Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, Kocaelispor-Amed SF maçı öncesi sarı poşet sallayan 5 kişi hakkında gözaltı talimatı verdi.
İstiklal Marşı'nda saygısızlık yapanlara, "Jin Jiyan Azadi!" diye bağırıp toplumu kışkırtanlara neden soruşturma açılmıyor?
ÇİFTE STANDART!
🟥 Sarı poşet sallayan Kocaelispor taraftarları gözaltına alındı.
🟥 Öcalan'a tribünlerde hakaret edildi diye Galatasaray PFDK'ya sevk edildi.
🟩 İstiklâl marşını ıslıklayan Amedspor taraftarlarına işlem yapılmadı.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, dün oynanan Kocaelispor-Amedspor maçı öncesinde,
Kocaelispor taraftarlarının bulunduğu tribünlerde sarı poşet sallayan kişiler hakkında soruşturma başlattı.
Soruşturmanın nedeni: TCK'nin 216. maddesi kapsamında “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik” ile 6222 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında “Tehdit veya Hakaret İçeren Tezahürat”
12 Türk askerinin ölüm haberi geldiği gün "Bizimkilerin keyfi yerinde" diye tweet atılırken geçerli değil miydi bu "fakirleşme, yetersiz beslenme, zekâ geriliği ve milliyetçilik" üstat; niye Türk düşmanlığı yapılırken hiçbirinizi diyalektik materyalizm parçalarken göremiyoruz.
Vatan olmadan hiçbir şey olmaz! 🇹🇷
İşte bu yüzden diyoruz ki: 43 gündür mücadele eden vatan evlatlarını dikkate alın, gazilerin mağduriyetlerini artık giderin!
Gazi hakkı lütuf değil, ayrımcılık istemiyoruz
Adalet istiyoruz,
#43Gündür#GazileriminYanındayım#GazilerPlatform #EmsalÖzlükHakları
#SONDAKİKA #gündem #KurtuluşParkı #türkiye
Arkadaşlar
Şehit Aileleri ve Gaziler Platformu başkanımız sayın Erdem Çerçioğlu'nun hesabı budur.
Güven Parka gidip destek olamadık diye üzülmeyin, Gazimizi Takip edin, RT edin, sesine ses olun.
Kendisine en büyük desteğiniz bu olacaktır.
Gazilerin çöp poşetine konulan protezi. İkinci çözüm sürecinin fotoğrafı.
Umarım kısa sürede yer yarılır ve o yarıkta hepimizi içine alacak kadar derinlik vardır.
İçişleri Bakanı ile bir telefon görüşmesi yaptım ve kendisine; gazilerimizi İçişleri Bakanlığı'na davet edip bir kahve ikram etmesi konusunda ricada bulundum.
Bu insanları geri çevirmeniz, yollarından döndürmeniz mümkün değil. Burada ortaya çıkacak manzaralardan Türkiye'nin bir fayda görmesi mümkün de değil. 'Arkadaşlarımızı davet edin ve görüşün,' dedim. Dört defa görüştüğünü ifade etti. Ben de 'Bir defa daha görüşün, bir defa daha davet edin,' dedim ve 'Düşüneceğim,' dedi.
Anlaşılan şu ana kadar düşündü mü, düşünmedi mi, sonuçlandırdı mı, sonuçlandırmadı mı bilmiyorum ama ortaya çıkan manzara ne yazık ki bu işi polisiye tedbirlerle bitirme niyetinde oldukları doğrultusunda. Bu insanlara gösterilen bu şefkatsizlik hayret verici bir şey.
Bu insanlar Türkiye'nin birliği, devletin dirliği için savaşmış, terörle mücadele etmiş, vurulmuş, gazi olmuş, uzuvlarını kaybetmiş insanlar. Bu insanları yıldırmanızın mümkün olmadığını son 37 günde yaşananlardan görmüş olmanız lazım. Ama hâlâ ısrarla sanki geri adım atacaklarmış gibi davranıyorlar ve yok saymaya devam ediyorlar. Bunun Türkiye'ye bir hayrı yok. Bu insanlar geri adım atmayacaklar.
Güven Park’ta 1 aydır hak arayan gazilerimize ve şehit yakınlarına bu sabah 05.00’de 500 civarında polis ile operasyon yapılmış. Her bir gazi 10’a yakın polis tarafından direnme fırsatı verilmeden gözaltıma alınarak Bilkent’teki rehabilitasyon merkezine götürülmüş:
Görüştüğüm gaziler şu anda rehabilitasyon merkezinde serbest olduklarını ve saat 11.00’de eğer gitmelerine izin verilir ise İçişleri Bakanlığı önünde protesto gösterisi yapacaklarını söylediler.
TBMM halktan, yönetim milletin vicdanından kopuyor. @zaferpartisi
İki Türk askerinin şehit edildiği terör saldırısının, Türkmen yurdunda davul zurnayla kutlanmasını “şölen” olarak nitelendiren bir kişiye Türk milletinin vergileriyle maaş verilmesinin siyaset terminolojisindeki adı “demokrasi” ise, faziletlerin en büyüğü demokrat olmamaktır.
SESİMİZİ DUYAN VAR MI?
17 Ağustos 1999’da, Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz.
#17Ağustos#UnutmadıkUnutmayacağız
Katil Netanyahu, “Arjantin'i birçok yönden destekliyoruz, bugünkü maç da dahil." diyerek #İspanya ya destek vermemizin ne kadar doğru olduğunu teyit etmiş.
Kısmi davadaki değişiklik nasıl anlaşılmalı ?
HMK 109.maddesine eklenen 4.fıkrada “artırılan kısım”
için zamanaşımının kesilmiş sayılacağı açıklamasını
uzun gerekçeyi okuyarak anlamaya çalıştık.
Gerekçedeki açıklamalara göre:
1) Kısmi davada bakiye alacak (alacağın kalan kısmı için)
zamanaşımı işlemeye devam edecek; yani zamanaşımı ileri sürülemeyecektir.
2) Alacağın kalan kısmının “talep edilmeyen kısmının” dava edilmesi(bir defaya mahsus) ıslah sayılmayacaktır. Kullanılan bu deyimlere göre, kısmi davada ancak BİR KEZ (ıslaha başvurmadan) dava değeri artırılabilecektir.
3) Islaha başvurmadan, ancak “BİR KEZ” artırım yapılacağına göre, dava uzarsa, bu arada kazançlarda artış olmuş ve yeniden tazminat hesabı yapılabiliyorsa, artan miktar için ıslaha mı başvurulacaktır ?
4) İstinafta yeniden tazminat hesabı yaptırılmışsa, HMK m. 357’ye göre, İstinaf aşamasında “ıslah” yapılamayacağı için, İstinaf boşuna yargılama yapmış olacaktır.
5) Kısmi davada “alacağın kalan kısmının” dava edilmesi söz konusudur, Peki, ölüm ve bedensel zararlarda henüz “kısmi alacak” olmadığına; tazminatın tamamı ancak yargılama sonucu belli olacağına göre, “kısmi alacak
ve alacağın kalan kısmı”ndan söz edileilir mi ?
6) Bu yasa değişikliğini, AİHM ve AYM, yargının kulağını çektiği için, alacağın kalan kısmı zamanaşımına uğratıldığı için yapıyorlarmış. Maşallah !
Türk Hukuku ve Yargısı, bu yargı paketini hazırlayanların insafına kaldığına göre, daha çok kulaklar çekilir !
Not: Bazı çevreler uzun uzun yazılarla akıl karıştırıcı yorumlar yapıyorlar.
Lütfen, yargının çilesini çekmemiş, haksız ve adaletsiz kararlarla boğuşmamış olanlar, saçma sapan yorumlar yapmasınlar.
Gerekçe:
Belirsiz alacak davasını, bakınız. neden kaldırıyorlarmış:
1) Uygulamada çeşitli tartışmalara neden oluyormuş,
(Hayır, bu dava türünü siz anlayamadınız, kavrayamadınız, uygulamada karmaşa yarattınız.)
2)Hangi alacaklar için belirsiz alacak davası açılabileceği
noktasında tereddüde düşmüşler.
(Vah vah ! Eğer Almanya’da bir yasa hükmü olmadan
130 yıldan beri, İsviçre’de 70 yıldan beri nasıl uygulandığını öğrenmiş olsaydınız tereddüde düşmezdiniz.)
3) Bu durum yargılamaların uzamasına neden oluyormuş,
(Yalan ! Yargı uzun yıllardan beri ağır işliyor. 2008’de açılıp hâlâ sonuçlanmayan tazminat ve alacak davaları var. O tarihte belirsiz alacak davası mı vardı ?
4) Belirsiz alacak olmadığı halde, böyle açılan davaların Yargıtay'ca "hukuki yarar" yokluğundan bozulmasından sonra, yeniden açıldığında zamanaşımı defiyle karşılaşılıyormuş.
(Bu durumu yaratan sizlersiniz ve sizin etkilediğiniz Yargıtay ! Bu konuda akıl almaz karar örnekleri var:
Özellikle işçi alacakları için belirsiz alacak davası biçiminde açılan davalarda, uzun bir yargılama sürecinden sonra alacak “kanıtlanmış” ve hüküm altına alınmış olduktan sonra, Yargıtay Özel Dairesi’nce,
işçinin alacağını “belirleyebilecek durumda” olduğu, (nasıl anlaşılıyorsa) bu nedenle belirsiz alacak davası açmasında “hukuki yarar” bulunmadığı, davanın “usulden reddedileceği” gerekçesiyle "kanıtlanmış" alacak hakkında bozma kararları verilmekte; Hukuk Genel Kurulu da bu kararlara katılmaktadır. Karar örnekleri:
(Yargıtay 22.HD 21.02.2018, E.2015/25693- K.2018/4193 sayılı, HGK. 09.05.2018, E.2016/22 -482-K.2018/1047 sayılı, HGK.04.04.2018, E.2015/22-496-K.2018/ 666 )
(Geniş açıklamalar için bkz: Hukuk Yargılama Yasasına Göre Tazminat ve Alacak Davaları, 5.baskı kitabımız)
Anayasa Mahkemesi, bu tür kararları Any.m.36’daki
hak arama özgürlüğüne aykırı bulmaktadır.
5) Örneklerden anlaşılacağı gibi, belirsiz alacak davasını kaldırmak isteyenlerin çoğu işveren yandaşı ve işçi düşmanı çevreler olsa gerek !
6) Gerekçede bir de şu iddialarda bulunulmaktadır:
Alacak belirsiz olmadığı halde, belirsiz alacak davası açanlar, davaların uzamasına neden olmakta imişler. Yargıtay “usulden” bozma kararı verdikten sonra, yeniden açılacak davada zamanaşımı tehlikesi bulunduğu için, 107.maddeyi kaldırıp, 109.maddeye zamanaşımı defi yapılamayacağı hükmünü koyuyorlarmış. Böylece belirsiz alacak davasının sağlamış olduğu hukuki yarar, kısmi dava ile sağlanmış
olacağından, 107. madde yürürlükten kaldırılıyormuş.
(Aldatmacanın, yalanın bu derecesi de olmaz.)
Herkesi aptal yerine koyuyorlar !
Yargı paketi yarın 24 Haziran Çarşamba günü
TBMM Adalet Komisyonunda görüşülmeye başlanıyor.
Daha önce söylediğim gibi, yangından mal kaçırırcasına
(sözde) müzakere edip ivedi Genel kurula sevkedecekler.
Orada da eleştirileri kulak ardı edip, parmak kaldırıp indirerek hızla yasalaştıracaklar. Buna karşı Anayasa Mahkemesi’nde1 (60) gün içinde iptal davası açılması; (Any,m.151) bu davayı en fazla üyeyezsahip iki siyasi parti grubunun ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelerin açması gerekiyor. (Any.m.150) Ancak ne var ki CHP’nin başı belada. İptal davasını kimler açacak, nasıl açacaklar, bilemiyorum.
Hep birlikte çare bulmaya çalışalım.