Eski Bakanlardan birisi 2012 yılında "Vatandaş haksız bile olsa sizi üzerim" demişti öğretmene. "Benim velimi üzeni üzerim" demişti.
O gün bir kırılımdı. Sonrasında Alo Mebim uygulaması. Sonrasında öğretmeni veliye puanlatacağızlarla öğretmenin ne itibarı ne etkisi ne de yetkisi kaldı.
Zaten ardı da kesilmedi. Öğretmeni sözleşmeli yaptılar toplantılarda alenen bakın siz sözleşmelisiniz ha diye parmak salladılar.
Benim çocuğuma bağıramaz şikayetleri ile ceza alan öğretmenler, sınıfta yüksek sesli konuşuyor çocuğun psikolojisi bozuldularla soruşturmadan soruşturmaya geçen öğretmenler...
Bu bir süreçti muhakkak sonuçları olacaktı. Eğitim camiasının, bizlerin yapmayın etmeyin dediği şeylerin sonucu ile yüzleşiyoruz.
Bir daha böyle acılar yaşamayalım istiyoruz. Çocuklar tekrar çocuk olsun öğretmenler de öğretmen. Bunu istiyoruz.
Öğretmenler öldürülüyor ve okullar basılıyor diyoruz…
-Maarif, akademi…
Fatma Nur Çelik öğretmenimiz katledildi.
-Maarif, akademi…
İbrahim Oktugan hocamız katledildi.
-Maarif, akademi…
Bugün başka bir okula silahlı saldırı yapıldı.
-Maarif, akademi…
Bakanlık yetkilileri: Saldırılar karşısında tedbir alacağız.
Sendikalar: Bir gün iş bırakıyoruz.
Sonuç:?
Velimi üzeni üzerimle başladı
MEB’im cimer benim çocuğuma karışamazsınla devam etti
Çocuğun çantasına bakamıyorsun
Veli diyor ki senin hakkın yok çantaya bakmaya , peki bıçak sigara ya da silah
Varsa nasıl olacak o
Öğretmeni dinleyin artık
Öğretmenlere bir sorun sorunları
Veli Merkezli Eğitim Sistemine mi Geçildi?
Son zamanlarda çok ciddi bir yanlış okul algısı gözlemlenmekte.
Okullar, “bakımevi”; Öğretmenler “bakıcı” olarak görülüyor.
Çok acı.
Okul ve Öğretmen algısının/itibarının el birliğiyle nasıl yerle bir edildiğinin tezahürü…
Okuldan geçirilen zamanın niteliği önemlidir, süresi değil.
Okulda daha fazla zaman geçirmek adına atılan adımlar, öğrencileri okuldan daha da uzaklaştırmaktadır.
Öğrencileri okuldan soğutan yoğun ders saatleri ve süreleri azaltılmalıdır.
Ders saatleri;
İlkokullarda 5,
Ortaokullarda 6,
Liselerde 7 saat.
Ders süreleri;
İlkokullarda 30,
Ortaokullarda 35,
Liselerde 40 dakika olmalıdır.
Öğrenciler; sabah ve akşam karanlığında sırtlarında kilolarca ağır çantalarla “çocukluklarını yaşayamadan” gün kapatmak zorunda kalmazlar.
Farklı kesimlere şirin görünmek adına Öğretmenin işini zorlaştırmayı bırakın.
Yoğun eğitim öğretim sürecinde çocuklara mola olan ara tatiller devam etmelidir.
Okullar bakımevi değil, eğitim kurumudur.
Eğitimi eğitimcilere bırakın.
Denizde son gecemiz…
Gazze’ye kalan mesafe: 75 mil…
Dillerimizde şu âyet:
“Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler. “ (Yâsîn 9)
YENİ SORUNSALIMIZ: FENOMEN ÖĞRETMENLER!
Genel ağ hayatımıza girdikten sonra insanlarda bir beğenilme, takip edilme telaşı başladı. Bunun eğitim camiasına yansıyan ciddi etkileri oldu. Etkinlik paylaşan veli, öğretmen, sınıf grupları kuruldu ve en önemlisi de biz öğretmen kelimesinin önüne gelecek her türlü sıfata karşı çıkarken şimdi nur topu gibi yeni bir sorunsalımız oldu: Fenomen öğretmen! Kim bu fenomen öğretmenler? Instagram sayfalarından sınıf için etkinliklere, uygulamalara, öğrenci fotoğraf ve görüntülerine yer veriyorlar. Sosyal medyada küçük bir araştırmayla bile çok sayıda fenomen öğretmen sayfasına ulaşabilirsiniz. Şimdi bazı sorular soralım:
1-Bu görüntüleri kim çekiyor? Öğretmen çekmediğine göre bir öğrenci bunu çekmeyle görevlendiriliyor, yani öğretim sürecinden geri kalıyor ve sınıfta her şey kayıt altına alındığı için “doğal”lıktan uzaklaşılıyor, “yapay” bir öğretim süreci tehlikesi ortaya çıkıyor. Videoyu başka biri kayda alıyorsa bu da zaten suç… Öte yandan bu öğrenciler profesyonel oyuncu olmadığına göre defalarca prova yapılıyor ve eğitim-öğretim süreci ciddi şekilde baltalanıyor. En kötüsü de ellerine senaryo tutuşturulan “gönülsüz” öğrenciler rol yapmaya zorlanıyor, sınıf “sahne” ve “dekor” olarak kullanılıyor; fenomen öğretmenin (!) takipçisinin artmasına ve duyguları sömürmesine hizmet eden “ucuz” bir video çekilmeye çalışılıyor. Hatta bazı videolarda öğretmen kendini komik duruma düşürdüğünün farkında bile olmuyor. Bu videolar ile toplumun “tek bir örnek” üzerinden “genelleme” bakış açısı ile öğretmenlere karşı olumsuz algı oluşturmasına çanak tutuluyor. Hele akım videoları var ki tam bir fecaat...
2-Paylaşmak için velilerden özel izin alınıyor mu? Veliden izin alınıyorsa tamam. Ama izinle her şey bitiyor mu? Öğrenci bunu istiyor mu? 1. sınıfa giden bir öğrenci “dijital ayak izleri”nin yıllarca kaybolmadığı sanal ortamda yıllar sonra videosu ile karşılaştığında bunu kabul edecek mi, ne düşünecek? Bazı videolarda öğrencinin ağız özelliğiyle, yanlış telaffuzuyla, fiziki özellikleriyle dalga geçiliyor, bazılarında ise öğrencinin yoksulluğu “dramatik” müzik eşliğinde servis ediliyor, farklılıklar bir zenginlik unsuruyken bir “mizah” unsuru olarak kullanılıyor. Bu görüntüler tüm Türkiye’ye servis edilerek özel hayatın gizliliğinden tutun kişilik haklarına kadar her şey ihlal ediliyor ki bu durum pedagojik olmadığı gibi öğretmenlik meslek etiğine de aykırıdır. Hepsinden öte hukuki sonuçlar doğuracak bir yanlıştır. Ne yazık ki sınıflar “film seti”ne dönmüş durumda. Sponsorluk anlaşması yapan hatta sınıfta ders anlatırken kullandığı kombini satın almaları için takipçilerini butik mağazalara yönlendiren, kuaför reklamı yapan öğretmenleri ne yazık ki gördük, görmeye de devam ediyoruz. Bazı veliler ise bu fenomen öğretmenlerin derslerine girmesini istiyor ki bu olayın ne derecelere ulaştığının bir sonucudur. Bu öğretmenlerin bulunduğu okullardaki okul atmosferini, meslek barışını hiç yazmıyorum bile.
3-Öğretmenlerimizin bu görüntüleri paylaşırken temel amacı ne? Öğretim sürecinde öğretmenlere rol model olmak mı? Fikir vermek mi? Takipçilerini artırmak mı? Uzatmadan belirtelim öğretmenimiz samimi mi? Temel amacı “ben çalışıyorum” ise bunun karşılığında zaten maaş almıyor mu, bu vicdani bir sorumluluk değil mi? Fenomen öğretmen, kendi çocuğunun öğretmeninin bu şekilde davranmasını ister miydi? Görevini en iyi şekilde yapmak zaten meslek etiğinin gereği değil mi? Bazı öğretmenler ise sanki ülkemizde başka ihtiyacı olan okul yokmuş gibi “Benim öğrencilerime yardım edin!” diye mesajla paylaşması veya etkileyici müzikler ve görüntüler eşliğinde subliminal olarak bu mesajı vermesi çok rahatsız edicidir. Fenomen öğretmenlerden bazıları “görevi kötüye kullanma ve özel hayatın gizliliğini ihlal” şik��yeti üzerine açılan idari soruşturma sonucunda disiplin cezaları aldı. Görev yeri değiştirilenler oldu. Bu durum öğretmenlerin uygulamalarının “hukuki” olmadığının, mevzuat hükümlerinin dışında olduğunun doğrudan kanıtı zaten.
“Bu kadarı olmaz diyoruz” ama oluyor. “Daha ne kadar şaşırtabilirler” diyoruz. Yine şaşırtmayı başarıyorlar. En kötüsü de akım videolarını çekerek öğretmen-öğrenci arasındaki sınırları aşarak öğretmen imajının değerini yitirmesini katkı sağlıyorlar. MEB çok acil olarak bu “sosyal medya fenomeni” öğretmenler için yasal olarak bir çözüm üretmelidir. Olay çok kötü bir yere doğru gidiyor çünkü.
Öğretmenler angarya işlerden kurtarılmalıdır. Öyle duruma geldi ki bu angarya ders ve ders hazırlıklarından daha büyük bir durum oluştu.
Angarya görevler öğretmenin sırtından alınmalı yapılacak ekstra işlerin çalışma ücretleri olmalıdır.
Formalite için yapılan işler bitmelidir.
48 Uygur Türkü tüm dünyanın gözü önünde Tayland tarafından Çin'e iade edildi. Bu toplama kampına veya ölüme göndderilmek anlamına geliyor. Doğu Türkistanlı Müslüman Türkleri yalnız bırakan herkese yazıklar olsun. Bu hepimiz için büyük bir utançtır.
Çoğu ebeveynin anlamadığı bir nokta var. Okul sizin 7 yıl boyunca yetiştirdi��iniz davarı insana çevirmeye yarayan bir alan, öğretmen de çocukların çobanı değil. Evde en temel görgü kurallarını öğretmediğiniz, empati olgusundan hiç bahsetmediğiniz, tuvaletten çıkarken elini yıkamaktan bihaber çocuğunuz okulda canavarlaşınca öğretmene "e sizin işiniz öğretmek" diyemezsiniz.
Müfredatı aktarmak başka konu sizin canavarlarınızı evcilleştirmek bambaşka konu. Şu alanda gördüğüm veli saçmalaması bile beni delirtirken öğretmenlerin neler çektiğini tahmin bile edemiyorum. Sabrınız eksik olmasın.
#KitapÇekilişi 📚
Bu paylaşımı RT yapıp hesabımızı takibe alanlar arasından 1 kişiye tarih, kültür ve edebiyat eserlerinden oluşan 50 kitaplık seti hediye ediyoruz. 🎁☺️
🗓️ Sonuçlar 18 Aralık Çarşamba günü saat 21:00'de açıklanacaktır.
Elhamdülillah!
Sözümüzü tutma vakti. Buradan 20 kardeşimize kitap okuma standı hediye!
Bu tiviti RT yapıp, hesabımızı takip etmeniz yeterli.
Sonuçlar: 13 Aralık | Cuma
#şam#suriye#çekiliş#hediye
Üreticimizi destekledik, çiftçimiz alın teri döktü, bereketli topraklardan güzel bir lezzet çıktı.
Hüyük Çileğimiz Avrupa Birliği tescili aldı.
Konya’mızın ilk ülkemizin 25. tescilli ürünü, HÜYÜK ÇİLEĞİ hayırlı olsun.