Mühendisliğe ve mesleğine tutkulu,siviltoplum örgütlenmesine gönül vermiş,ünvan değil amaçların&değerlerin izinde,iki👨👧ve iki🐈 🐈annesi ve delidolu bir eş🤩
Çocukların sağlıklı beslenme hakkı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altındadır.
Buna rağmen Türkiye’de yaklaşık 8,72 milyon çocuk yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında (TÜİK, 2024).📖 Köşe yazımda çözüm önerilerini paylaştım:
https://t.co/hTTI59RH8P
#ÇocukHakları #EğitimdeEşitlik #SağlıklıBeslenme
Okurlarımıza sözümüz var: soL Haber susmayacak!
İktidarın talebiyle üçüncü kez soL Haber’in X hesabına erişim engellendi.
“Halka yalan söylemek suçtur!” demiştik yola çıkarken, bir adım bile geri atmayacağımızı yeniden ilan ediyoruz.👇
https://t.co/uiWMqV5cfT
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şubesi’ni ziyaret ederek, bugüne kadar birlikte hayata geçirdiğimiz çalışmaları ve yeni dönem için planladığımız projeleri konuştuk.
Ballıkuyu ve Beştepeler’de çocuklarımız için yürüttüğümüz işbirliği çalışmalarının ardından, yeni dönemde farklı bölgelerde de çocuklarımızın yanı sıra kadınlara yönelik projelerimizi birlikte hayata geçireceğiz. Onların yaşamına dokunan, fırsat eşitliğini güçlendiren çalışmalar üretmeye devam edeceğiz.
Nazik ev sahipliği için Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şube Başkanı Aslı Tamtürk ve değerli yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum.
Girne açıklarında batan yolcu gemisine dair haberler ve videolar geldikce ortaya çıkan iddialar endişe verici. Olumsuz hava koşullarına rağmen yola çıkılması/ geri dönülmemesi ve geminin su aldığına ilişkin yolcu uyarılarının dikkate alınmadığı yönündeki iddialar, tüm yönleriyle ve şeffaflıkla araştırılmalı ve aydınlatılmalı.
Umarım insanlar ve çocuklar bir kez daha ihmalkarlığa kurban gitmemiştir.
Çok üzücü gerçekten... İnsan yaşamı hafife alınmamalı, insan canı ticari çıkarlar uğruna değersizleştirilmemeli..
#Kıbrıs
Şevket Süreyya Aydemir'in İkinci Adam kitabının önsözü "Bizim tarihimiz halk çocuklarının tarihidir" cümlesiyle ile başlar. Bu sözden esinle...
Işgale, teslimiyete ve saltanata karşı, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kahraman halk çocuklarının inançla, kararlılıkla ve cesaretle verdiği büyük bağımsızlık mücadelesinin zaferidir 30 Ağustos; Kurtuluş’un ve tam bağımsızlığın simgesidir!
104. yılında Büyük Zaferin ve kurtuluşun taşıdığı tam bağımsızlık ruhu, Laik Cumhuriyet ve Ulusal Egemenlik yolunda bağlılığımızın ve kararlılığımızın pusulası olsun! #30AgustosZaferBayramıKutluOlsun
30 Ağustos, ulusumuzun yazgısını değiştiren büyük zaferdir.
Bağımsızlığın müjdesidir.
Cumhuriyet’e ve Türk devrimine giden yolun başıdır.
Çünkü bağımsızlık, bilgi ve bilinçle güçlenir.
Bugünün utkusu; bilimle, eğitimle ve emekle kazanılır.
Çünkü gelecek, düşüncesi özgür, vicdanı özgür kuşaklarındır.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
#30Ağustos #ZaferBayramı
Nepal- Çin arasında meydana gelen büyük sel felaketinin Himalayalar'in yukseklerinde dev bir buzul kütlenin 1200 metreden vadiye çöküşüyle meydana geldiği sonucuna varılmış. Küresel Isınma farklı felaketlerin kapısını da aralıyor.
#gecmisolsunNepal#küreselısınma
GÖRÜŞ | Kaybolan kuşak, geri dönen mizah
❝Yaşam, yitirilen boşlukları mutlaka dolduruyor. Bugün sahnede, sosyal medyada, sokakta konuşan gençler belki de yıllardır kuruyan siyasal toprağın ilk filizleri. Belki de bu yüzden mizah yeniden önem kazanıyor. Çünkü mizah sadece güldürmez. İnsanları birbirine yaklaştırır. Yalnız olmadıklarını anımsatır. İnsan kalabilmenin yollarını gösterir. Ve bazen bir toplumun yeniden ayağa kalkması, büyük nutuklarla değil; gerçekçi bir gülmecenin yeşerttiği küçük bir gülümsemeyle başlar.❞
✍️Aykurt Nuhoğlu (@aykurtnuh) yazdı
https://t.co/B4hLog8pRm
Deniz Göktaş’ı cezaevinde tutmak için hukuku çiğnemeye doyamıyorlar. Tahliye kararı çıkınca Daltonlar çetesi ile ilgili espriyi ‘Suçluyu övmek’ diye absürt biçimde yorumlayıp Deniz Göktaş’ı cezaevinden çıkmadan tekrar tutukladılar. Artık herkes yaptığı her espriden ayrı ayrı tutuklanabilir. Yargını geldiği hal budur. @karabayfurkan5 haberi.
2026 YKS sonuçlarında 67 binden fazla adayın Türkçe veya Temel Matematik testlerinde puan hesaplanması için gerekli asgari ham puan koşuluna ulaşamamış olması, bireysel başarısızlıktan çok eğitim sisteminin temel becerileri ne ölçüde kazandırabildiğini sorgulamamızı gerektiriyor.
Çünkü eğitim, yalnızca bir sınavı kazanmanın değil, insanın kendi yaşamını kurabilmesinin ve toplumsallaşmasının en güçlü dayanaklarından biridir.
“Yaşam Becerileri Penceresinden: 2026 YKS Bize Ne Anlatıyor?” başlıklı köşe yazımı okumanız ve görüşlerinizi paylaşmanız dileğiyle..
İmamoğlu ile başlayan ve birçok belediye ile devam eden operasyonlar, yolsuzluk vardır-yoktur tartışmasından bağımsız bir biçimde, “seçme ve seçilme hakkına müdahale” anlamına geldiği için güçlü bir itirazı hak ediyor.
Şimdi gündemde tarikatlar var. İktidarın motivasyonu aynı olabilir. Ancak eğer AKP’yi iktidara taşıyan ve orada tutan dinamikleri doğru kavrıyorsanız ve azıcık da olsa Cumhuriyet değerlerini önemsiyorsanız, bir kısım tarikata, evet hadi adını koyalım, bir kısım “muhalif tarikata” dönük operasyonlara aynı mantıkla itiraz edemezsiniz.
Tarikatları haber kovalayan gazeteciyle, siyasi partilerle aynı düzleme yerleştirip, “papazı vermeyecektik” türünden öyküler anlatamayız.
Tarikatların topyekun sorgulanması yerine “zaten varlar bari muhalif olanlar ayakta kalsın” yaklaşımının tercih edilmesi, bir kısım muhalif çevrenin neden zamanında ve belki şimdilerde Fethullahçılara umut bağladığını da açıklıyor.
“Sizin tarikat gerçeğini ortadan kaldıracak gücünüz yok, o zaman onlardan iyisini tercih edeceksiniz” türünden yorumlar yapılmakta. AKP iktidarı ile bu şekilde mücadele edebileceklerine düşünenler var demek ki!
Şu anda “iyi tarikat, kötü tarikat” ayrımından en fazla AKP yararlanır, bunun farkındalar mı acaba!
Holdinglerin sömürü çarkından çıkan pis kokular etrafa saçıldığında ya da iktidar bir sermaye grubuna müdahale ettiğinde, “koşun bizimkilere çökecekler” diye çığlık atmak yerine bütün stratejik sektörlerde devletleştirmeyi savunmak nasıl zorunluluksa, tarikatlar bir nedenle gündeme geldiğinde benzer bir talep ileri sürülmesi de zorunluluktur.
Ha “hayal dünyası”nda geziniyoruz değil mi!
Memleketi iliklerine kadar yağmalayan holdinglerin arasından dost, elbirliği ile laikliği yiyip bitirip iktidar ve rant alanlarını kendi aralarında paylaşan tarikat ve cemaatlerden kurtarıcı aramak ise gerçekçi politika!
Bizim hayallerimiz, böylesi bir gerçekçilikten daha akılcıdır, kusura bakmayın.
YOK ÖYLE YAĞMA...
Bir cemaate yönelik operasyon var günlerdir. Nasıl örgütlenmişler? Nerede örgütlenmişler? Kaç kişiler? Ne kadar para toplamışlar/götürmüşler? Vesaire...
İyi de, bunlardan neredeyse 99 tane var.
On yıllardır uyarıyoruz neler yaptıkları ve nelere kadir oldukları konusunda. Bir tanesinin üzerine gidince ne oluyor ki?
Ama muktedir, sadece "dönemsel olarak" kendine karşı tehdit hale gelenlerin üzerine gidiyor. (bkz. 2013 sonrası FETÖ, bugün Süleymancılar)
Biz ise, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün çizgisindeyiz, ısrarcıyız. Bakın 17 Aralık 1927'de ne diyor:
"... Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis, bu tip yapılar din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı'yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan, eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca, unutmayın ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır..."
YENİ PARTİ'YE AYM'YE BAŞVURU ÇAĞRISI
Hayır oyu verenler dahil YENİ Parti TBMM grubu Özgür Özel'e destek beyanında bulunmuşlar.
YENİ Parti, anayasaya ve hukuka bağlılığını açıkça ortaya koymalı, Anayasanın ilk dört maddesi de dahil, diğer maddelerine aykırı olan bu yasa için;
Özgür Özel de, YENİ Parti TBMM grup başkanı olarak,
Yeni Parti milletvekillerinin çoğunluk iradesinin "HAYIR" olduğunu dikkate alarak, TBMM grubunu toplantıya çağırmak,
Kabul edilen yasanın Anayasa Mahkemesine götürülme konusunun TBMM grubunda görüşülmesini gündeme almak durumunda ve sorumluluğundadır.
Özgür Özel, çoğunluk iradeyi görmezden gelemez.
HAYIR oyu kullanan 54 milletvekili,
Bu oylar, sadece yasayı uygun bulmama anlamında olmayıp, aynı zamanda anayasaya aykırılıktan da kaynaklandığı için,
Oylarına sonuna kadar sahip çıktıklarını göstermek,
Kabul edilen yasa hakkında AYM'ye iptal davası açılması yönünde de (bu oy sayısı da yeterli olmakla) oy kullanmak sorumluluğundadır.
Grubun toplanmaması ve/veya gündeme alınmaması durumunda,
Hayır oyu veren milletvekillerinin grubun toplanması ve/veya gündeme alınmasını sağlama sorumluluğu da söz konusudur.
Evet oyu kullananlar da bu çoğunluk iradeyi gözetmek/uymak durumundadır.
#YENİPARTİ #TERÖRSÜZTÜRKİYE
#BAĞIMSIZCUMHURİYET #ULUSDEVLETİSAVUNUYORUZ
Çerçeve Yasa'ya giden süreçte ısrarla "100 yıllık mesele" söylemiyle Lozan'ı, 1924 Anayasası'nı ve Atatürk'ün önderliğinde kurulan üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hedef aldılar, almaya devam ediyorlar.
Oysa "100 yıllık mesele" söylemi algı yönetimi amaçlı tam bir aldatmacadır.👇
Özgür Özel’in söylemiyle ‘Yeni Parti’yi halk kurdu, ismini halk koydu, bütçesini halk sağladı ve söz, yetki ve kararın üyelerde yani halkta olacağını vaat etti. Yeni Parti, parti devletinin yoğun saldırısı altındayken tek gücü halkın desteği. Ve Yeni Parti’yi destekleyen geniş kesimler, barış sürecinde tüm yetkinin cumhurbaşkanına verildiği Çerçeve Yasa’yı bir tuzak olarak görüyor. Erdoğan’ın iktidarını kalıcılaştırmak için bu yetkiyi kullanarak DEM Parti ile Anayasa değişikliğinin yolunu açacağı konusunda genel bir kanaat var. Yeni Parti, Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ derse antidemokratik saldırılara karşı yalnızlaşacak. Yeni Parti büyük destek kaybı yaşayacak. Bu hataya düşülmemeli.