (Müfettişlik Emir Subayı)
12. Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY) (Karargah Komutanı)
13. Üsteğmen Hayati Bey (Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Amiri)
14. Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇİ) (Kurmay Mülhakı ve 3. Kor. K. Yaveri)
15. Üsteğmen Abdullah (KUNT) (İaşe Subayı)
16. Teğmen Muzaffer (KILIÇ) (Müfettişlik 2. Yaveri
17. 1. Sınıf Katip Faik (AYBARS) (Şifre Katibi)
18. 4. Sınıf Katip Memduh (ATASEV) (Şifre Katibi Yardımcısı)
Bunların dışında;
Rauf Bey (Orbay) Bandırma üzerinden 1919 Mayıs ayı içinde Anadolu’ya geçti.
Ali Fuat Paşa (Cebesoy) 20. Kolordu’nun Komutanıydı. Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) ile 1919 Şubat ayında Şişli’deki evinde görüştü. Zaten görevi gereği Anadolu’ya geçmesi oldukça kolaydı.
Albay İsmet (İnönü) ilk zamanlar İstanbul’da kalsa da 1920 yılının başında Anadolu’ya geçti.
Kazım Karabekir 1919 yılının Mart ayı içinde Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanlığına atanmıştı. Nisan ayı içinde de Anadolu’ya geldi.
Fevzi Paşa( Çakmak ) Osmanlı Devleti’nin son genelkurmay başkanı olan Fevzi Çakmak, 1920 yılına kadar İstanbul’da kaldı. İstanbul’un 16 Mart 1920’de çok daha geniş kapsamlı işgal edilmesi sonrasında Anadolu’ya geçti.
İzzet Çalışlar, 1920 yılının ortalarına kadar İstanbul’da kaldıktan sonra Anadolu’ya geçip 23. Tümen Komutanı olarak Millî Mücadelede görev aldı.
Abdurrahman Nazif Gürman, Libya’da İtalyanlara karşı savaşırken Fransızlara esir düşmüş esaretten İstanbul’a dönünce de Osmanlı ordusunda görev alarak ve 1921 yılında milli mücadeleye katıldı. Milli mücadeleye katılmadan önce de milli mücadele için çalıştı.
Bunlar yazabildiğim askeri kurmay kadrodur. Bunların dışında yine son anlara kadar İstanbul’da kalan askerler olduğu gibi çok sayıda sivil de yine İstanbul’da milli mücadele için çalışıyordu. Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde milli mücadelenin başlatılması konusunda Osmanlı askeri ve sivil kadroları arasında önemli bir refleks olduğunu görüyoruz.
Bu kadroların büyük bir kısmının İttihat ve Terakki üyesi kadro olduğunu söylemeden geçmek de olmayacaktır.
Tüm bu kadroyu bir araya getiren şey Türk Milletinin düşman esaretinden kurtarılması düşüncesiydi.
Vahdettin’in Mustafa Kemal ve bir dizi subay hakkında idam kararı çıkartması, milli mücadele sürecinde Hilafet ordusu ve Ahmet Anzavur ismiyle bir ordu ve yapının kurularak milli mücadele hareketini bastırmaya çalışması, milli mücadele hareketinin Vahdettin dışında organize edilen bir hareket olduğunu gösteriyor.
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️