Sayın @tcailesosyal bakanımız @MahinurOzdemir
Videoda yanınızda bulunan ve sohbet ettiğiniz kişi Ankara Abisi lakabıyla bilinen ve geçtiğimiz günlerde hakkında yürütülen örgüt kurma, kara para aklama ve suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama iddialarından tutuklanan Yasin Oyanık.
Sizinle resim ve video veren dolandırıcılar sizi ve makamınızı dolandıracakları insanlara karşı bir güven mektubu gibi sunmakta, iyi niyetli vatandaşlarımıza “koskoca bakanla beraberiz” görüntüsü vermekte ve bu kartvizitle ağlarına yeni kurbanlar düşürmektedirler.
Fon soyguncuları da pek çok üst düzey devlet görevlisi ile çektirdikleri resimlerle geniş halk kitlelerine aynı yolla güven verdiler ve yüzbinlerce vatandaşımızı soydular.
Sayın Bakan, siz Türkiye Cumhuriyetinin bakanısınız. Kim ile bir arada bulunduğunuza dikkat etmek zorundasınız. Proğramlarınız yapılırken kimle, ne için bir araya geleceğinizi bürokratlarınız araştırmalı.
Belçika vatandaşı ve o ülkede de milletvekilliği yapmış biri olarak şunu düşünmelisiniz: Neden Belçika bakanlarının dolandırıcılarla resim ve videoları çıkmıyor? Neden Türkiye’de pek çok bakan veya milletvekilinin dolandırıcılarla resim ve videoları çıkıyor?
İşgal ettiğiniz makamlar hassasiyet gerektiren makamlardır. Devlet vatandaşlarının can, mal, ırz güvenliğini sağlamak için var, dolandırıcılığa alet olmak için değil.
Başsavcılığın 141 ki��ilik malvarlığı tedbir listesi sadece bir gün sonra birçok ismin "sehven" yazıldığı iddiasıyla bir anda 109’a düşürüldü. Ucu AKP’lilere dokununca yine "sehven" kalkanı devreye girdi.
AKP’lilere yapılamayanlar; dün kanalına çökülen gazeteci Bahadır Özgür’e yapılıyor. Özgür, soruşturmanın gizliliği ihlal bahanesiyle gözaltına alınıyor.
Birilerinin "artık taarruz zamanı" sözleriyle başlayan bu yeni dönemin kime karşı yürütüldüğü tüm çıplaklığıyla ortada.
Bu siyasi taarruz fon vurguncularına değil, o vurgunu ve arkasındaki siyasi korumayı deşifre eden gazetecilere karşı!
İstanbul'da 20 yılda 168 dere yatağını kurutup 901 km beton dökenler, bugün sokaklarımızın göle dönmesinin sorumlusudur! Çevre katliamıyla yetinmeyip, halkın iradesini yok sayarak, tehdit ve hileyle belediyelere çökmeye çalışıyorlar.
Ne zaman utanacaksınız?
Halk TV Youtube dayanışma yayınında Gözde Şeker’in sorularını yanıtladım.
Ne yapabiliriz?
Bu darbeyi yapanların amacı,
1. Neyi saklamak? - Bugün için fon vurgunu, Mekke anlaşması ve Trump’ın sözleri, İmamoğlu’nun savunması
2. Hangi duyguyu büyütmek? - “Artık hiçbir şey düzelmez” umutsuzluğu
O halde bu amaçlara hizmet etmemekle başlamalıyız. Neyi saklıyorlarsa onu yüksek sesle konuşmak, Halk TV emekçileri ne yapıyorsa aktif takibi sürdürmek, kalabalık olduğumuzu bilmek, gerçeği anlatmaktan çekinmemek hepimizin düzenli ve sürekli görevi.
Fon vurgunuyla Halkın parasını çalanlar bilinmesin diye HALKTV'ye kayyum atadı...
Yurttaşız.
Korkmayacağız.
Sinmiyeceğiz.
Bu anlayışı sandıkta devireceğiz.
Ülkemizden ve laik demoktatik düzenden vazgeçmiyeceğiz.
Few words on suspension of broadcasts of #HalkTV-last remaining major independent news channel of Turkey…
At the end, my own voice is cut with the intervention of house folk though…
Fatih Altaylı, Ayazağa ve Göktürk’ü neden su bastığını anlattı:
“En büyük felaket iki bölgede görüldü.
Biri Ayazağa, diğeri Göktürk.
Ortak özellikleri ne! Son yıllarda hunharca yapılaşan iki bölge. İkisi de aslında aynı dere boyunca yerleşime a��ılmışlar.
Aralarında birkaç kilometre mesafe var. Normal şartlarda kuzeydeki ormanlardan gelen su bu dereye kavuşacak ve gidecek.
Ama plansız yapılaşma, yoğun yerleşim, yetersiz altyapı suyun dereye, derenin denize kavuşmasını engelleyince bu tablo ortaya çıkmış.
Mesele doğa değil, mesele yönetim.
Altyapısını doğru kurduğun, yenilediğin, doğayla barıştırmaya çalıştığın Dolapdere’de sorun olmuyor.
Irmak Caddesi ırmağa dönüşmüyor, önündeki yapıları kaldırdığın için Üsküdar’da su denize gidiyor, meydanda birikmiyor.
Ama kentin en yeni gelişen bölgesinde, Ayazağa ve Kağıthane’de açgözlülük doğayı, altyapıyı, hepsinden önemlisi aklı ve tecrübeyi galebe çaldığı için yollarda insanlar ipe tutunarak hayatta kalmaya çalışıyor, stüdyolarda mahsur kalan sanatçılar yardım çığlıkları atıyor.
Oysa çözümün aslında ne kadar basit olduğunu gösteren örnekler de var.
Ama biz iyi örneklere sui misal muamelesi yapıyor, bildiğimizi okuyoruz.
Ortaya çıkan sonuç ise aslında hiçbir şey bilmediğimiz!”