anaları olmadan gtlerindeki boku temizleyemeyen, evde kadın olmasa aç kalacak olan, çamaşır bile yıkayamayan temel becerilerden noksan çorap kokulu erkekler yine türk kadınlarına sallamaya başlamış. sen kendinden utan aq varoşu.
Hataylı biri olarak söylüyorum, depremden sonra :
1 - Evinizde kesinlikle bulundurma ruhsatlı en az 1 silahınız olmalı.
2 - Toplanma alanınız olmayacak, bu yöneticilerin hepsi kolpacı. Bu bakımdan, mahallenizde güvenebileceğiniz kişilerle hemen önceden belirlediğiniz alana geçip ailenizi ve dostlarınızı korumaya alın.
3 - Sakın unutmayın, büyük depremden yaklaşık 2 saat sonra ilk çalacakları bebeklerimiz, sonra mal mülk. Etrafınızdaki tanıdık tanımadık tüm çocukları asker gelene kadar korumaya almalısınız.
4 - İstanbul depreminden sonra tüm sorumluluk biz halkta olacak. Bizler, diğer şehirlerden şahsi arabalarımıza doldurduğumuz su, ekmek, bebek bezi ve kefenlerle İstanbul’a akın edeceğiz. Kurtarabildiğimizi kurtaracağız. Çıkartabildiğimiz ölülerimizi hemen gömmek zorundayız, 24 saat ve aylarca bitmeyecek bir sürece gireceğiz.
O gün geldiğinde yöneticiler önlem almadığı için en az 1 milyon insanımız vefat edecek. 2 milyona yakın insanımız uzunlarını ya da aklını kaybedecek, tamamen psikopatlaşacak. Ama neyse, bunlar önemli konular değil biz akape ya da cehapeyi falan konuşalım ;) erdoğan uzun boylu İmamoğlu çok şirin hakan fidan gizemli özgür özel zar zurt falan filan … … …
Madem öğretmen ataması bu kadar düşük sayılarda yapılacaksa, neden hâlâ eğitim fakültelerinden her yıl binlerce öğretmen mezun ediliyor?
Tarih, edebiyat, biyoloji, coğrafya… Kontenjanlar 20’li, 30’lu sayılara düşmüş durumda. Oysa her yıl bu bölümlerden yüzlerce genç mezun oluyor. Hayalleri olan, yıllarını eğitimine vermiş, KPSS’ye çalışan binlerce genç…
Peki madem atama yapılamıyor, o zaman neden formasyon verilmeyen binlerce kişi bu sınava girebiliyor? Neye göre, kimin için planlama yapılıyor?
Bu sistemde bir yanlışlık yok mu? Öğretmen ihtiyacını belirleyemeyen, kontenjanları adil dağıtamayan, on binlerce genci hayal kırıklığına uğratan bir yapıdan söz ediyoruz. Planlama yok, liyakat yok, istihdam yaratma kaygısı yok…
Bu sadece bir sınav meselesi değil. Bu, gençliğin geleceğini gasp etme meselesi. Umudu erteleme değil, umutla birlikte hayalleri yok etme meselesi.
Eğer bu tablo değişmeyecekse, kimse kalkıp da “öğretmen olun, ülkeyi aydınlatın” demesin. Önce o öğretmene hakkıyla yer açın, sonra konuşalım.
#MEBöğretmenAtamıyor
Aile ve sosyal hizmetler bakanlığı kreş açarak kadın istihdamına fayda sağladığını düşünüyor sanırım, en az üç çocuk nüfus politikasında bulunup çalışan annelere gerçek anlamda istihdam ve maddi refah sağlamadıkça ileri gi-de-me-yiz