“Bildiğin cehennem bilmediğin cennetten evladır” sözünü bir kenara not edin.
Çoğumuz bildiğimiz cehennemde yaşıyoruz. Gereken sadece bilmediğine adım atabilme cesareti.
Öz ile başlayan isimlendirmeler bana sevimsiz geliyor. Öz şevkat, öz sevgi, öz farkındalık vs.
“Kendine, kendini” demenin nesi var da bu eke gerek duyuldu acaba?
Bende üst perdeden bir söyleyiş havası uyandırıyor. “Akademik bir tanımlamadır doğrusu diğeri halk ağızı böğğğ… gibi
Şanlıurfa’da 37 derecede ve çıplak arazide kamuflaj altında iki buçuk saat dayanabildim. Ve bu kuşları alnımdan akan ter gözümü yakarken çektim. Sonuç; ülkemizden sanıyorum bu zamana kadar çekilmiş en yakın görüntüleri.
- Kılkuyruk Bağırtlak
- Bağırtlak
#DoğayaKanatAçtık
MOBBİNG İDDİASI SÜBUT BULMAMIŞTIR
Mobbinge uğrayan öğretmen çoğu zaman mobbingden değil, şikâyet ettikten sonra yaşadıklarından yorulur.
Önce birilerine gidersin.
Sonuç alamazsın.
Sonra varsa sendikana gidersin.
Orada da genellikle aynı cümleler karşılar seni:
“Süreklilik olması gerekir…”
“Somut delil lazım…”
“Tanık olmadan çok zor…”
“Mobbingi kanıtlamak kolay değil…”
Daha yolun başında sana yaşadığın şeyi değil, neden sonuç alamayacağını anlatırlar.
Şikâyet edersin.
Müdürün tanıdığı bir muhakkik gelir.
Muhakkik olayın özüne değil, şekline bakar.
Ya da müfettiş gelir.
Dosyayı kapatacak kadar inceler, gerçeği ortaya çıkaracak kadar değil.
Sonra aynı çevrenin, aynı düzenin, aynı ilişkiler ağının içindeki insanlar devreye girer.
Müdür haklı çıkarılır.
Şikâyetçi öğretmen sorgulanır.
“Madem mobbing vardı, neden daha önce şikâyet etmedin?”
“Bunu gören ya da duyan biri var mı?”
“Elinde belge, kayıt veya somut delil var mı?”
“Diğer öğretmenler müdür hakkında olumlu görüş bildirmiş.”
“Belki de bu bir mobbing değil, iletişim sorunudur.”
Bir anda roller değişir.
Şikâyet edilen değil, şikâyet eden kendini açıklamak zorunda kalır.
Oysa herkes bilir ki mobbingi ispat etmek, ona maruz kalmaktan daha zordur.
Çünkü müdürün yanında duranlar ifade verir.
Müdürle iyi geçinenler tanıklık yapar.
Sessiz kalanlar ise kendini düşünür.
Sonuç mu?
“Mobbing iddiası sübut bulmamıştır.”
“İddiaları doğrulayacak yeterli delile ulaşılamamıştır.”
Dosyaya bunlar yazılır.
Müdür görevine devam eder.
Şikâyetçi öğretmen ise görev yeri değiştirilir, yalnızlaştırılır ya da okuldan ayrılmak zorunda bırakılır.
Dosya kapanır.
#Irmaköğretmeniçinadalet
@OnurluOgretmen@tcmeb@Yusuf__Tekin senin maarif sistemin bu mudur? Devletin her kademesinde görev alan memurlar sizin sorumluluğunuzdadır!!! Beceremiyorsanız İSTİFA EDERSİNİZ! ne demek bir okul müdürü öğretmene vuracak? Ne demek İlçe milli Eğitim müdürü nasıl gidiyorsanız gidin diyecek? @HamurMEM1
Bildiğim en güçlü protesto…
Norveç kurtulunca, Nazilere sempati besleyen Knut Hamsun’a ne saldırdılar ne de kitaplarını yaktılar.
Bir gün genç bir kız geldi ve Hamsun’un kitaplarını evinin önüne bıraktı. Sonra yaşlı bir adam. Sonra başkaları…
Derken insanlar ellerindeki Hamsun kitaplarıyla akın akın gelmeye başladı.
Hamsun bütün bunları penceresinden izliyordu.
Kimse bağırmıyordu.
Kimse hakaret etmiyordu.
Sadece kitaplarını geri veriyorlardı.
Kitap yığını büyüdükçe, halkına ihanet etmiş olan yazar küçülüyordu.
Bugünkilerin “terörist” diyeceği biriydi Mahatma Gandhi; Tuz Yürüyüşü’ndeki inadıyla Büyük Britanya’yı silkeledi. Kaybedeceğinize inandığınız sürece kazanamazsınız. Bu benden olsun:
“gül yanlış kokarsa, tuz yakaya takılır”.
Genel merkeze kalabalık görüntüsü vermek için diğer illerden otobüslerle insan taşıyorlar. Bu, yenilmişliğin de korkunun da açık göstergesidir. Saraya payanda olup iktidarın gölgesine sığınanlar, siyaseten tarihin çöplüğüne gönderilecektir.
Atanmış kayyuma kahramanlık elbisesi giydirmeye çalışanlara soruyoruz: Neyin kahramanı? Halkın iradesini yok saymanın mı, sandığı hiçe saymanın mı?
Bir de utanmadan afişlere"liyakat" yazdırmışlar. Liyakat dediğiniz şey halkın seçtiğini görevden almak mı? Bu halk sizden ve sizin anlayışınızdan kurtulduğu gün, Türkiye için tertemiz bir başlangıç ve gerçek bayram o gün olacaktır.
Şule Yüksel Şenler Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir ajandır. Başı açık kadınların “orospu” olduğunu ve cehennemde yanacağını söylemiştir.
Türk kültürünün bir parçası olan yazmayı kafirlik olarak görmüş, Alman Katolik Rahibesi Rotraut Scheer’den öğrendiği türbanı pazarlamak için onunla birlikte Anadolu’yu dolaşmıştır.
“Erkekler karılarını dövebilir, eziyet gören kadın sabrettiği takdirde allah katında büyük derecelere ulaşır.” demiştir ancak ilk kocası tarafından şiddete uğradığı için boşanmış ve “büyük derecelere” ulaşamamıştır.
Kendisi CIA ajanıdır. 6. filoyu desteklemiştir. Siyasal islamın kadın temsilcisidir.