2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı sevgi ve rahmetle andık.
33 yıldır Madımak’ta yanan ateş, ancak adaletle, eşitlikle söner.
Madımak’ta insanlığa karşı suç işlenmiştir. Bu suçun zaman aşımı olmaz.
Madımak resmen Utanç Müzesi, 2 Temmuz da resmen Utanç Günü olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
#unutMADIMAKlımda
Deniz Göktaş o ters kelepçeyi hak edecek tek bir şey yapmadı. "Kaçmadım, geleceğim" dedi ve kendi ayaklarıyla geldi. Depremde onlarca insanın ölümüne neden olup kaçan bir müteahhite çekilmeyen muamele Deniz'e gösteriliyor.
Gazeteciye gözaltı…
Komedyene gözaltı..
Belediye başkanına gözaltı..
İnsanları otele doldurup yakanlar,havalimanında insan katledenler, 6 yaşında öz kızını evlendiren cemaatçi serbest…
Ne yüzyılıydı?
Madımak, insanlık tarihinde asla silinmeyecek kara bir lekedir...
Diri diri insanları yakanlar alkışlandı...
Katiller korundu...
Firarideki sanıklar yakalanmadı...
Cezaevindeki katiller affedildi...
Dava zaman aşımına bırakıldı...
Bizim davamız mahşere kaldı...
33'üncü yılında 33 canımızı asla unutmadık... Unutmayacağız da...
Anıları önünde saygıyla eğiliyorum...
@ErkanTrukten bence kaza bu ya çakarlıda olsa tünele öyle giremez direksiyon hakimiyetini falan kaybetti sanırım ambulans bile son hızla gitmek için önündeki arabaya vurmuyor sonuçta.
33 yıl önce bugün 33’ü aydın, yazar, ozan, karikatürist, şair 35 canımızı bağıra bağıra gelen ve 8 saat süren “olaylar” sonrasında diri diri yakarak katlettiler.
Doğrudan Alevi kimliğine, inanç ve ifade özgürlüğüne benzin bidonlarıyla saldırdı, mandacı yobazlar. Dönemin vitrindeki uşakları ile emir kulları “eserlerini” sadece seyretti.
Tarihin bu en alçakça katliamlarından birinin baş müsebbipleri ise haftaya Ankara’da toplanacak.
Katilleri tanıyoruz.
Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.
#UnutMADIMAKlımda
Biz elimize sazı alıp, türküler, deyişler, mersiyeler, gülbengler söylediğimizde kimilerine sıkıcı, ağır, anlaşılması zor gelebiliyor.
Çok doğru…
Ancak bize çalıp söyleten acı olayların kendisi sıkıcı, ağır ve anlaşılması zor.
İşte #2TemmuzMadımakKatliamı
Kolay mı yaşaması, anlaması, dayanması.
Bir gün önce birlikte olduğunuz, yediğiniz içtiğiniz, söyleşip dertleştiğiniz, şiirini okuduğunuz, kasetini dinlediğiniz insanlar yakılırsa siz de divane olur söylersiniz.
Saz çaldığı, semah döndüğü için, tıpkı sizin gibi olduğu için bir binaya sıkıştırılıp öldürülen insanların sonunu televizyondan acı acı izlerseniz siz de divane olur söylersiniz.
Devlet bir özürü bile çok görürse bu yaşananlara, günü geldiğinde de zaman aşımına uğradı unutun derse, bir de üstüne “hayırlı olsun” diye eklerse siz de divane olur çalar söylersiniz.
Ez cümle, keyfimizden değil derdimizden söylüyoruz biz…
Kerbela’ya, Çorum’a, Maraş’a, Sivas’a söylüyoruz…
Bu ülkenin Alevi’si, Sünnisi, Cumartesi Annesi, Diyarbakır Annesi, Kürt annesi, Berkin’in annesi, Eren’in annesi, Gazze’de ölen yavruların annesi ile birlikte söylüyoruz.
Yürekten ve bu acılar bir daha yaşanmasın diye söylüyoruz…
Bu acıları hiç unutmayacağız.
Sürekli yaraları kanatmak için değil, merhemi hiç eksik olmasın diye çalıp söyleyeceğiz.
Eski yaraları kanatmak için değil, yeni yaralar açılmasın diye çalıp söyleyeceğiz.
Biz çalıp söyledikçe anneler ağlasın diye değil, yeni anneler ağlayan anaların yaşadıklarını yaşamasın diye çalış söyleyeceğiz.
Bu dünyaya gelen, bir nefeslik ömrü olan, konup, göçen insanlığın yüzü gülsün diye çalıp söyleyeceğiz…
Otelin adı, yaylalarda açan çiçekti, Madımak'tı. Otelin içindekilerse ülkenin yazarları, şairleri, araştırmacıları, ozanları, karikatürcüleri, tiyatrocuları, semahçıları. Sekiz saat süren bekleyişin sonunda bir kibrit çakıldı...
Türküler Yanmaz!
#2Temmuz1993#unutMADIMAKlımda
Timur Soykan: "Bazı parti kurmayları, vekiller Erdoğan'la konuşmuşlar ve demişler ki biz size ulaşamıyoruz.
Düşünün, halktan kopmayı geçtim, Erdoğan AKP'den bile kopmuş.
Vekiller demiş ki biz size partinin sorunlarını anlatacağız, çalışmalarımızla ilgili bilgi vereceğiz ama saraydakiler bize, 'Erdoğan devleti yönetiyor, şimdi sizin bu sorunlarınızla ilgilenmez, siz çözün' diyorlar.
Yani artık AKP saraya ulaşamıyor, AKP saraydan kopmuş."
“Tutuklamaların keyfiliğinin tartışılacak bir yanı kalmadı. Artık hepimiz gelecekteki bir “ihtimale” dayanarak ve hiçbir geçerli sebebe ihtiyaç duyulmadan tutuklanabiliriz”
Ali Çağatay yatırı olmayan bir suç için tutuklandı.
Ve kimseye haber verilmeden Metris’ten Silivri’ye nakledildi.
Adamı kaçıranlar bile bir süre sonra çıkar.
İnanılmaz.
🔶Gazeteci Ali Çağatay'ın tutuklanmasının ardından avukatı Aslı Kazan, Sputnik’e yaptığı değerlendirmede müvekkilinin paylaşımında TCK 217/A kapsamındaki suçun unsurlarının oluşmadığını savundu
📌Gazetecinin kendisine ulaşan bilgiyi kamuoyuyla paylaşmasının haber verme ve gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kazan, gazetecilik amacıyla yapılan bir paylaşımın tek başına TCK 217/A kapsamında suç oluşturmayacağını ifade etti
NATO gelecek diye çukurlar kapanıyor, kaldırımlar onarılıyor, binalar boyanıyor, taksiler temizleniyor.
Demek ki asfalt var, boya var, taş var ekip var, para var.
Demek ki istersek gayet medeni olabiliyoruz.
Demek ki istemiyoruz!