Aynen öyle cücüllatam çok Doğru tespit. Herkese nasip olmaz. Insan kendisinin tertemiz ve mis gibi olduğunu bildiği zaman işte böyle salınarak giriyor her kapıdan içeri çooook şükür. Sonuçta iki tık fazla alayım diye insanların hayatlarını hiçe sayarak haber yapanlar için de bizim bir serzenişimizin olması çoook normal .
esas anormal olan Bunu sanki dev bir mağduriyete çevirip inlemeniz tek lafla hüzün kapladınız az daha eleştirilseniz ne olacaksınız acaba.
@cuneytozdemir
Bir Zamanlar Anadolu'da, oldukça yerelmiş gibi görünen ama evrensel ve yerel tarihin ötesinde bir meseleyi gündeme getirmesi bakımından belki de çok özel. Hugo Weaving de aslında tam olarak bunu anlatıyor. Gerçekten güzel anlatmış...
Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı
Kılıçdaroğlu bugün İstanbul’da üye katılım törenine katıldı. Törene farklı cast ajanslarından yüzlerce figüran 950 lira karşılığında taşındı. Figüranlar arasında işsizler, atanmayan öğretmenler, emekliler; İranlı, Mısırlı göçmenlerin yanı sıra İmamoğlu’nu destekleyen kişiler de yer aldı
https://t.co/3CRTxfb6vc
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabından Padişah Vahdettin'in ülkeyi İngiliz gemisiyle terk ettiğine ilişkin ifadenin çıkarıldığı yönündeki iddialar gerçek. ✅
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında müfredat güncellemeleri devam ederken, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) platformunda erişime sunulan iki farklı 8. sınıf ders kitabında konunun ele alınış biçiminde net bir farklılık göze çarptı. 👀
Bu kitaplardan 2025 baskılı olan ve künye bilgileri yer alan sürümde, Vahdettin'in yalnızca ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı belirtiliyor. İngiliz gemisine dair herhangi bir ifade yok.
EBA'da bulunan ve künye bilgisi içermeyen diğer 8. sınıf ders kitabında ise Padişah Vahdettin'in ülkeyi İngiliz gemisiyle terk ettiği açıkça ifade ediliyor.
İki kitap arasında Vahdettin’in gidişini anlatan bölümlerin metin yapısı ve sayfa düzeni tamamen farklı.
Benzer şekilde, platformdaki 12. sınıf Tarih ders kitapları incelendiğinde de İngiliz gemisi vurgusunun bulunmadığı; kitaplardan birinde Malta Adası'na gitmek üzere ülkeden ayrıldığının yazıldığı, diğerinde ise doğrudan ayrılış sonrasındaki siyasi gelişmelere odaklanıldığı görülüyor. 📢
Detaylar https://t.co/nAgxWCYaWo’ta. 🔎
@nevzatdindar Utanmazlığın böylesi, FB de aşağı yukarı aynı paraları hatta maaş olarak daha fazlasını harcadı. Bırak şampiyonluğu Avrupa'da iki tur bile atlayamadı. Muhabir diye geçinip, şöyle rezil tweetler atmaya hiç utanmıyorsunuz.
Ahora que el mundial se está poniendo interesante, vamos a hablar en detalle de lo que son esos famosos xG (Expected Goals). ⚽️
El concepto no es para nada nuevo, pero en los últimos años se han refinado los modelos incorporando datos de posicionamiento y miles de variables contextuales.
Vamos a adentrarnos en el modelo probabilístico (que es a lo que hemos venido).
Lo primero que hace el xG es asignar a cada disparo una probabilidad entre 0 y 1 de que termine en gol.
Si un disparo tiene xG = 0.30, significa que históricamente, disparos parecidos terminan en gol el 30% de las veces.
No computa si ese disparo concreto entró o no. Solamente mide la calidad estadística del tiro.
¿Cómo se calcula?
Se entrena un modelo (tradicionalmente se usaba regresión logística, ahora también gradient boosting) sobre cientos de miles de disparos históricos bien etiquetados (gol / no gol).
Los inputs principales son:
- Distancia a portería
- Ángulo de tiro
- Parte del cuerpo (cabeza, pie hábil, ombligo...)
- Tipo de asistencia (centro, pase a la espalda, contragolpe...)
- Contexto posicional
El modelo devuelve P(gol) por cada tiro. Y el xG total de un equipo es la suma de todas esas probabilidades.
A nivel matemático, cada tiro es un ensayo de Bernoulli.
Y el total de goles esperados es la esperanza matemática de la suma.
¿Y todo esto qué sentido tiene?
Como ya sabemos, el fútbol es un deporte de baja anotación, así que el resultado de un partido puede depender de un gol en propia en el minuto 90, de un penalti fronterizo o de un portero llamado Vozinha.
El marcador rara vez refleja con precisión lo que ha pasado en el campo.
En este contexto, el xG te dice quién merecía ganar según la calidad de las ocasiones creadas.
Como comparar la volatilidad implícita con la volatilidad realizada. (Perdón por la analogía).
Aquí van algunos datos del mundial.
España
+8.3 xG diferencial acumulado y la mejor defensa del torneo (~0.32 xGA por partido).
Argentina
+7.9 diferencial. ~2.25 xG generados por partido.
Francia
+7.0 diferencial, pero con una sobreperformance brutal de +5.0 goles por encima de su xG.
Mbappé él solo ya lleva +2.85 xG de overperformance individual. Es decir, ha metido 8 goles, pero su xG acumulado es de 5.15.
Una interpretación de esto es que España y Argentina son favoritos estadísticos en cuanto a xG, mientras que Francia está sobreviviendo a base de talento individual de élite terminando las jugadas en gol.
Sin embargo, esto tiene muchos caveats y puntos ciegos.
El xG asume que los disparos son ensayos independientes (Bernoulli).
Pero en la realidad, los tiros dentro de un partido están correlacionados.
Si un equipo va perdiendo, suele generar más oportunidades pero de menos calidad. No tiene en cuenta cómo de bueno o de malo es el portero. Ni tampoco la presión o la motivación que tienen los jugadores a la hora de disparar.
El modelo no captura el contexto táctico de un partido tampoco.
Al final hay momento en los que es como modelar correlaciones con una matriz de Pearson cuando el mercado está en pánico. La dependencia cambia. ¡Hay que hacerlo con cópulas!
Pero aún con sus limitaciones, el xG es una de las mejores métricas que tenemos para caracterizar un partido de fútbol.
El marcador te dice quién ganó.
El xG te dice quién pudo haber ganado con mayor probabilidad.
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Törene katılıyorsanız seremoninin işleyişi nasılsa ona uyacaksınız. Yoksa gidip diplomanızı sekreterlikten alabilirsiniz. Ben orada kendimi değil Felsefe Bölümü'nü temsil ediyorum, sizin showunuzun bir parçası olamam.