tutuklu imar müdürü ramazan gülten maddi açıdan zor durumda imiş, otomobilin kredisini ödeyemeyince satmışlar, bu arada bebekleri dünyaya gelmiş, hiç gelirleri yokmuş, müjde kuşu adında bir çocuk kitabı yazmış, eşi resimlerini çizmiş. dayanışma için alalım, aldıralım
Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
Atatürk’ün kurduğu partiye genel başkanlık yapmış birinin böyle bir pot kırması inanılmaz. Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında hakkında idam kararı yoktu. İdam kararı, bir yıl sonra 11 Mayıs 1920'de çıkarılmış ve 24 Mayıs 1920'de Vahdettin tarafından onaylanmıştı. Bir de büyük bir özgüvenle “tarih bilmeyenler dinlesin” diyor, pes…
"Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"
Çalıştık didindik, uykusuz kaldık sağlığınızdan feda ettik, aldığımız görevi, binlerce yıllık İstanbul’un emanetini hak ettiği güzelliğe getirdik.
Türkiye koruma ve restorasyon tarihinin en büyülü eserini İBB Miras olarak ortaya çıkardık; Yerebatan Sarnıcı’nı İstanbul’un şanına yakışır hale getirdik☀️
Biz şimdi gururla ve onurla bu güzel eserin karşısında söyleyecek tek sözümüz var;
İşimiz, emeğimiz, eserimiz sözümüz, mesleki rütbemiz Yerebatan Sarnıcı restorasyonudur.
Kendi emeğimizle var olmanın gururu ve onuru ile Yerebatan Sarnıcı’nın girişine yazdığım küratör metninden:
"Yerebatan yerin üstüne aittir.
O ölmemiş, bir ömrün sınırını çoktan aşıp 1500 yaşına dayanmıştır. Yerin altına inip oradan ölümsüzlüğü almış bir kahraman, ömrünü kendi zamanının ötesine taşımış bir efsanedir.
Yeraltına iniş kapımızdır Yerebatan"
#YerebatanSarnıcı
Gönlünde güzellik ve taşıyan tüm dostlara sevgi ve hürmetle…
@avemreolgun@1903Ftmm Tam tersi diyetisyenimin önerisiyle sabah aç karnına 1 tatlı kaşığı çörek otu yağı ve bir bardak ılık su kürünü 2 hafta yaparak Nexium ve türevlerinden kurtuldum ben.
@boraerdin@timursoykan Timur Soykan’ı kesip üzerine “cehennem gibi bir şey bu ülkede gazetecilik yapmak” demek de hepten sıvamak olmuş. Aferin @halktvcomtr
“Kurulması olağanüstü uzun süre ve ilişki zinciri gerektirecek böylesi bir ağın zerre sızıntı ve ihbar olmaksızın bu kadar gelişkin bir noktaya kadar ilerleyebilmesi, bu cehennemin binlerce insan tarafından mükemmelen hazmedilebildiğini ve korunabildiğini gösterir.”
Onlarca yıldır, yolsuzluk, usulsüzlük ve hukuksuzluk iç incelemeleri yürütürüm. Bildiğim bir şey varsa, o da Epstein dosyasının en berbat tarafının o dosya içindeki cehennemin ta kendisi olmadığıdır.
Kurulması olağanüstü uzun süre ve ilişki zinciri gerektirecek böylesi bir ağın zerre sızıntı ve ihbar olmaksızın bu kadar gelişkin bir noktaya kadar ilerleyebilmesi, bu cehennemin binlerce insan tarafından mükemmelen hazmedilebildiğini ve korunabildiğini gösterir.
Konu, Epstein'i var edenler konusu. Konu, gücün ve güçlünün canı ne isterse onu alabilmesi konusu.
Epstein, bir seri katilden veya canavarca hislerle insanlara kötülük yapan bir ruh hastasından çok daha farklı bir konu. Bir tek kişinin nasıl olup da bu noktaya gelmiş olabileceğini tartışmıyoruz. Nazi Almanyası konuşurken nasıl yüz binlerce insanın birden böylesine sapkın bir yola girebildiğini tartışıyorsak, Epstein dosyası yönünden de binlerce insanın nasıl olup da bu korkunç düzeni kurup koruyup yürütebildiklerini tartışmak zorundayız.
Dünya düzeninde paraya ve güce dizgin vuran hiçbir yapı olmamasının bu gösterişli örneğini, bizlere yabancı bir Epstein meselesi olarak değil, bir gücün suistimali zirvesi olarak masaya yatırmak durumundayız.
Sessiz kalanın, göz yumanın, izin verenin, yataklık edenin, esas fail olduğu esasına göre hareket edilmedikce ve korkaklar ile yardakçılar asil ile denk seviyede sorumlu tutulmadıkça, bu konuların içinden çıkmaya da Epstein'lerin sonunu getirmeye de imkan yoktur.
@aliuslu74 Peki’de onaydan ziyade karşı tarafa ‘senin dediğin olsun ama ben ikna oldum sayılmaz’ deniyor. Ben peki’yi en kolayından “if you say so” diye çevirirdim.