A 7 hour sexual assault
The young girl left school
Traumatized
These 4 grown ass men felt the punishment for the BOYS should be “writing a fucking essay”
Eski bir Cornell Üniversitesi öğrencisi kadın, ketamin ile uyuşturularak saatler boyunca 7 erkek öğrencinin cinsel saldırısına maruz bırakıldı.
Ardından bir grup sohbeti kullanarak odaya daha fazla erkeği çektiler.
Bilin bakalım Cornell yönetiminin bu erkeklere verdiği ceza ne ⁉️
Kompozisyon yazmak ‼️
Yeter ki, oğullarının keyfi kaçmasın, geleceği kararmasın.
Kızlara ne olduğu zerre umurlarında değil.
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
@VeysiCe Madem sizin için tanı koymak bu kadar kolay, ben de düz vatandaş olarak bir tanı koyayım. Siz de bence psikiyatrist değilsiniz🙃 bu kadar tepeden bakan bir üslupla şifacı olması gereken bir meslek grubunda olmanız çok acı. Şikayet etmeden aynayı kendinize tutmanızı tavsiye ederim
Deprem bölgemizde çok ciddi sıkıntılar var. Maddi yardımların yetersiz kaldığı sıkıntılar.Konteyner için sıra bekleyen, evine ne şartlarda nasıl kavuşacağını bilmeyen acılı yüzbinlerimiz var. Mesela 2.turun maliyetini bile düşünüyorum ben. Ne hissediyorlardır diye düşündünüz mü?
Evet hadi bakalım. Bu curcuna bittiyse, ülkemizin gercek gündemine DEPREM ve DEPREMZEDELERE geri dönelim. Acilen yaraları sarılması gereken yüzbinlerce insan var.
Gezi'de çapulcu. Soma'da provokatör. Yangında vatan haini. Depremde ahlaksız, adi, namussuz... Yetişkin hayatımın yarısından fazlası hakaret işitmekle geçti ve tuhaftır ki bu sözler beni zerre üzmedi. Hakaretin caydırıcı, susturucu, sindirici bir yanı yok, not edin lütfen.
Çok ama çok üzgünüm. 2,5 yıl önce “deprem nedeniyle hayatımı kaybedersem ‘hakkımı arayın’ diyen Şeyma’nın, 2 saat önce cansız bedenine ulaşıldı. Çok ama çok üzgünüm. Sana söz, senim ve her canın hakkını sonuna kadar arayacağız, hesap soracağız.
Her felakette halkın kafasına çay atanlar iban verirken, Metin Lokumcu halkın başına bunlar gelmesin diye canını vermişti! #MetinLokumcu#bozkurtyokoldu
Dünyanın her yerinde yangınlar oluyor diye Türkiye’nin yanmasını normalleştirenler var. Yangına müdahale edip en az hasarla atlatacağımız güvenini veren bir devletimiz olsa biz de normal görürdük. Ülkedeki her üzüntüye çaresizlik eşlik ediyor.