"Hangi dağ efkârlıysa oradayız
Perişan edilen her şey bizimdir.
Yağmur oluyoruz hangi ırmak kurusa
Gülüşümüz çocuk,
Adımız eşkıyaya çıkmıştır bizim."
Ahmet Telli'ye rahmetle.
Kızı Ceren Önder, ölümünün birinci yılında #SırrıSüreyyaÖnder'in mezarı başında seslendi
🗨️ Can çok büyüdü. Bazen seni görüntülü aramak istese de çabuk kavradı
🗨️ Hatıralarına bakmak acı verir sanıyordum. Ama öyle tatlısın ki, o bile neşe veriyor
🗨️ Koca dünyaya gelince, savaşlar çıktı, filler tepişti ama ülkemizde barışın inadı devam ediyor hâlâ
🗨️ Güzel şeylerden bahsedelim bugün: Koma konser verdi. Madenciler grev kazandılar. Amedspor Süper Lig'e yükseldi
silah aşkı ve kolay erişimi. zengin ve güçlü olanın her şeyi yapabileceği inancı (gerçekliği), gelir eşitsizliğinin logaritmik artışı, sürekli yüksek veya düşük çaplı savaşlar içinde yer almak. kodu mu oturtan alfa düşkünlüğü. abd ile olan nice ortak yanlarımızdan bazıları…
okul müdürleriniz hoparlörden kabede hacılar çalmayı biliyor ama acil bir durumda okulun nasıl boşaltılacağıyla ilgili en ufak bir hazırlık yok.
şurada yaralanan çocuklarla ilgili sorumluluğu kim alacak acaba?
gelmiş geçmiş en kötü eğitim bakanının bu işlerle ilgisi yok tabi, neyse ağır bir şey söylemeyeyim şimdi.
Gerçekdışı teoriler yüzünden çok ses getiremeyen bir başka manyaklık var Epstein belgelerinde. İnsan klonlama, tasarım bebekler üretme ve insan vücudunu hackleme gibi uçuk kaçık çalışma planlarıyla ve Bitcoin yatırımlarıyla bilinen Bryan Bishop, bunlar için Epstein'den para istemiş. Epstein, "Yatırım yapma konusunda hiçbir sorunum yok. Sorun sadece liderlik yapıyormuş gibi görünmek istememem".
Ayrıca Bishop, bebek tasarlama çalışmalarında ekibinin Ukrayna'daki bir laboratuvarda ameliyatlar ve mikroenjeksiyonlar da dahil olmak üzere "fareler üzerinde daha fazla test yapmaya devam ettiğini" söylüyor.
Epstein coşkuyla şöyle yanıtlıyor: "Embriyo implantasyonu ve 9 ay bekleme yöntemini seviyorum."
Ukrayna'nın bu tür işler konusunda yol geçen hanına döndüğü de iyice ayyuka çıkıyor.
Bishop para almadığını söylemiş bu yazışma sonrasında. Yazışma 2018'de yapılıyor. Epstein'in ne ayak olduğunu artık iyice öğrendiğimiz zamanlar yani.
Sumud filosu Gazze sınırlarına geldiği noktada saldırıya uğruyor. Tam bu esnada aynı lokasyondaki Türkiye’den İsrail’e giden ticari gemileri görüyorsunuz. Tarih bu utancı unutmayacak!
Filistinli gazeteci Enes el-Şerif: Açlıktan boğuluyorum, bitkinlikten titriyorum ve her an peşimi bırakmayan bayılma hissine direniyorum. Gazze ölüyor ve onunla birlikte biz de ölüyoruz
https://t.co/LZEty713Pf
Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Cumhurbaşkanı da, yardımcısı da, ilerideki yardımcıları da Türk olacaktır.
Ne mutlu Türküm diyene!
binlerce insan uyanık madleen’den haber bekliyor. gazze’ye gidecek olan 100 kilo undan ve bunu başaracak olan 12 insandan korktuğu için israil’in neler yapabileceğini herkesin bilmesi bile dünyayı başlarına yıkmamız için yeterli ancak tüm dünya yetkilileri suspus
Servet Çetin'i de afiyetle yediniz!
Amedspor'un has taraftarlarını tenzih ederek şunları söylemeden geçemeyeceğim:
Amedspor'un kimliği var, anlamı var diyorsunuz ama sahayı maddeyle, stadı çöple dolduruyorsunuz. Amedspor değerimizdir deyip lüks arabalarınıza binerek GS'nin şampiyonluğunu kutluyorsunuz. 10 yıldan fazladır direnen tek odak olan Amedspor'u her kötü günde yalnız bıraktınız. Faşist B.rsa taraftarı bile üçüncü ligdeki takımını her iç saha maçında 45.000 kişiyle destekledi, ama siz İstanbul takımlarının maçlarında kahvehanelerde birbirinizi ezdiniz, stada uğramadınız.
Amedspor'un Şehmuslarla, Deniz Nakilerle, Mansurlarla yarattığı onura tribünde küfürlerle mi sahip çıkacaksınız? Bu halkın onurunu barbarların küfürleri, hakaretleri, ırkçı marşları karşısında savunan, defalarca ölümden dönen bu yiğit adamlara iyi günde kötü günde sarılmak varken onları linç ettiniz.
Evet, Servet hoca mucizeyi yarattı. Bizi küme düşmekten aldı. Birinci ligde tuttu, yetmez mi? Halkın değerlerine sahip çıktı. Aslında Amedsporluluk bu zaten. Amedsporlu olmak her maçta kazanmak değil ki. Amedsporlu olmak onuru korumak demek, ayakta durmak demek, kadın ve çocukların tek bir kötü tezahürat duymadan stada gelmesi demek, maç izlemesi demek. Tahir Elçi Stadı, bizim sahnemiz. Takım kaybetse bile birbirimize sarıldığımız yer. Servet Çetin tam da bunları yaptı. Yetmez mi?
Takımın bir kimliği kalmadı, müteahhitler bu takıma kimlik veremez. Başarıya odaklı kimlik olmaz olsun! Takımlara kimliği taraftar verir. Bakın, Batman Petrolspor tam bir kolonyalist takımıdır, her anlamda. Valisi, kayyımı, garnizonu, AKP'si, izinli taraftar grubu ile, ama taraftar onu değiştirdi. Vanspor da öyle, taraftar onu da değiştirdi. Bir zamanlar Mardinspor'un stadında Yozgat stadında atılan sloganlar duyulurdu. Bingölspor, Ağrıspor, Muşspor... Hepsi kendi kimlik ve değerlerini vurgulamaya başladılar. Hepsi Amedspor'un has taraftarı sayesinde.
Şimdi o ruha geri dönelim. Tribün yapan, asaletimizi, vakarımızı, eşitlikçi düşüncemizi yansıtan taraftarlığa geri dönelim.
Servet Çetin'e emeği için çok teşekkür ediyorum. İnsan gibi insan. Ne yazık ki, "asla yalnız yürümeyeceksin" diyemedik.
Spas bira...
Size burada “Oruç, Ramazan ayı” diye kutsal pazarlayanların gerçek yüzü tam olarak budur. Eşi cezaevinde olan ve buna rağmen gülmeyi eksik etmeyen bir kadına iftira atmaktan, ağızlarına sakız etmekten çekinmezler. Saraçhane’de Kabataş arayanların, içlerindeki iğrençlik budur.
Vatandaşlara bir hatırlatma daha yapayım. 1998 yılında Tayyip Erdoğan İBB başkanıyken hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma sırasında Erdoğan görevinden uzaklaştırılmadı. Soruşturma dava oldu, dava cezayla sonuçlandı. Ceza kesinleşti, Danıştay Erdoğan’ın belediye başkanlığının düşürülmesine karar verdi. Bu zamana kadar Erdoğan görevinin başındaydı.
Belediye başkanlığı düşürüldükten sonra, 28 Şubat dönemi dediğimiz dönem olmasına rağmen dönemin İstanbul Valisi, Erdoğan’ın belediye başkan vekili Ali Müfit Gürtuna’yı Erdoğan’ın yerine atayıp 6 gün sonra belediye meclisini yeniden seçim yapılması için toplantıya çağırdı. Bu belediye meclisinde dönemin Fazilet Partisi çoğunluk değildi, ona rağmen diğer partiler destek verdiler ve Erdoğan’ın vekili Ali Müfit Gürtuna’yı İBB başkanı seçtiler.