Ardarda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim...
Şimdi benim için bayramlar takvimlerde günü gösteren rakamın altında yazan bir satırdan ibaret... Acının arefesinde bayramın tadı yok babam...sensiz bu hayatın anlamı yok ciğerparem
İçimde çok büyük bir ağlamak var.
Bir ağacın altında oturarak; hem kendime hem bütün insanlara hem börtü böceğe, kediye, köpeğe...
ve en çok da ciğerpareme...
Bin yıllık göz yaşıyla ağlamak istiyorum...
Kader vurdu şu canıma ciğerim yandı...
Gidişinle güneş söndü günüm karardı...
Doyamadan çekip gittin hatıran kaldı...
Sen gidince yer gök deniz dağlar ağladı...
“insanlar yalnızca kendilerinin hissetmediği acıları çekenleri teselli edebilirler." diyor shakespeare. hiç yaşanmamış acılar üzerine konuşabilmek ve teselli vermek bu yüzden çok kolaydır. Yarayı bilmekle, yaralı olmak çok farklı şeyler.