@Fenerbahce Bu takımdan bu sene bi bok olmaz, boşuna ümitlenmeyin maçları izlemeye gerek bile yok kadro berbat. Bu maçları alamıyorsan iddialı olmanın bir anlamı yok maalesef
Muhtemeldir ki tarih kitapları, bundan yıllar yıllar sonra, zamanın birinde, bizim çağımızı büyük bir salgın hastalık dönemi diye yazacak.
“Sadece sultanlar, krallar, yöneticiler değil, insanlar topyekün benlik hastalığına yaklanmıştı…”
Her şeyi olan insanoğlu, hırslarının kölesi olmuş giderken, huzurla yaşlanıp, huzurla ölmek isteyenlere de “benlik salgınını” bulaştırmak için amansız bir mücadele içerisinde.
Bu çağın en sağlıklıları, bir köşede sessizce, sadece huzurlu nefes almanın mücadelesini vererek gideceği günü bekleyenler sanırım.
Bir insanın 21. Yüzyılda, bu Haz ve Hız Çağında ulaşacağı en arifane bilgelik seviyesi bu. Hayır, mübalağa etmiyorum.
Bu çağ hastalık dolu bir çağ. Dünya hasta. İnsanlar hasta. Hayır, beden hastalığı değil asıl. Benliği hasta. Aklı hasta. Ruhu hasta. Kalbî hasta... Kişiliği hasta. Dili hasta. Nefsi hasta. Vicdanı hasta. İdeolojisi hasta. Ahlâkı hasta. Onca bilgi, birikim, bilgiçlik, konfor, lüks, zenginlik, network ama hasta. Şifasız, devasız, dermansız, kibirli bir hastalık.
Kafasını kazanmak ve başarmakla bozmuş egoist kişisel gelişimci hırs beyinliler, Tiktok ve reels kaydırmaktan dikkatini bir şeye 5 saniye dahi veremeyenler ve herkesin herkesin alternatif olduğu haz ve erotizmden başka mutluluk bilmeyenlerin ortasında ve böylesi vebalı, marazlı, salgınlı bir zamanda;
ruhunu, kalbini, zihnini, benliğini, vicdanını sağlıklı tutmayı başarmış ve huzurla yaşayıp, yaşlanan insanlar bu çağın en bilge insanları artık.
Eğitim sisteminde derhal güncelleme yapılmalıdır.
Geri gelmesi ve eklenmesi gerekenler:
1- Tek tip okul üniforması.
2- Erkekte kısa saç / kızlarda bağlı saç.
3- Telefon yasağı.
4- Gerektiğinde insanı rayına sokan bilge öğretmen tokadı.
5- Serserilere verilmesi gereken siktirname.
Sokak bunlarla dolu
- Ateşe mi tapıyor
- Şeytana mı inanıyor
- Metale, demire mi secde ediyor. Belli değil...
Nerede abi subay tıraşlı gençler..
Bundan sonra subay tıraşlı olmayan kimse okul kapısında girmemeli..
DİSİPLİN..
**
#Kahramanmaraş
Okullarda öğrenciler için acilen,
• Tek tip kıyafete,saç sakal kontrolüne başlanmalı.
▪︎ Öğretmenlerde kıyafet serbestliğine derhal son verilmeli.
▪︎Tüm okullara tek kartlı geçiş sistemi getirilmeli ve her isteyenin girip çıkışı engellenmeli.
@tcmeb#Kahramanmaraş
Akşam oynanacak Başakşehir - Fenerbahçe maçıyla ilgili şöyle bir senaryoya da hazırlıklı olalım. Galatasaray'ı koruma ve kollama işi ne zaman infial yaratacak şiddette ayyuka çıksa, futbolun baronları hemen devreye girer ve hiç de gereği yok iken Fenerbahçe lehine bir hakem hatası(!) oluverir. Herkes bir günde diğer organize suçu unutur ve bunu konuşmaya başlar. Böylece tek bir pozisyon üstünden bütün sezonu denkleme algısı yaparlar. "Gördünüz mü, hata herkese oluyor" vs algısı.
Uyanık olalım. GS yancısı bir rakiple oynuyoruz. Tahriklere kapılmadan, net bir galibiyet alalım, inşallah.
SAĞLIK ÇALIŞANLARI DA NE YAPIYOR Kİ!
Diyenlere ithafen yazıyorum;
Bir sağlık çalışanın günü nasıl geçiyor?
Sabah alarmı çaldığında, daha uyanmadan yorgun kalkıyor aslında.
Çünkü bir önceki nöbet hâl�� ensesinde; dinlenmek dediği şey ise sadece göz kapaklarını birkaç saat kapatmaktan ibaret.
Evden aceleyle çıkıyor.
Bir yanda yetişmesi gereken servis, diğer yanda düşünceleri;
Bugün acaba kaç hasta gelir?
Bugün kaç kişi bağırır?
Bugün kaç kere nefes almaya fırsat bulurum?
Geride bıraktığı çocuğunun yemeğini yedirirler mi ilacını içirirler mi, ateşi çıkar mı?
Hastaneye girer girmez bir telaş sarıyor etrafı.
Koridorlar dolu, bekleyenler gergin, her kapının arkasında ayrı bir hikâye..
Hepsine tek tek yetişmeye çalışılıyor.
Henüz kahvaltı bile yapamadan ilk hasta, sonra ikinci, sonra onlarca..
Birinin tansiyonu düşük, birinin ateşi yüksek, biri acil, birin yakını kulağının dibinde bağırıyor.
Biri hemşire , Serumun bitti.
Bir baktın kalabalığın ortasından bir ses
-BU HASTANEDE DOKTOR YOK MU?
-HEMŞİRE NEREDE?
Tüm bu hengâmenin içinde yine aynı sabırla, aynı güler yüzle devam ediliyor.
Öğle arası kâğıt üstünde var.
Bir sandviç ısırığıyla serum takmak arasında geçen bir “dinlenme.”
Sonra şiddet riski
Bir söz, bir el hareketi, bir omuz yükseltme. Ters bir bakış..
Bir yandan evdeki hesaplar dönüyor zihninde:
Kira, market, faturalar…
Bir yandan yeni gelen talimatlar, varsa mobbingler, eksik personelle dönmeye çalıştırılan mesailer…
Akşam oluyor.
Ayakları zonkluyor, beli ağrıyor, gözleri kanıyor.
Ama dosyalar bitmemişse gidemiyor.
Gitse bile eve vardığında “oh” demeden çamaşır, yemek, çocuk ödevi, ev işleri
Sonra bir an durup kendine soruyor
BUGÜN YİNE ELİMDEN GELENİ YAPTIM MI?
Uykuya dalmadan önce tek temennisi;
YARIN KİMSEYE BİR ŞEY OLMASIN..
bir de… keşke biraz bizide düşünen olsa…
Ve alarm yeniden çalıyor.
Yeni bir gün, yeni bir mücadele..
Sağlık çalışanının hayatı böyle akıyor işte:
Sevgili sağlıkçılar,
Benim yazamadığım, gözümden kaçan ne varsa…
Siz yaşayarak, yazıp altını doldurun lütfen..