Vasatlık her alana musallat oldu ve buna maruz kaldığımız her süre zarfında yinelemelerle karşılaşıyoruz. Tekrara düşen söylemler, bayatlaşmış hayaller ile teslim olunmuştur yazgıya. Bu duruma uyumluluğa sadakat demek yanılsama olur ve ihanet sayılır bilinmezliğin güzelliğine.
Yaşamadığı olaylar üzerindeki davranışlarını kendi değerlerine göre yontarak bağnazca geçmişlerini öne sürerler. Kibirleri ise öyle yükselir ki mağlup olduklarını sadece utançlarının şahidi olan kızaran yüzlerinden anlarız.
Tercihler tecrübelerin özü iken tecrübeler de iradeyi kontrol altında tutmaktadır.Tecrübenin doğurduğu önyargı ile iradesini körleştiren bireyler gelecekteki belirsizliklerin korkusunu alt edemiyecek ve deneyim kalkanının arkasından kararlarını verecektir.
İçten gelmeyen mutluluk yerine anılarında mutluluğu aramak daha gerçek. Elde edemiyeceğin şeyler için mücadele yerine vazgeçmek daha gerçek. Yolun değişeceğini ümit etmek yerine razı olmak daha gerçek.Kalıp doğrularla yaşamayıp gerçeğin varlığıyla yaşamak daha büyük cesaret.
Beklentilerin kaynağında arzular ve başarı yatar. Başarı hazzını tatmak için arzulara yok edercesine sahip olmak ve bu uğurda kaybedilen zaman hezeyandan ibaret. Başarısızlığın ise bu denli gurursuzlaştırıp bu derece alçaltılması toplumun yorgun düşmüş vicdanından olmalı.
Sorulara cevap bulmak önemli ama
yanılsamalar içinde karar vermek çok zor.Herkesin gerçeklemicek bir planı var geleceğe dair.İnsanların bildiği halde buna karşı olan tavırları anlamsız.Kopyalanmış bu planlara fazlasıyla önem verilince gerçeğin gözardına atılması kaçınılmaz oluyor
Kötü olan geleceğe yönelik iyi umutlar doğurtur. Umutla yaşamak, değişime inanmak en kolayı. Değişimin iyiyi getireceği ise çocukça bir aldanıştan ibaret. Bu kısır döngü girdabında acı pişmanlıklar ve hayal kırıklığı bulunur. Belki de aradığımız farklılık vadesi kısa mutluluktur.
İnsan yalnızken daha insandır. Yalnızlık, hür iradeyi beraberinde getiriyor. Hür irade ile verilen kararlar özbenliğin ortaya çıkmasını, planın dışında olmayı ve farklılığı sağlıyor. Toplum benzerliklerden yanayken farklılık ise toplumu ileriye taşıyacak değişimlerin anahtarıdır.
Kötü ve zor şartlarda yetişen insan yaptığı kötülükler için geçmişteki koşulların arkasına sığınır. Kötülüğü, koşulların doğurduğunu belirtir. İradesini ve tercihlerini yok sayarak sorumluluğu kaderine itelemekten sakınca duymaz. Bu durumda affetmek ise kibrin göstergesi olur.
Bireylerin kendilerine çizdiği toplumsal roller onların kendi hayallerini inşa etmekten alıkoyar. Yaşadığımız dönemdeki insanların gelecek hayalleri ve arzuları çok benzer. Mutluluk vaatlerinin hayal kırıklığına dönüştüğü bu zamanda kaygılardan arındırılmış fikirlere muhtacız.
Her şey aynı yine bugün; umudu tazeleyen güneşde yalın ve sade geçen zamanda. Geçmişe takılan yinelenen hatalar, anlama dönüşmeyen ifadeler ve neyselere dönüşen söylenmeyen sözler. Alışılmış tekrarlar her şeyi sıradanlaştırdı.
@tunctataker Belli tespitler yapıyorsunuz ama dediklerinizin altını hiç bir söyleminizde doldurmuyorsunuz. Çelişkiye çelişki katıp kendinizi bu çelişkiden kurtarmış gibi konuşuyorsunuz.İnsanlara eğitiminizin arkasına sığınıp bana verdiğiniz gibi dolambaçlı cevap veriyorsunuz.Yolunu söyleyin?
Kendini tanıyacak yalnızlığa ve zamana erken yaşlarda ulaşamayabiliyor. Sıradan bir hayatta raylarda gidermişcesine yaşantı devam ediyor. Sıradanlık devam ettikçe de sorunu farklılıkta arıyoruz. Yaş ilerleyip ölüm gerçekliği hissedilince de özün kaçınılmaz olgu olduğunu anlıyoruz
Japonların atalarına çok saygı duymasının sebebi her şeyin özünün zamanla ortaya çıkacağına inanmalarıymış. Aslında bu durum, farkındalığı düşük insanlarda yaş ilerledikçe ortaya çıkar. İnsan hayatı yanılsamalarla dolu geçiyor.