“Ben Atatürkçüyüm.
Ben Cumhuriyetçiyim.
Ben laikim.
Ben antiemperyalistim.
Ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım.
Ben insan hakları savunucusuyum
Ben terörün karşısındayım.
Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların düşmanıyım...”
Uğur Mumcu
"NATO Zirvesi'nde yemekleri, ikramları, etkinlikleri, hediyeleri görünce adamların ağzı açık kaldı".
Adamların ağzı imrendikleri için açık kalmadı, kamu parasıyla nasıl bu derece şatafatlı bir organizasyon yapılabilir ona açık kaldı. Zira kendi ülkelerinde böyle bir şey söz konusu olamaz.
Duruşmada bulunan herkes şahittir ki Sn. Ekrem İmamoğlu “susma hakkını” kullanmadı !
Tam tersine, DEFALARCA;
“HAYIR! Susma hakkımı kullanmıyorum!” dedi.
16 milyonluk İstanbul’un 3 kez seçilmiş Başkanının istediği tek şey: Kutsal söz hakkını, cevap hakkını, kullanmak için yeterli, makul, süreydi!
📍Eşinin sesini duyurmak için adeta tüm cihana haykıran vefalı eş Dilek İmamoğlu’nun kısılan sesini duyuralım:
“— Ekrem İmaloğlu’nun belirli bir süre içinde savunmasını bitirmesi istendi. İmamoğlu da bu sürede savunmamı yetiştiremem dedi.
— Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmak istendi! Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!
— Altını çizerek söylüyorum, Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!..”
Lütfen görüp geçmeyelim, ulaşabildiğimiz her yere bu sesi ulaştıralım.
Bugün hukuk tarihimizde, adalet için en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Göz göre göre, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı gasp edildi.
Ekrem Başkanımız kendini savunmak istediğinde, salondan çıkarıldı, konuşması tamamen engellendi.
9 Mart 2026 tarihinde kendini savunmak istediğinde izin verilmemişti.
4 aydır kendini savunacağı günü bekleyen İmamoğlu’nun bir buçuk gün gibi kısa bir sürede kendini savunması isteniyor.
Kendini tüm detaylarıyla savunmak isteyen İmamoğlu’na konuşma hakkı verilmiyor. Kendisinin tam tersi beyanına rağmen “susma hakkını kullandı” denilerek savunma hakkı gasp ediliyor.
Altını çiziyoruz: Ekrem Başkanımız susma hakkını değil, en doğal vatandaşlık hakkı olan savunma hakkını kullanmak istiyor.
Okunması bile günler süren 4 bin sayfalık iddianameye, bir buçuk günde cevap verilemez.
Tutuklu geçen 476 günün ardından, kimsenin sesi böyle kısılamaz.
Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu, tarihimizde düşmana bile uygulanmamış adaletsizliklere maruz bırakılıyor.
Biz tüm bu adaletsizliklere ve zulme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.
Yaşatılan hukuksuzlukları her yerde anlatmaya devam edeceğiz.
Pes etmeyeceğiz, yılmayacağız, mutlaka kazanacağız!
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Deniz Zeyrek:
"Ayağıyla gelen, gözaltına direnmeyen bir çocuğa arkadan kelepçe takmak kötü muameledir
Onu videoya çekip, kamuoyuna teşhir etmek de suçtur"
Fikirlerinden ötürü bir komedyeni tutuklayıp, kuyu tipi cezaevine atmak da utanç vericidir
Bu rezilliklere bir son verin
Komedyen Deniz Göktaş, gösterisinde yaptığı şakalar nedeniyle 1 gündür tutuklu.
- Peki o sırada kim tutuklu değil?
Fatmanur Çelik’e t*cavüz edip öz kızını *stismar eden Kuran’a Hizmet Vakfı Yöneticisi Ayhan Şengüler SERBEST!
Levent Gültekin: "Din ile ilgili şaka yapanı hapse tıkıyorsanız,
Egemen Bağış, Kur'an ile alay etti, neden onu bağrınıza basıp büyükelçi yaptınız
Samimi değilsiniz, dindar değil dinbazsınız, ikiyüzlülüktür bu"
Kılıçdaroğlu'nun CHP için atadığı yeni avukat duruşmada Ekrem İmamoğlu'nun ceza alması için şikayetçi oldu😳
5 kez okudum, nasıl olur, yanlış anlamışımdır diye başka kaynaklardan da baktım...
Doğruymuş. Bu olaylardan sonra hala K��lıçdaroğlu'nu savunan varsa kesin satılmıştır
Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün…
Devlet ise “gülme sırası bizde” deyip komedyeni gözaltına almış.
Gülmek serbest, güldürmek şüpheli;
şaka yapmak kabahat, şakaya alınmak devlet ciddiyeti.
Memleket, kahkahaya bile tutanak tutuyor. #DenizGöktaş
Bir yolun doğru olduğunu, o yolda kimin yürüdüğünden anlarsınız.
Bugün o yolda kadınlar ve gençler var.
Emekliler var.
Emekçiler var.
Esnaflar, çiftçiler var.
Millet var!
Türkiye'de yeni bir yol açıyoruz.