Ne güzel…
Önce Twitter’daki bütün paylaşımlarını siler sonra da hesabını kapatır! Film çekimleri biter bitmez geri döner; fragmanlar, reklamlar, şakalar, kahkahalar… Sonra da o meşhur alt perdeden, sözde empatik sesiyle birkaç cümle kurar, “neydi o çocuğun adı Deniz miydi.. Severim ben Deniz’i yanlış yaptılar çocuğa.. Ama çocuk da yanlış yapmış” (burda gülüyor) ….
Bakın kimse Cem Yılmaz’dan adliye önünde pankart açmasını, miting meydanlarında slogan atmasını beklemiyor! Beklenen tek şey, mesleğini yaptığı için hedef alınan bir meslektaşına iki cümleyle sahip çıkmasıydı.. Ama belli ki keyfini kaçırmaya değmiyor! Bu toplumun sevgisiyle, ilgisiyle milyon dolarlar kazanacaksın, bütün itibarını bu ülkeden devşireceksin, ama memleketin en temel meselelerinde tek kelime etmeyeceksin! Madem hayat tercihin “apolitik” kalmak, yarın bir gün yaptığın bir şaka yüzünden seni de hedef aldıklarında kimseden yardım beklemeyeceksin! Bu ülkede Müjdat Gezen, Ferhan Şensoy, Levent Kırca, Tarık Akan, Selda Bağcan, Edip Akbayram, Cahit Berkay, Kadir İnanır gibi sanatçılar, bedel ödemeyi göze alarak yaşadılar! Müjdat Gezen hala Silivri’de genç insanların davalarını takip ediyor! Sen ise meslektaşının mesleğini yaptığı için yaşadığı hukuki sürece dair iki cümle kurmaktan bile imtina ediyorsun!
Neden?
Çünkü korkaksın! Çünkü omurgasızsın! Bu omurgasız terimini de kötü algılama, hani solucan, sülük, asalak gibi demek istiyorum! Sadece sen değil; başta Yılmaz Erdogan, Ata Demirer, Şahan Gökbakar, Okan Bayülgen, Beyazıt Öztürk, Hasan Can Kaya…. hepiniz cidden beş para etmeyen, gencecik bi meslektaşlarına destek olmaktan aciz rezalet insanlarsınız!
Çok Yaşa Deniz
Sana çok kızıyorum Deniz. Sabaha karşı, gözü yaşlı bir şekilde yataktan kalkıp bu yazıyı yazdırdığın için sana çok kızıyorum. Hayata dair bütün planlarımı bozduğun içim sana çok kızıyorum. Beni bu duruma soktuğun için, rahatımı kaçırdığın için sana çok kızıyorum Deniz.
Babanı, belki hatırlar belki hatırlamaz, 1979’da o zamanlar bir gecekondu bölgesi olan Mamak’ta tanımıştım. Sana kızıyorum, ama o zamanlar tanıdığım Kemal için bu yazıyı yazmaya kendimi mecbur hissediyorum Deniz. Yıllarca ders verdiğim öğrencilerim için mecbur hissediyorum. Seninle aynı yaşlarda olan oğlum için mecbur hissediyorum ve beni bu duruma soktuğun için sana çok kızıyorum Deniz.
Ne yaptığını anlıyorum Deniz. Adına ne diyeceğimi bilemiyorum, ama gösteri diyelim, gösterinin adını neden “Ölü Deniz” koyduğunu anlıyorum. Gösterin ölüm maskını andıran bir -gene diyeceğimi bilemedim- heykelin açılışıyla başlamasının nedenini anlıyorum. Gösterinin başında kendini neden yuhalattığını anlıyorum. Neden kıyafetinden yola çıkarak bir “komedyeni” öldürtmenin ne kadar kolay olduğunu anlattığını anlıyorum: Can Dündar’ı kurşunlatıp kaçırtmış, Ahmet Hakan’ı dövdürüp yola getirmiş, Özgür Özel’i çocuklarını öldüren birine yumruklatmış gücün sana ne yapacağının farkındasın Deniz. Üstelik sen katledilirsen ne yapacağımızı da gösteriyorsun bize videonun sonunda, ölüm maskını bütün İstanbul'da dolaştırarak. İkiyüzlülüğümüzü böyle açık ettiğin için sana çok kızıyorum Deniz. Bütün bunları göze alabildiğin için, daha doğrusu bunları göze alamadığımdan, beni utandırdığın için sana çok kızıyorum Deniz.
Aynı zamanda sana hayranım Deniz. Her şeyi bu kadar planlayabildiğin için hayranım. Türkiye’nin umudu olarak sunulan bir Laz müteahhitle (Lazlar başımız gözümüz üstüne) böyle dalga geçtiğin için hayranım. Fatih Altaylı’ya giydirdiğin için hayranım. Dört kitaptan söz ederken, işi her yöne çekilebilir bir noktada bırakmayıp, belki 1200’lerde bir kitap daha yazmak isterdi dediğin için hayranım -üstelik Akit gazetesinin manşetinde fotoğrafı basılıp “İslam düşmanı kahpe” yazılmış biri olarak hayranım. Sana hayranım Deniz, dalgıç esprinle “bizim cephenin” ikiyüzlülüğünü gösterdiğin için hayranım ki, Başörtüsüne Özgürlük bildirisi imzaladığım için “aramızdaki hainler” diye lanse edilen biri olarak hayranım. Bir sabah operasyonuyla değil de 2 Temmuz’da, Sivas Katliamının yıldönümünde Türkiye gelerek gözaltına alınmayı tasarlayacak kadar düşünceli olduğun için hayranım. Ama bunlar sana kızmama engel değil Deniz. Beni bu duruma düşürdüğün için sana çok kızıyorum Deniz.
Eskiden de çok küfretmezdim ama cinsiyetçi, türcü derken artık küfredemiyorum Deniz. “Alçaklar” diyesim geliyor ama “size alçak diyemem, çünkü alçak da bir seviye gösterir” diyen Necip Fazıl’ın sözü geliyor aklıma. Ne kadar garip değil mi Deniz, bu sıfatı en çok hak eden birinin böyle bir söz söylemesi. Bir de en küfürbaz şairimizin adaşın için yazdığı şiir geliyor aklıma: “Acıyorsam sana anam avradım olsun/Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!”
Gün ağarmak üzere, bitireyim artık. Çocukluğumdan hatırladığım ilk slogan, “Ya ya ya, şa şa şa, İsmet Paşa İsmet Paşa, çok yaşa” geliyor aklıma Deniz. Sonraları, 1970’lerde çok komik gelmişti bu slogan, ama şimdi çok anlamlı geliyor, hatta senin için sokağa çıkıp bağırasım geliyor Deniz: Ya ya ya, şa şa şa Deniz Göktaş Deniz Göktaş çok yaşa.
Sen çok yaşa Deniz. Taylanlar, Ulaşlar, Denizler, Yusuflar, Hüseyinler, Mahirler, İbrahimler… Hepiniz çok yaşayın çocuklar.
Faruk Alpkaya
🔴 Selahattin Demirtaş, komedyen Deniz Göktaş'a seslendi:
📌 On yıldır bu günü bekliyorum; Yılmaz, Cem falan benim yerime gelirler diye düşünmüştüm de denyolar beni hayal kırıklığına uğrattı
📌 Baktın sabahın köründe kapına dayanmıyorlar, ki en kötüsü bu şekilde beklemektir, durma sen git. Taksim'e git mesela, avukatlarımın sana ileteceği iki tane sağlam sloganı sol yumruk havada, hançereni yırtarcasına meydanın ortasında haykır, akşamına koltuğum senindir inşaallah.
https://t.co/Rxe7vjnmm3
@mustafademirpro Gençlik sığınma kampına değil..mahallede bulunan bir boş zaman değerlendirme gençlik klübünde yaşandı olay..Türk ve Arap yogunlugunun en fazla yaşadığı Neukölln semtindeki belediyeye ait ve tüm mahalleli gençlerin okul sonrası geldiği bir sosyal hizmet merkezinde..
Kürtlere haksızlık yapılıyorsa,
hepimiz tüm demokrat, sosyalist,
daha da doğrusu kendisini vicdanlı sayanlar olarak tepkimizi
ortaya koymalı
ve Kürtlere sahip çıkmalıyız.
Bu tarihsel bir kardeşlik ispatı şansı,
bir dayanışma fırsatıdır aynı zamanda.
https://t.co/SbxbUO5UG1
Bir tane mezarın yok ki, on milyonların kalbine gömüleceksin. Hangi birini ziyaret edem, hangisine yüzüm sürem gardaş.
Git, yolun açık olsun abe can, her daim kıymetlimizsin. Ama gülüş değil ki, bıyık değil ki sana yakışsın; ölüm sana yakışmadı, olmadı gardaş.