Üstün başın şiir mi koksun istiyorsun
O zaman durmadan yazacaksın,
Kütüphanenin tozlu yollarından geçeceksin.
Okuyacaksın ama insanın canına değil
Gelmiş geçmiş dünya klasiklerini
Baştan aşağı edebiyata bulanacaksın
Hünerli kelimelerle ellerinden roman akacak
Gözlerinden masallar
Dudakların beni değilde hikaye anlatacak
Çocukların düş dünyasına sızacaksın
Onlara evreni gezdireceksin...
Parmakların seni yazmayacak denemeleri yazacak
Kıyafetini nasıl aldığını ve giydiğini anlatmayacaksın
Kelimeleri bir birine nasıl bağladığından bahsedeceksin
Gemici düğümü gibi zor açılacak
Onuda bilen çözecek
İyi bir yazar olcaksın
Kalemi ince belli bardak gibi kavrayacaksın
Yazılar kağıt üstündeki dans edecek
Kalem kağıda her dokunuşunda bir buse gönderecek
Her buluşma bir ön sevişme gibi olacak
Temiz cesur ve titiz
Okuyucuya haz verecek
Sonunu onlara bırakacaksın onlar tamalayacak...
Hayalini düşlerini onlar kuracak
Mutlu ve mutsuz sonu okuyucu karar verecek
Şayet Mürekkebin biterse odum karasından öürekkep yapmayı bileceksin...
Gamzende nakarata rastlayacaksın
Altın madeni gibi
Kazıdıkça o çukurdan gazel ve kaside çıkacak
Sesin çok narin olacak
Ağzından dökülen her bir kelime cevher tadında olacak
Üslubun kimliğin misali naif konuşacaksın
Kirpiklerin imlec görevi üstlenecek mesela
Her biri bir noktalama işreti yerine geçecek
Sabahları rimel yerine noktalı virgül kullanacaksın
Fondoten yerine deneme süreceksin yüzüne
Karşıdan bakınca allık, morluk ve parlatıcı değilde
Cilalanmış kasideleri göreceğiz...
Tırnakların; üç nokta yerine sonsuzluğu ifade edecek
Anlatılan ve anlatılmayan hem imge okuyucuya
İşte sevgili sen ölsen bile onlar seni sonsuza dek yaşatacak
Ahh sevgili üstün başın şiirr kokacak o zaman
Sen edebiyat kokacaksın
Üstün başın şiir olacak
Seni şiir diye arayacağım satır aralarında
Ve her bir sözün insanlık anlatcak
Kısaca sen Şair olacaksın...
°°°Mavi...
Papatya ile hasbihal
Ahh papatyam sen ne güzel çiçeksin
Aynı zamanda bir o kadar çilekeş
Güle koşarken seni ezip geçtiler
Çok güzelsin diye üstüne yattılar
Olmadı top oynaydılar
İp atladılar
Halay çektiler
Horon teptiler(oynadılar)
Ben daha görmedim
Lale bahçesinde piknik yapanı
Gül tarlasında mangal pişireni
Bazen seni tekmelediler en isafsızda
Bazende koklayıp attılar
Dalından çat diye kopardılar
Hiç dalında bırakmadılar seni
Bunca yorulmuşluğa rağmen
Sevende yapraklarını yoldu
Sevmeyende
Taç yaptılar senden alınlarına
Bazen de tek taş görümümünde
Yüzük taktılar sevgililerinin parmağına
Bazen de bilezik
Ahh papatyam sen ne güzel detaysın
Herkesin yanıbaşındasın
Milletin Parmak uçunda
Hiç kimseninde aklında değilsin
Senden buket yapıp sevgilisine göndereni görmedim
Rezidanslara daha girmedin
Zenginlerin malikanesini süslemedin
Yalı, şato, dubleks, tripleks
Hiç birinde yoksun
Sende ezilensin
Ve ezilenden yanasın
Hep garibanların yakasındasın
Sevgiliye Umut besleyen gençlerin parmak uçlarında
Sahi senin çayın var birde
Milleti iyi sakinleştiriyorsun
Sana bir şey söylüyeyim mi
Onunda genetiğini değiştirmişler
Direk senden çay yapamamışlar
Ah papatya falları başka bahara kaldı
Diren papatya zenginlerim olmadın ...
Mavi
#Papatya
#MaviHuydurBende
#ŞiirSokakta yazılır
#Geceye okunur
Dün yoktun rüyalarımda
Bu günde olmayacaksın
Yarında gelmezsin biliyorum
Gittin başka diyarlara
Olurda bir gün gelmeye karar verirsen
Önceden haber ver
Temizliyeyim rüyamdaki odaları
Ayakların kirlenmesin
Üzerine toz bulaşmasın
Olurda, hani olmazya
Geleceksen bir gün
Gel yine de habersiz gel...
Dün gecenin hatrına
Ankara tren garında
Uzak şehrin güzel kızına
°°°Ⓜ️aVi-M...
#MaViHuydurBende
#MaviDüşOlduBana
#GöğeBakalım
#UzakŞehir
#ŞiirSokakta
#ŞiirOfiste
#İkiMavi
#GeceyeİkiKalem
#GeceyeBirSöz
#GeceyeBirNot
#GeceyeNotum
#Prag
#Moscow
#izmir
Sen papatyayı bilir misin
bilmezsin ki;
Güle koşarken papatyayı ezensin,
Seviyor sevmiyor iddiasıyla yapraklarını yolansın,
Taç yapmak için canına kıyıp toplayansın
Sen hayatımdaki en büyük yalansın
Mavice bir şeyler işte
Ben Şaiirlere kırgınım
Varolanları aktarmamışlar
Doğruları söylememişler
Hakikatten yana olmamışlar
Ben bu Şaiirlere çok kızgın
Hayal dünyasında yaşamışlar
Gerçeklerden uzak, birazda konformist takışmışlar
Kadınlara şiir yazmışlar
Ey vallah çokta güzel yazmışlar
Tasfiride iyi yapmışlar
Kaşını gözünü saçını başını iyi betimlemişler
En mükemmelini yapmışlar
Öfke doluyum anlatamam
Gerçeği yazmamışlar çırıl çıplak
Gün yüzüne sere serpe çıkarmamışlar
Hep bir kaçamak cevap
Gizem dolu bir hikaye anlatıda...
Neyden bu kaçış
Neye rağmen bu sığınış
Gerçekleri vursaydılarya zalimlerin yüzüne
Neden bu kadar korku
Neden bu çöküş
Şair insan söylerdi,
Haykırırdı avazı çıktığı kadar.
Kalem ile, kağıt ile notlara dökerdi
Taş duvara yazardı imgeleri
Kör pencerelere kazırdı nakaratları
Eşiklere, beşiklere nenni ile anlatılırdı
Yatağına, yorganına
Baş ağacına, yastığına
Yediği yeşil soğanına
Anlatırlardı gördüklerini yalansız
Şairlerin mi nesli tükendi
Gerçekler mi korkutucu
Kalem de mürekkep mi bitti
Mavi mürekkeple kırmızımı yazıyoruz
Şair insan zulme boyun eğmez ki
Haktan yanadır
Hakikate bir mum yakar
Düşmez bedeni toptağa
Ruhu yaşar ebedi
Nedir bu zulümden kaçış
Şairler vardı hani bir zamanlar
Karınca misali tarafları belliydi
Kolu yetişmesede
Taşlar ulaşmasa da gideceği yere
Taş atarlardı haksızlığa
Şairler küstüm ben artık
Şiirlerine de...
Okumuyorum artık...
***Dilsiz Şiir Ünsüz Şair Mavi Müşavir...
1-Ayağa kalk ey kadın
Ne uyuyorsun adamın gölgesinde
Durma yürü celladının üzerine
Vur hançerini vur kılıcını tamda kalbinin üstüne
Korkma diren
Direnen kazanmış dönmüş devran
Bak bunun şahidi var krallar hanlar hakanlar hepsi tiran
Yerlerinde esamesi yok kalmış köşkleri viran
Siz beni sığdıramadınız @herkesicinCHP’ye oysa ben sığınılacak bir liman değil, talana, yoksulluğa karşı mücadele edecek kamusal bir alan için aday oldum. Şimdi yine ülkenin her yanındaki o girilemeyen evler, o sokaklar beni bekler @eczozgurozel@veliagbaba@AylinNazliaka
*Freud diyor ki, Atatürk insanlığın sanatçısıdır!*
Britanya imparatorluğunun varoluş hikayesini irdelerken, yakın tarihle ilgili inanılmaz bir bilgiyle karşılaştım.
Bu bilgi şu ana kadar,
Neden Türkiye’de bilinmez diye de içten içe hayıflandım!...
Sonra da bu bilgiyi,
15 yıldır tanıdığım BBC çalışanı arkadaşıma,
Kraliyet sarayı tarih direktörüne teyit ettirdim...
Yıl 1936.
İngiltere Kralı VIII Edward,
Türkiye’ye geliyor...
ATATÜRK tarafından ağırlanıp, uğurlanıyor...
Kral, Londra’ya dönünce,
Kraliyet sarayında “tarihçilere ve düşünürlere" sekiz saat süren bir yemek veriyor...
Düşünür ve tarihçiler Kral’a,
“Bize Mustafa Kemal Atatürk’ü" anlatın diyorlar...
Kral anlatıyor,
Herkes düşüncelerini sıralıyor...
Son sözü, Freud alıyor...
Sigmund Freud,
Psikanaliz biliminin kurucusu dünyaca ünlü nörolog ve psikolog...
Freud, Aşk’ı tarif ederken “Aşk cinselliği içerir “ diyen düşünür...
Aynı Freud,1939 yılında ölmeden bir yıl önce “aşkın tarifinde yanıldığını itiraf" ediyor...
Sebeb ise,
Bir KARGA !...
Hasta yatağında yatarken,
Kırık penceresinden gagasında bir adet cevizle içeri karga giriyor...
Cevizi Freud’un baş ucuna bırakıp pencerede yarım saat melul melul Freud’u seyredip uçuyor...
İşte o an Freud,
Aşk cinsellikten öte bir duyguymuş diyor...
BURASI ÇOK ÖNEMLİ ?...
Freud,
Yemekte son sözlerini,
ATATÜRK için sıralıyor?...
Hangi dilden,
Hangi dinden,
Hangi topraktan olursan ol,
ATATÜRK’ü “sevmemek” mümkün mü?
"Aşk,
Duygular ötesi bir sanatsa,
ATATÜRK’te bir insanlık sanatçısıdır" diyor...
Kral,
Neden böyle kesin ve keskin düşünüyorsun diyor?
Freud,
ATATÜRK esir aldığı komutanlara insanca davrandı...
Esir aldığı bayrakları çiğnemedi, çiğnetmedi...
Esir aldığı halklara saygı duydu...
O,
Sadece toprağını korudu ...
Ülkesini ve milletini sevdi, onlar için savaştı...
Tüm insanlığa,
Mazlum milletlere örnek oldu...
Emperyalizme dur dedi...
Çağdaş düzeni kurdu...
Özgürlükleri,
İnançların serbestliğini,
Kadınlara seçme seçilme hakkını,
Bilimi,
Doğanın korunmasını,
Sanatı ön plana çıkardı...
Daha ne yapsaydı,
Biz evrensel bilim insanlarına?...
Freud,
Böyle sıralıyor düşüncelerini...
Şimdi gel de,
ATATÜRK’ü sevme!
Hangi hakla,
Hangi vicdana dayanarak sevmeyeceksin be kardeşim?!
Hele de,
Yüz yıl geriye yüz tutmuş bugünün zihniyetine karşı !...
Türk kanı,
Müslüman kanı taşımayan...
Ama,
İnsanlık kanı taşıyan Freud’a gel de hak verme!
Tesbit ettiğim,
Teyit ettirdiğim bu bilgi,
Bu yazım...
Mevcut tarihçilerimize,
Bilim insanlarımıza,
Siyasetçilerimize,
Sanatçılarımıza,
Tüm halkımıza...
Kısaca,
ATATÜRK’ün ekmeğini yiyen herkese KAPAK olsun !...
İsmet Orhan
Kanada'nın Ontario eyaleti, İngiliz bölgesidir. Benim de hayatımın önemli bir kısmı ve çocukluğum burada geçti.
Burada doğdum ve bu kültürün eğitim sisteminde temel eğitimi aldım.
Bir öğretmenimiz vardı, şimdi ismini hatırlamıyorum. Orta boylu, turuncu kafa, yuvarlak gözlüklü sevimli bir tipti. Bildiğin İngiliz kızılı.
Badi badi yürüyen, koltuğunun altında hep bir kitaplar olan, arada onları düşüren bu adamı hepimiz severdik.
Tuhaf da konuşurdu ama her şeyi bilirdi bak. Ne sorsak; "şak" diye cevap verirdi.
Birleşik Krallığa bağlı ülkelerin eğitim sisteminde, Çanakkale ve Türkiye konuları biraz hızlı geçilir.
Aylarca Paupa Yeni Gine'yi ne biçim fethettiklerinden bahseder de, bundan pek söz etmemeye çalışırlar.
Ama gerçekler, acıtsa da gerçektir...
Bir gün, konu dönüp dolaşıp birinci dünya savaşında gelmişti.
Bizim turuncu kafa, öyle örtbas edebilecek bir adam değil, yekten anlattı.
"Savaşı kazanırken kaybettik."
dedi.
Devam etti.
"Biz aslında birinci dünya savaşında bu Osmanlı ve Almanya'yı feci şekilde yendik. (Biz dediği, Birleşik Krallık ve oyun arkadaşları)
Fakat nasıl olduysa; Türkler, bu işten daha karlı çıktı.
Bir devlet kurdular, yok olmaya yüz tutan kültürel değerlerini geri getirip, batının çok ilerisinde bir cumhuriyet ilan ettiler"
Dedi.
O dedikçe, ben sıramda devleşiyor, triplere giriyordum.
Devam etti ve tahtaya;
"Moustpha Kemal Ataturk" yazdı.
"Bakın millet"
dedi ve doğru cümleyi kurabilmek için elindeki tebeşiri çevirerek biraz düşündü kafasını kaldırdı;
"Bu ismi iyi tanıyın. Hatta kafanıza yazın ve hiç unutmayın. Dünya tarihinde, bu adamın vizyonuna sahip başka birisine ben rastlamadım.
Çok iyi bir asker, çok iyi bir öğretmen, çok iyi bir yönetici, çok iyi bir matematikçi, çok iyi bir tarihçi, çok iyi bir diyebileceğiniz bir sürü şeyi, kendinde barındıran başka bir insan yok.
Tanıyın ve unutmayın." dedi.
Çocuğum, en çok 12 falan sanırım. Başladım ağlamaya.
Yanıma geldi;
"Senin yerinde olsam böyle hissederdim"dedi, başımı okşadı ve yerine gitti.
İngiliz böyle dedi..”
GÜLERDEN ALTINTAŞ
Çankaya da her şey tez elden gerçekleşecek
CHP Çankaya Belediye Başkan Aday Adaylığım ile ilgili Karikatür Sanatçısı Murat Sayın beni çizmiş.Teşekkürler #MuratSayın