Deniz Göktaş, yalnızca günlük hayatını değil, yaptığı işi de politik bir eylem olarak icra ediyordu zaten. Ama son gösterisinin yarattığı etki kitlelere hitap eden her türlü 'iş' için yeni bir çıta oldu. Artık hem mızmızlanıp hem de hiçbir şey yokmuş gibi insanlara bir şeyler sunmanın, sunmaya çalışmanın zamanının geçtiğini gösterdi bir bakıma.
"Aman tadımız kaçmasın"cılara 'özel alan'da özgür olmanın ancak kamusal alanda özgürlüğün inşasıyla mümkün olabileceğini göstermek ister gibiydi. Yalnızca yaptığı esprilere gülen, onu seven, destekleyenlere değil; kendi eylemi, ailesi ve politik bir faaliyet olarak işini yaparken edindiği yoldaşlarıyla inşa ettiği haklı olma bilinci ve cesareti belki bulunduğu yere onu getiren.
Deniz, Türkiye'de 'sanat tarihi'nin en büyük kırılma anlarından birisinin nirengi noktasına dönüşmüş durumda şu an. Sadece cesaretle değil, tarihsel bir sorumlulukla attığı adım; çaresiz bir öfkenin değil politik bir aklın, sakin bir tavrın ve gerekirse bedel ödemeye hazır bir duruşun ürünü belli ki.
Bu onun kendisi için test ettiği bir zirve değil, bizim için yukarılara taşıdığı yeni bir sınır belki de. Deniz'in eyleminin parçası olmak, savunucusu olmak ödetilmeye çalışılan bedelin bize de yazdığını bilmeyi mecbur kılıyor. Bu yüzden her türlü soruşturmayı, kovuşturmayı ve cezayı reddediyoruz.
Bu ve benzer metinleri dahi, bir sonraki gösterisinin malzemesi haline getirecek birisini nasıl dize getireceksiniz ki! Hala izlememiş olanlar için gösterinin linkini bir kez daha şuraya bırakalım: https://t.co/TaHZp27uxJ
Çay Toplamak İçin İran’dan Rize’ye Getirilen İşçiler Darbedildi
Günlük 4000 TL yevmiye vaadiyle İran’dan Rize’ye getirilen 38 İranlı çay işçisi, 1.100 TL yevmiyeye çalıştırıldı.
Kötü şartlarda barındırılan işçiler eksik ücretlerini istedikleri için çıkan tartışmada 15 kişilik grup tarafından saldırıya maruz kaldı.
"‘... Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın, değil mi?’ dedi. ‘Evet’. ‘Velayetleri de sende?’ ‘Evet.’ Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?’ dedi. ‘Değil’ dedim. ‘Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler.
Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur… Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler…
İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu..."
At the request of the illegal “Havat Maon” settlers, Israeli forces detained five Palestinian children, aged 8–12, for gathering wild vegetables and flowers near the settlement.
Şu instagram ve tiktok liderliği, şu öfkesiz gülen suratlar, şu ıslanmanın büyüsüyle çok büyük bedel ödemiş gibi sersemleme halini temsil eden kim varsa derhal siyasetten men edilsin. Aynalarla çevrili bi odaya kapatılsın ve 30sn’de bir fotoğrafı çekilsin. Gizli hoparlörlerden kendine dair memnuniyeti kulaklarından taşana kadar tıksırana aksırana kadar çok yakışıklı olduğu fısıldansın
“But 6 million Jews were killed”
A Palestinian man: “Did I kill them?”
“I never hurt a fly in my life”
This video really breaks my heart. The man paid the price of Europe’s hatred of the Jews.
You have to do better with that brand new $1 billion CAD propaganda budget.
Arabs rejected the "two-state solution" in 1947 because it gave 55% of the land to the Jews who at that time owned only 7%.
Arab armies "invaded" only after months of Jewish terror depopulating dozens of Palestinian villages and neighbourhoods.
Doesn't everyone know that by now?
Read "The Ethnic Cleansing of Palestine" by Israeli historian Ilan Pappe.
Today marks the 78th anniversary of the Nakba (catastrophe), during which more than 750,000 Palestinians were expelled and over 400 villages were destroyed to establish the State of Israel.
Bugün 11 Mayıs. bundan 1696 yıl önce Konstantin, kendi halinde küçük bir balıkçı kenti olan Byzantion’a Roma İmparatorluğu’nun başkenti olma şerefini bahşetti! İmparatorun verdiği ilk isim elbette devletin o gün resmî her işinde kullandığı Latince olarak verilmişti: Nova Roma. Fakat bu isim, Roma’nın doğusunda ve Nova Roma’da yaşayan Hellen halk tarafından benimsenmemişti (Romanizasyon problemi üzerine başarısız bir Roma denemesi 🙂).
Halk bu genç başkente kendi dilinden bir isim verdi: Konstantinopolis (Κωνσταντινούπολις).
Bir Roma ve Hellen geleneği olarak halkın kentler için sadece “Kent” kelimesini kullandığını biliyoruz. Mesela Roma için “Urb” kullanılır.
Nova Roma ya da Konstantinopolis de zaman içinde birden fazla isimle anıldı. Gelelim bizim en aşina olduğumuza: Eski Yunancada bir preapositio olan εἰς (eis) yönelme ya da “çok nadir olarak” bulunma hali belirtir ve accusativus ile kullanılır. πόλις (polis) kelimesinin accusativus hali ise την πόλιν olarak kullanılır. Yani bu formül εἰς την πόλιν (eis ten polis) olarak kullanılır; kente ya da nadir olarak kentte bulunma halini işaret eder. Halkın kullandığı bu isim zaman içinde lehçenin de değişmesiyle “istinpolin” şeklinde okunagelir. Bu da bizim bugün kullandığımız İstanbul kelimesinin kökenidir.
Yani İstanbul ismi Konstantiniyye ya da Konstantinopolis ismi kadar Yunancadır
Bu cüce tüylü kızı taşınırken bırakıp gitmişler mecbur korumaya aldım. Kısır aşılarını yaptırdım masrafsız. Ankarada ona gözü gibi bakacak bir yuva arıyorum. Köpeklerle kedilerle anlaşıyor. Elden ele yayar mıyız yuva bulalım şu kıza
Did you know a Palestinian man is responsible for designing some of the world's most iconic symbols?
The "no smoking sign," the male-female bathroom sign – and so, so much more.
Today marks the launch of the trailer – and the kickstarter – to make this film a reality: