@visegrad24 Çok iyi İngilizcem yok ama ırkçılık yaptığınızı anlamak için ingilizceyede ihtiyaç yok siz haber kanalı olamamışsınız... ölen insan için başsağlığı dilerim...
ELDEN ELE BIÇAK NEDEN VERİLMEZ? TÜRK MİTOLOJİSİNDE KESİCİ ALET TABUSU
Anadolu coğrafyasında günlük yaşamın içine gizlenmiş, nesilden nesile aktarılan pek çok kültürel pratik ve batıl inanç bulunmaktadır. Bunlar arasında en yaygın olanlarından biri, "Bıçağı elden verme, kavga ederiz!" deyimiyle hayat bulan, kesici aletlerin elden ele doğrudan verilmemesi kuralıdır. Günümüzde sıradan bir batıl inanç ya da basit bir nezaket/güvenlik kuralı gibi görünen bu davranışın kökeni, aslında binlerce yıllık bir geçmişe, Türk mitolojisine ve Avrasya bozkırlarındaki kadim Demir Kültü inancına dayanmaktadır.
Eski Türk inanç sistemi olan Tengricilik ve Şamanizm ritüellerinde demir, sıradan bir maden olmanın ötesinde Gök Tengri tarafından yeryüzüne indirilmiş kutlu bir element olarak kabul edilirdi. Kültürel bellek içerisinde demirciler, tıpkı şamanlar (kamlar) gibi ruhsal bir güce sahip, saygın figürlerdi. Ham demirin kötü ruhları (Erlik Han’ın hizmetkarlarını) korkutup uzaklaştırdığına inanılırken, bu madenin ateşle dövülerek bir silaha ya da kesici alete (bıçak, kılıç, makas) dönüştürülmesi ona dualist (iki yönlü) bir anlam yüklemiştir.
Demir kesici bir araca dönüştüğünde, metaforik olarak "bağları koparan, ayıran, bölen ve düzeni bozan" bir nesne haline gelirdi. Bu sebeple, keskin bir objeyi bir insanın eline doğrudan uzatmak;
Aradaki dostluk ve sevgi bağlarının fiziksel olarak kesilmesi,
Kişiler arasına düşmanlık, fitne veya kan girmesi,
Paylaşılan ortak enerjinin ve görünmez gerilimin olumsuz bir kavgaya dönüşmesi şeklinde sembolize edilmiştir.
Bu tabunun pratik hayattaki izdüşümü ise enerjinin kırılması amacıyla bıçağın veya makasın masaya, yere ya da ortak bir zemine bırakılmasıdır. Alacak olan kişi nesneyi doğrudan diğerinin elinden değil, nötrlenmiş bir alandan alarak bu "ayrılık" lanetini veya kazaları bertaraf etmiş olur.
Anadolu'da bugün bile titizlikle uygulanan elden bıçak almama geleneği, geçmişin mitolojik kodlarının günümüz modern insanının bilincinde nasıl yaşamaya devam ettiğinin somut bir kanıtıdır. Kökeni demirin kutsallığına ve onun "bölücü" gücüne dayanan bu tabu, toplumsal ilişkileri koruma ve bireyler arasındaki görünmez dostluk bağlarını muhafaza etme dürtüsüyle kültürel hafızamızdaki yerini korumaktadır.
Kaynaklar
Prof. Dr. Bahaeddin Ögel – Türk Mitolojisi (Cilt I - Demir ve Kılıç Kültü)
Kaşgarlı Mahmud – Divânu Lugâti't-Türk (Demirin kutsallığı ve ant ritüelleri üzerine bölümler)
Dr. Engin Güngör – Bozkır Türk Kültüründe Mitolojik Demir ve Kutsal Efendileri (Demirciler), Ortaçağ Araştırmaları Dergisi
Yaşar Çoruhlu – Türk Mitolojisinin Ana Hatları
Yaşar Çoruhlu
Yeliz Kılıçarslan
@izmirgibiyiz Ya biz izmirliyiz balkon sevdası bizde kışın hiç mi oturmasın balkonda yağmur eşliğinde sıcak bir kahve yanında saçma sapan işler gelsin kaldırabiliyorsa kaldırsın yurdumun insanı bi aklını alayım onun 50 yaşından sonra😉😁😂😂🧿
İSKANDİNAV MİTOLOJİSİNDE ODİN VE TÜRKLAND KÖKENLERİ: TARİHSEL VE MİTOLOJİK BİR İNCELEME
İskandinav mitolojisinin en güçlü ve merkezi figürlerinden biri olan Allfather (Tüm Baba) Odin, genellikle elinde Gungnir adlı mızrağı, omuzlarında Huginn ve Muninn isimli kuzgunları ve ayaklarının dibindeki kurtları Geri ile Freki ile tahtında oturan bir Germen tanrısı olarak tasvir edilir. Ancak Orta Çağ ve Aydınlanma Dönemi İskandinav tarih yazımında Odin, yalnızca göksel bir tanrı değil; Orta Asya, İskitya ve Karadeniz'in kuzeyindeki "Turkland" (Türk yurdu) bölgesinden gelerek İskandinavya'yı fetheden ve zamanla tanrılaştırılan efsanevi bir Türk kralı veya lideri olarak da ele alınmıştır. Bu tez, Türklerin zorlamasıyla üretilmiş modern bir iddia olmayıp, bizzat İzlandalı ve İsveçli tarihçilerin yüzyıllar önce kaleme aldığı kroniklere ve dilbilimsel çalışmalara dayanmaktadır.
Odin'in kökenlerini "Turkland" coğrafyasına bağlayan ilk ve en önemli birincil kaynak, 13. yüzyılda İzlandalı tarihçi, rahip ve ozan Snorri Sturluson tarafından kaleme alınan Heimskringla külliyatının ilk bölümü olan Ynglinga Saga (Ynglingler Destanı) ile Prose Edda adlı eserlerdir. Sturluson, bu eserlerinde Odin ve halkı olan "Aslar"ın (Aesir / Asaland topluluğu) aslında Asya'dan, özellikle Don Nehri'nin doğusunda bulunan ve "Turkland" olarak adlandırılan geniş topraklardan göç ettiğini detaylıca anlatır. Anlatıya göre çok bilge, adil ve büyüsel güçlere (kamlık/şamanizm yeteneklerine) sahip olan bu kral, ordusuyla birlikte kuzeye ilerlemiş, Saksonya ve Danimarka üzerinden İsveç'e yerleşerek buralarda kendi oğullarını kral tayin etmiştir. Zamanla bölge halkı, bu üstün nitelikli kralları ve soyunu kutsallaştırarak İskandinav panteonunun baş tanrıları haline getirmiştir.
Bu mitolojik altyapı, 18. yüzyılda modern İsveç tarihçiliğinin kurucu babası kabul edilen Prof. Sven Lagerbring tarafından bilimsel bir düzleme taşınmıştır. Lagerbring'in 1756 yılından itibaren yayımlamaya başladığı Swea Rikes Historia (İsveç Krallığı Tarihi) adlı dev eseri ile 1764 tarihli dilbilimsel mektuplarında, İsveççe ile Türkçe arasındaki çarpıcı benzerliklere dikkat çekilmiştir. Lagerbring, eski İsveç masallarına, taş yazıtlara (runik harflere) ve İskit kültürüne dayanarak İsveçlilerin atalarının Türkler olduğunu ve Vikinglerin getirdiği runik alfabenin (Futhark) Türk-Sibirya coğrafyasındaki Göktürk tamgaları ve şamanik ögelerle doğrudan akraba olduğunu savunmuştur.
Tarihsel ve mitolojik veriler ışığında, Odin'in "Türkland'dan gelen İskit Türk Kralı" olduğu yönündeki anlatılar, Orta Çağ Avrupası'ndaki "Euhemerizm" (tanrıların aslında geçmişte yaşamış ve zamanla kutsallaştırılmış gerçek tarihi krallar olduğu fikri) akımının en somut örneklerinden biridir. Modern antropoloji ve tarih bilimi bu anlatıları birebir genetik bir kanıt olarak kabul etmek yerine; Avrasya bozkırlarındaki kurgan kültürü, şamanik ritüeller ve göç hareketlerinin İskandinavya kültürü üzerinde bıraktığı derin tarihsel izlerin edebi bir yansıması olarak değerlendirmektedir. Sonuç olarak Odin figürü, Doğu ile Batı, Avrasya bozkırları ile İskandinav kıyıları arasındaki antik kültürel ve dilsel bağların sembolik bir köprüsü durumundadır.
Kaynaklar
Sturluson, Snorri (ykl. 1230). Heimskringla: Chronicle of the Kings of Norway (Ynglinga Saga bölümü) & Prose Edda. İzlanda Kronikleri. Kaynak Bağlantısı 1 | Kaynak Bağlantısı 2
Lagerbring, Sven (1769-1783). Swea Rikes Historia ifrån de äldsta tider till närvarande (En Eski Zamanlardan Bugüne İsveç Krallığı Tarihi). Lund Üniversitesi. Kaynak Bağlantısı
Lagerbring, Sven (1764). İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri & İsveçlilerin Türk Ataları (Şansölyelik Danışmanı Johan Ihre'ye Mektup). (Türkçe Çeviri: Abdullah Gürgün, Kaynak Yayınları). Kaynak Bağlantısı 1 | Kaynak Bağlantısı 2
Bahtiyar Aydın
Yeliz Kılıçarslan
ABD Kurucu Başkanı Thomas Jefferson: Kızılderililer Türk’tür:
Son uluslararası makalemde Kızılderili dilleriyle Türkçenin ortaklığını kanıtlıyorum. Bunu kanıtlamak Türkçenin en eski dil olduğunu kanıtlamaktır. Türkçenin Hint Avrupa denen dillerle yoğun ortaklığı biliniyor. Bu durumda tüm Avrupa dillerinin kökünün Türkçe olduğu da kanıtlanıyor.
Araştırmam sırasında rastladığım en ilginç kitaplardan biri 2012’de Donald N. Yates, tarafından yayınlanan “Çerokelerin Kökleri” adlı kitap.
Bazı bilim insanlarının Kızılderili-Türk genetik akrabalığını ortaya koyan çalışmaları üstüne yazılmış. Giriş bölümünde aynı zamanda bir düşünür yazar olan ABD kurucu başkanı Thomas Jefferson’un görüşleri aktarılıyor. Jefferson başka bazı yazarlara karşı Türk-Kızılderili akrabalığını savunuyor. Bu kitapta bahsedilen başka bir yazar yine aynı görüşte olan Constantine Samuel Rafinesque.
Norm Kisamov’un günümüzde yayınladığı Abrar Karimullin’in uzun bir makalesinden de yararlandım. Bu makalede 1600’lerden başlayarak, 1800-1900’lerde yoğunlaşan ve günümüze dek süren aynı güçlü sav özetleniyor. Birçok kitap ve yayından söz ediliyor. Hepsi Türkçe Kızılderili dilleri akrabalığını savunan bu yazarlar tek tek anlatılmış.
Bazılarını sayarsak, Otto Rochrig (1819-1908), Stig Wikander (1908-1983), Benigno Ferrario (1887-1956), Georges Dumezil (1898 - 1986), John Josselyn (1638-1672), John Macintoch (published in 1844), Rolando Araujo Solis (published in 1965), Robert Gordon Latham (1812–1888), Karl Julius Platzmann (1832)…
Bunların hepsi zamanının önemli dilbilimcileri ve Doğu bilimcileri… Bazıları unutturulmuş, unutturulamayanların Türkçe konusundaki görüşleri sansürlenmiş. Amerikalı ve Rus iki yazarın da bu sansür konusundaki görüşü ortak. Hatta kitabın bir tanıtım makalesinde başka bir Amerikalı yazar aynen şöyle diyor: Bu kadar çok somut kanıt karşısında artık bu bilgilerin Amerikan tarih kitaplarına girmesini bekleyebilir miyiz? “Öngörüm şu: Asla!”.
İnsanlığın kadim göçlerinin genetik haritalarını çıkarma konusunda en büyük uzmanlardan biri Anatole Klyosov. O da Avrupa halklarının ağırlıklı olarak Asya’dan göç eden R1b geni tarafından oluşturulduğunu belirtiyor. Proto-Türklerin de bu grup içinde bulunduğunu söylüyor. Elbette bunu söylemesi “bilimsel” camiadan dışlanması için çok yeterli bir sebep. Klyosov bu halklara Arbin halkı, dillerine Arbin dili adı veriyor (R1b geni nedeniyle). Ona göre Avrupa dillerinde çok yoğun Proto-Türkçe bulunması son derece doğal.
Fakat burada benim işaret ettiğim şey gerçeğin başka bir yönü. Türkçe konuşanlar sadece R1b ile sınırlı değil. 10 kadar başka genetik grubu kapsayan çok yaygın bir aile Türkçe ailesi. Türkçe-Amerikan Yerli dil ortaklığı ağırlıklı olarak C ve Q haplogrupları üstünden gelişiyor. Bu haplogruplar Kırgızlar başta olmak üzere Doğu Asya Türk topluluklarında yaygın.
MATERYAL, METOD ve SONUÇ: Bu çalışmada Maya diliyle ilgili iki; Atabaskan diliyle ilgili dört; Tlingit diliyle ilgili iki sözlük taradım. Ayrıca başka iki ayrı çalışmanın mini sözlüklerinden yararlandım. Öncelikle 207 maddelik Swadesh standart listesini kullandım. Bu liste en eski, kök, temel sözcükleri içerir. Bu liste dışında rastladığım çarpıcı örtüşmeleri de ayrı bir listeye aldım.
207 maddelik Swadesh listesine göre 125 temel sözcük birbiriyle uyumludur. 37 kesin uyumlu, 57 güçlü uyumlu madde vardır. Türkçe – Kızılderili ortaklığı gösteren sözcüklerin çoğunda, değişik Amerikan yerli dilleri sözcükleri de benzerdir. Bu duruma göre en kötümser tahminle en az yüzde 32 ortaklık bulunmuştur. Sibirya’ya yakın Türk lehçeleriyle özel bir karşılaştırma yapılsa bu oranın belirgin oranda artacağı kuşkusuz. 20 bin yıl önce birbirinden ayrılmış halklar için bu oranlar kesin kanıt anlamına gelen çok yüksek oranlardır.
Bizim dil bilimciler, tarihçiler önlerine konan Altay dil ailesi – Hint, Avrupa dil ailesi ayrımıyla oyalansın dursun...
@arathrim@bariskoksalan85 Özür dileyerek fikrimce başka bir balık olabileceğini sanmıyorum kesik dik ve temiz pervane yada bıçak pala benzeri bir aletle yapılmış gibi duruyor... Üzüldüm...
2026'ya Girerken.. "İHANET 100 YIL ÖNCE DE AYNIYDI!"
Youtube kanalımızdan izleyin: https://t.co/X84aDsyuEv
2025'in sonunda tek bir cümleyle özetleyebileceğim bir olaylar dizisi aktaracağım:
İhanet 100 yıl önceydi aynıydı!
1918'de Wilson Prensipleri ilan edildi. Buna göre Osmanlı topraklarında bir Kürdistan ve bir Ermenistan kurulacaktı. Amerika başkanı Wilson böyle istiyordu.
Böl parçala ve yut! Siyaset buydu.
Mavri Mira,Kürt Teali Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti... Hepsi işgalcilerle işbirliği içindeydi.
Böyle bir durumda Gazi Paşa ve arkadaşları ne mi yaptı? Her yerde her bölgede birtakım kimseler tarafından kurtuluş çareleri düşünüldü!
(...)
İhanet bugün de aynı! Mavri Mira,Kürt Teali Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti.. Hepsi bugün de faaliyette!
2000'li yıllardan itibaren Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında adımlar hızlandı ve terör örgütüne kurucu önderlik verme noktasına kadar gelindi.
Yeni bir anayasa,Anayasa'dan Türklüğün çıkarılması,Öcalan'ın muhatap alınması, hep 1.açılım döneminde Amerikalı uzmanların raporlarında söylenmişti.
BARIŞ SÜRECİ SATICILARI KENDİ ARALARINDA DA BÖLÜNMEYE BAŞLADILAR.
VE KAOSUN ORTASINDA YAVAŞ YAVAŞ NETLEŞEN HARİTAYI GÖRENLER ÇOĞALDI. TÜRK MİLLETİNİN GENETİK HAFIZASI DEVREYE GİRDİ. BUNDAN SONRA
ARTIK FABRİKA AYARLARINA DÖNME VAKTİ!!
İyi bir 2026 diliyorum. Hepinize saygı ve sevgilerimi yolluyorum.
Tamamı:
https://t.co/X84aDsyuEv