Yetişkinlikten bir şey öğrendiysem o da budur. Her ne olursa olsun ağlasan da zırlasan da kalkıp devam ediyorsun. Çünkü sen üzgünsün diye dünya durup seni beklemiyor maalesef
İlber Ortaylı'nın şubat ayında kaleme aldığı yazısından bir kesit:
"Pazar gecesi fenalaştım. Hasta bakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hepsi birden seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır."
⚠️ Öz babası tarafından cinsel istismara uğrayan kız çocuğu ile birlikte cansız bedeni bulunan annenin, geçtiğimiz ayda söylediği sözler:
• Elimizde çocuğumun istismarına ilişkin rapor var.
• Faili kim koruyor, neden hala dışarıda? Biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum.
• Ben Mayıs’a kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum, güvenliğimden endişe ediyorum.
• Başıma bir şey gelirse, bu karanlık yapı ve beni koruyamayanlar sorumludur.
• Bu dava sahiplenilmezse ben ve kızım hayattan koparılacağız, amaçları benim intiharımı sağlamak.
• Bana zarar verebilirler, başıma bir şey gelirse, ‘intihar etti’ derlerse peşine düşün; ben adalet ararken intihar etmem.
Immanuel Kant'ın "Saf Aklın Eleştirisi" eserini Türkçe'ye çeviren Naci Pektaş'ın, kitabın ilk sayfasına düştüğü not:
"Benim gibi köylü çocuklarının okumasına olanak sağlayan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, aziz insan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e armağan olsun."