İki, YENİ Parti ve CHP sürekli olarak “doğru adres” dese de yasanın Meclis ile alakası yok. Meclis, yasanın sadece şeklen onaylandığı bir vitrinden ibaret. Süreci başından sonuna izleyenler biliyor ki yasaya son şekli İmralı’daki masanın tarafları verdi. Herhangi bir vekilin bilmediği yasayı Öcalan biliyordu. PKK bile bu süreçte yasanın git-gel yaptığını duyurdu. Basit bir soru soralım: Eğer adres Meclis olsaydı böyle bir yasayı çıkarmak için Meclis ağustosu bekler miydi? Yasanın komisyona geldiği an vekillerin içeriğini öğrendiği, imza atanların bile metnini görmediği yasa; en önemli işlevi “konuşmak” olan Meclis’i basit bir “el kaldır tiyatrosu”na dönüştürdü.
https://t.co/WeJWnOjDon
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
Henüz Şehir Hatları Gen. Müdürüydü. Tanışmıyorduk. Emirgan İskelesi’nin bakımsız olduğunu tadilat beklediğimizi yazdım. Bir ay içinde yenilendi. Teşekkür için götürdüğüm kazağı kabul etmedi. “O zaman İskeleye bir saat alayım” dedim “O olur ve onu birlikte asalım” dedi. Geldi, birlikte astık. Hayatımda bürokratlardan gördüğüm en zarif davranıştı. Sanırım suçu da budur . #SinemDedetaş
"ÖZGÜR ÖZEL, ECEVİT GİBİ BİR GÜCE ULAŞMIŞ DURUMDA!"
🗣️İsmail Saymaz (@ismailsaymaz): CHP'de Özgür Özel, tarihte sadece Ecevit'in ulaşabildiği bir güce ulaşmış durumda. Genel Başkan olduğunda böyle değildi, bütün gözler İmamoğlu'nun üzerindeydi. Bu son süreçte gözler Özgür Özel'in üzerinde. Hatalarına bile müthiş bir toleransla bakılıyor. CHP'nin kalbi Özgür Özel ile atıyor. Sadece CHP değil, muhalif seçmenin de gözü onda.
Öyle görünüyor ki, Erdoğan, 1 senedir İBB davasında bulamadıkları ahtapotu Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarıyla bulmayı, itirafçılara rağmen tek bir kanıtla destekleyemedikleri iddianamenin içini Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarıyla doldurmayı, tüm çabalarına ve her gün yeni bir iftirayı boca ettikleri halde Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının suçlu olduğuna ikna edemediği kamuoyunu ikna etmeyi Kılıçdaroğlu’ndan bekliyor.
Anladığım Kılıçdaroğlu’ndan sadece CHP’nin seçilmiş genel başkanı koltuğuna oturması ve CHP’yi halkla buluşmaktan çekerek Erdoğan ve Bahçeli’nin arzuladığı gibi Ankara koridorlarına hapsetmesi değil, büyük bir itirafçı olarak İBB davasına katkı sunması ve kamuoyunu Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yolsuzluğuna ikna etmesi bekleniyor.
Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, danışmanlarının 1 saat içinde yalanlanan araba mizanseni Kılıçdaroğlu’nun bu görevi layıkıyla yapmaya çalışacağını gösteriyor.
Adam kendi döneminde aldığı, kendisinin bizzat bindiği aracı genel merkez önüne koyup "haram araç" diye satış ilanı yapıştırmış.
Bunlar şeytanla yatağa girmiş.
Ben böyle ahlaksızlık görmedim.
Partimize mahkeme tarafından atanan yönetimin bugün ortaya koyduğu tavır, en az Genel Merkezimize polis sokmak kadar ağır bir zarara neden olmuştur. Yalanlarla bezenmiş bir seviyesizlik ne yazık ki bayram gününde sergilenmiştir.
O zaman artık, sustuğumuz gerçekleri anlatmanın zamanıdır.
İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki;
1-Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Bir daha böyle seviyesiz görüntüler görmemek umuduyla söylüyorum:
Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!