Os homens podem trabalhar até de madrugada, acordar às 5 da manhã, estar endividado, desanimado, sozinho, e ainda ter fé que um dia tudo vai dar certo.
Atatürk, Nutuk’ta 483 kez ‘Türk’, 1160 kez ‘Millet’ kelimelerini kullanırken; bugün onun kutsal mirası, “Türk Milleti” demekten kaçınan, kimliksiz ve korkakların işgali altındadır.
"Sürmeneli" Mehmet, iyi oku.
Sultan Abdülaziz'in bizzat kendi bestelediği "Valse d'Invitation" (Davet Valsi) adında çok zarif bir vals eseri vardır.
Sultan V. Murad'ın yüzlerce bestesi vardır ve bu bestelerin neredeyse tümü vals, polka, mazurka ve galop gibi Batı formlarındadır.
II. Abdülhamid'in bir vals bestesi yoktur ama kendisi "A La Turca (Klasik Türk) müziğinin insana hüzün verdiğini, bu yüzden Batı müziğini (özellikle opera ve operetleri) tercih ettiğini bizzat hatıratlarında belirtmiştir. Yıldız Sarayı'nda özel bir tiyatro kurdurmuş, çocuklarına ve saray efradına piyano ve Batı müziği eğitimi aldırmış, sarayda sık sık valsler, polkalar ve operetler çaldırmıştır.
Bugün gurur duyduğun o Mehter teşkilatı ve Yeniçeri Ocağı, Sultan II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Bugün dinlediğin ve bildiğin tüm Mehter Marşları, Enver Paşa öncülüğünde İttihatçılar tarafından sonradan bestelenmiştir.
İyi oku şu sözleri;
Hep kahraman TÜRK milleti.
Orduların, pek çok zaman,
TÜRK milleti, TÜRK milleti,
Aşk ile sev MİLLİYETİ.
Kahret vatan düşmanını,
Çeksin o mel'un zilleti.
"TÜRKİYE MİLLETİ", "TÜRKİYELİLİK" GİBİ ŞEYLER YOK.
İyi oku ve sindir "Sürmeneli" Mehmet, Pontuslardan da bahsetmiyor Mehter marşları.
TÜRK Cumhuriyeti'ne yönelik imalarınızın nedenini çok iyi biliyoruz. "100 yıl önce" edebiyatınız işlemiyor. Dinlediğiniz Mehter Marşları yasaktı, zaten 109 yıl önce İttihatçılar tarafından yazıldı. Yeniçeri ocağı kaldırılmıştı ama Atatürk bizzat Sofya'da "Yeniçeri" kıyafeti giydi. Bu sizin değil bizim gururumuz. Siz gidin "Türkiyelilik" oynayın.
Bakın gençler, hukuk öyle size ideolojik mastürbasyon yaptırmak için var olan bir şey değil. Neredeyse insanlık tarihiyle yaşıt olan bu bilim, bireylerin birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzene koymak için binlerce kez revize edildi. Hammurabi kanunlarından Doğu Roma imparatoru Büyük Justinianus'un Corpus Iuris Civilis'ine ve hatta İslam şeriatına kadar her millet kendi tecrübelerinden bir şeyler katarak bir hukuk birikimi meydana getirdi. Hepsinin temel amacı bireyleri devlete karşı korumak ve devletin bireyler üzerinde sınırsız hak ve yetki sahibi olmasını engellemekti.
Siz bugün ideolojik olarak hoşunuza gitmeyen birisinin tutuklanmasını ve bu kişinin başının devletle belaya girmesini talep ederken aslında kendi kuyunuzu kazıyorsunuz. Zira devlet yeryüzüne gelmiş, fiilen tanrısal olmayan en güçlü kuvvettir. Şayet Hz. Ömer tarafından idare edilmiyorsanız bu muazzam güce sahip idarecilerin zamanla sapıtıp tiranlık kurmayacağından asla emin olamazsınız.
Devlet aygıtını elinde bulunduranların temel gayesi, ilk başlarda gözünüze güzel gelen şeylerle sizi, tutuklama gibi çok ağır şeylere alıştırıp ikna etmektir. Mesela Atatürk'e söven içeri atılınca Kemalistler alkışlar, Erdoğan'a söven içeri atılınca AKP'liler alkışlar. Dikkat edin, bugün devlet ikisine söveni de içeri atıyor. Bununla hukuksal zeminde tutuklama, yasaklama, baskı yapma ve zorbalık meşrulaştırılıp kanıksanır hale getiriliyor. Bir süre sonra devleti çiftliği yapmış bu kimseler, toplumdaki hukuk bilincinin bu şekilde aşınmasını fırsat bilip tutuklama ve yasaklama kudretini kendi çıkarlarına olacak şekilde genişletiyor. Baskı sürekli yayılıyor, toplumun üzerine kâbus gibi çöküyor, ifade özgürlüğü kalmıyor, o zaman da ne kadar parlak beyniniz varsa kaybedip yokuş aşağı yuvarlanmaya başlıyorsunuz.
Şu sitede her sike tutuklansın, yasaklansın, kapatılsın diye bağırıp çağırmanız kadar büyük gerizekalılık yok. Uyuşturucu, tecavüz vs. gibi adî olaylar yahut can ya da mala zarar vermeli fiiliyata dökülmüş terör eylemleri hariç ki bunlarda da kılı kırk yarıp çok dikkatli delillendirme yapılmalı, hiçbir tutuklama ve yasaklama hamlesini savunmayın. Günün birinde döner dolaşır, sizin götünüzde patlar bu zihniyet. Bir avuç adam devleti kendi ahırı yapmış, sizi de sağmal inek gibi sağıyor. Bunu da elinde bulunan devlet aygıtının baskı ve otorite gücüyle yapıyor. Neden? Çünkü onlara bu gücü siz verdiniz. Karşı mahalleden birisi içeri atıldı devletimin yanındayım dediniz, öbür mahalleden birinin festivali yasaklandı vay be devlet dediniz, size ters bir slogan atan öğrenci polis dayağı yedi oh olsun dediniz. Ellerinizle yarattığınız canavar sanıyor musunuz ki sizin gırtlağınıza çökmeyecek?
Bugün yaşanan kayyum olayları da bunun bir göstergesidir. Kayyum atama mantığı dönüp dolaşıp yine PKK'nın işine yarıyor. Diyorlar ki "Bakın seçime girip kazandınız, devlet kazandığınız seçimi gasp etti, böyle olmaz, gelin dağa çıkın silahlı mücadele yapalım." ve emin olun bu propaganda karşılık da buluyor. Olayların arka yüzünü değerlendirmeye aklınız yetmediği için polis zırhlı aracının bam güm diye bir yere girip operasyon yapması ilkel milliyetçi duygularınızı okşuyor. Çünkü eziksiniz. Ben, sizin o yolda biraz esmer ve dövmeli birisi görünce yanından yürümeye cesaret edemeyecek korkaklığınızın kokusunu bir kilometreden alırım, bana hikaye okumayın. Bu ezikliği böyle devlet millet mastürbasyonuyla atmaya çalışıyorsunuz.
Devlet devletse hukuku işletecek. PKK'lı adamın yeri hapistir. Aday olmasını engelleyemiyorsan terörist de diyemezsin. Bunun üzerinden kitleyi konsolide de edemezsin, ettirmeyiz. Nasıl çözelim o zaman diye de bize sormasın, devletse çözmek için orda zaten. Bir yolunu kendisi bulsun.
Devlet, polis ve ordu mastürbasyonu yapan hukuk bilmez ucubeler bir gün elbet devletle tanışacak. O zaman akıbetinize bir sigara yakarım işte. -SON-