“Federasyon, ABD ve Almanya'da, ‘zaten ayrı olan devletlerin hayatta kalmak için birleşmesi’ sürecidir. Türkiye'de federasyon istemek ise ‘zaten bir bütün olan devleti yapay sınırlar çizerek parçalamaktır.’ Yani ilki birleştirir, ikincisi böler! “
https://t.co/7qM3SY8waJ
9 sene önce bugün, henüz 22 yaşındayken PKK’lı teröristlerce katledilen Şenay Aybüke Yalçın öğretmenimizin ruhu şâd olsun. Onu ve diğer 383 öğretmenimizi türlü vahşiliklerle aramızdan alanları asla unutmayacağız, affetmeyeceğiz ve uzlaşmayacağız.
Bu sırada, ağaçları kesilen, ormanları yakılan, yerlerine daha fazla su ve elektrik tüketen binalar dikilen, tarım alanları madenciliğe açılan, su sıkıntısı, gıda krizi giderek derinleşen Türkiye’de “devlet aklı” diye bir şey tartışılıyor. Keşke olsa! https://t.co/aE6APIJbHY
Yapay zekadan en çok, onu yapanlar korkuyor.
Bu hafta tuhaf bir şey oldu.
Bir şirket, kendi ürettiği teknolojinin durdurulmasını istedi.
O şirket, dünyanın en güçlü yapay zekalarından birini yapan Anthropic.
Bir yarışı en önde koşanın durup "yavaşlayalım" demesi normal değil.
Demek ki önde koşarken bir şey gördüler.
Dikkatli okuyun.
Yıllardır yapay zekayı insanlar yapıyordu. Kodunu insan yazıyor, onu insan eğitiyordu.
Artık öyle değil.
Yapay zekayı, artık yapay zeka yapıyor.
Anthropic bunu bir tahmin olarak söylemiyor. Kendi şirketinde her gün yaşıyor.
Bugün kendi yazılımının yüzde 80'ini, kendi yapay zekası Claude yazıyor.
Mühendisleri 2024'e göre 8 kat fazla iş çıkarıyor. Daha çok çalıştıkları için değil, işin çoğunu Claude yaptığı için.
Daha da çarpıcısı var.
Geçtiğimiz aylarda Claude, bir araştırma projesini baştan sona tek başına yürüttü.
İnsanlar yalnızca konuyu seçti. Geri kalan her şeyi, her deneyi, her testi Claude yaptı.
Aynı problem üzerinde iki insan araştırmacı bir hafta çalıştı, yolun yüzde 23'üne ulaştı.
Claude yüzde 97'sine ulaştı.
Yapay zekanın eğitim kodunu iyileştirmede ise bir insandan 52 kat hızlı.
Şu rakam ise her şeyi özetliyor.
Yapay zekanın tek başına yapabildiği işin uzunluğu her dört ayda ikiye katlanıyor.
2024'te 4 dakikalık bir işi zar zor yapıyordu. Bugün 12 saatlik işleri tek başına bitiriyor. Bu gidişle 2027'de haftalar süren işleri yapacak.
Şimdi bütün bunların vardığı yeri düşünün.
Yapay zeka kendi kodunu yazıyor, kendi deneyini tasarlıyor ve kendini hızla geliştiriyorsa, bir sonraki adım bellidir.
Kendi yerine geçecek yeni bir yapay zekayı, insan olmadan, tek başına yapmak.
İşte korkulan eşik bu.
Çünkü o an geldiğinde hızı artık insan değil, makine belirler. Ondan sonra ne kadar hızlı gideceğini ve insanın dizginleri elinde tutup tutamayacağını kimse bilmiyor.
Bir de işin daha ürkütücü yanı var.
Bu modeller, kimsenin öğretmediği yetenekleri kendi kendilerine kazanıyor.
Anthropic geçtiğimiz aylarda öyle güçlü bir model yaptı ki, onu piyasaya bile süremedi.
Adı Mythos.
Bu modele kimse "sistemlere sızmayı" öğretmedi. Sadece daha iyi düşünmesi, daha iyi kod yazması sağlandı.
Ama model, bunun bir yan ürünü olarak başka bir şey öğrendi. Yazılımların derinine inip, kimsenin yıllardır göremediği güvenlik açıklarını bulmayı.
Öyle ki, bir işletim sisteminin içinde 27 yıldır gizli kalmış bir açığı buldu.
Bulmakla kalmadı, o açıktan içeri girecek saldırı kodunu da kendi yazdı.
Kimse ona bunu öğretmemişti.
Şöyle düşünün.
Bir çocuğa yalnızca matematik ve mantık öğretiyorsunuz. Bir sabah bakıyorsunuz, çocuk kasanın şifresini kendi başına çözmüş. Kimse ona kasa açmayı göstermedi. O, öğrendiği akıl yürütmeyle yolunu kendi buldu.
Anthropic'i asıl korkutan da bu.
Bir yetenek istenmeden ve öngörülmeden ortaya çıkıyorsa, bir sonraki modelin neyi kendi kendine öğreneceğini önceden kimse bilemez.
Bu yüzden Mythos'u herkese açmadılar, kilit altında tuttular.
Asıl mesele de burada.
Biz artık bu sistemlerin ne yapabildiklerini ancak yaptıktan sonra öğreniyoruz.
Tehlike, yapay zekaya verdiğimiz güçler değil. Onun bize sormadan kendine verdiği güçler.
Peki Anthropic çözüm olarak ne diyor? Durmak.
Ama çaresizlik de tam burada.
Bir şirket kendi modelini saklayabilir. Ama bütün bir yarışı durduramaz.
Çünkü bu bir yarış. Anthropic dururken bir rakip ya da başka bir ülke koşmaya devam ederse, duran taraf yalnızca geride kalır.
Anthropic bunu kendisi de itiraf ediyor. Durmanın anlamı olması için herkesin aynı anda durması gerekir.
Üstelik kimse, kimsenin gerçekten durduğunu doğrulayamaz.
Bir füze silosunu uydudan görebilirsin. Ama bir yapay zekanın gizlice eğitildiğini göremezsin.
Yani tehlikeyi görenler bile, bu yarışı tek başına durduramıyor.
Peki bütün bunlar gerçek bir alarm mı, yoksa biraz da gösteri mi?
Anthropic neredeyse bir trilyon dolarlık değere ulaştı ve halka arza hazırlanıyor.
"En tehlikeli teknolojiyi biz yapıyoruz" demek, kendini oyunun en önemli oyuncusu ilan etmenin de bir yolu.
Üstelik Mythos şu an yalnızca savunmada; açıkları bulup kapattırıyor, yani bugün dünyayı daha güvenli bile kılabilir.
Yani bugün ortada bir felaket yok.
Ama yön ortada.
Bir teknolojiyi yapan insanlar, ilk kez "biz bunu durduramazsak ne olur" diye soruyor.
Tarihte bir icadı yapanların kendi icadından korktuğu anlar azdır.
O anlar da hiçbir zaman sıradan olmadı.
Gelişmeleri takip ediyorum. Sizi bilgilendireceğim.
@4AlpErdem Bir sonraki sayfada "Kemal Paşa'ya artık çantalarını topla git denemezdi" cümlesi var. İlginç.
Bavul hazırlama ve Çanta toplama mevzuları kafa karıştırıcı.
Herhalde bütün kitabı okumak gerekiyor.
Saygılar.
@4AlpErdem Alp Bey,
Sivas Kongresi sırasında Kazım Karabekir Erzurum'daydı diye biliyorum.
"Bavullarımı hazırlayın, yarın hareket edeceğim." sözünü anlayamadım.
Yardımcı olursanız memnun olurum.
Saygılar,
Türkiye'de orta sınıfın vize başvurusu, konser, kahve, havalimanında yiyecek içecek gibi tüketim alışkanlıklarını sunan sektörler siyasi iktidar bağlantılı gruplar tarafından ele geçirilmiş durumda. Orta sınıf ülkedeki vergi yükünü çektiği yetmiyormuş gibi bir de buralar üzerinden silkeleniyor.
💭 Herşeyi bir kenara bırakın, aşağıdaki twiti iyi okuyun ve sadece şu sorunun cevabını verin:
Bu ülkeyi kim idare ediyor, rejimin adı ne?
Doğru cevabı verirseniz kk, öö, ychp, ıvır zıvır, hepsinin, tüm tartışmaların, argümanların gürültü olduğunu anlarsınız.
Rejimde göstermelik partiler, kukla siyasetçiler ve tasarlanmış seçimler varsa, gündelik siyasetle burada, gerçek hayatta boşuna zaman harcıyorsunuz. Bu rejim nasıl değişir, egemenlik nasıl geri alınabilir, ona konsantre olalım, çare düşünelim.
Ben sıkıldım aynı sığ, kocakarı dedikodusu gibi şeyleri okumaktan..
Türkiye’de yaygın bir kesim, hiçbir temeli yokken bazı partilere ya da kişilere anlam yüklüyor, bu anlamla uyumsuz gelişmelere kulağını, gözünü, aklını kapatıyor ve hatta avazı çıktığı kadar bağırarak gerçekleri baskılamaya çalışıyor.
Bakın Özgür Özel ne demiş?
“Yürüttüğümüz demokratik mücadele bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecek”. Tam olarak böyle demiş.
Bu söylenende anlaşılmaz bir taraf var mı? Sağa sola çekiştirmek mümkün mü? Hayır. Daha açık ifade edilemezdi.
İktidarın CHP’ye genel başkan atamasının ardından görevden alınan CHP yönetimine olmadık misyonlar yükleyerek onun arkasına yığınak yapanlar kendilerini nasıl hissediyor
NATO’yla derdi olmayanları merak etmiyorum, onlar kendileriyle tutarlı sayılır, hatta rahatlamışlardır Özgür Özel’in Newsweek’e yaptığı açıklamadan sonra.
Asıl, diğerleri ne düşünüyor, nasıl hissediyor?
Aldatılmış? Hiç sanmam. Çünkü ilk örnek değil.
Büyük olasılık şöyle düşünüyorlar: “Ya ne gerek vardı bunları demeye?” “Demese iyidi…”
Tam olarak böyle düşünüyorlardır ve…
“Ya hep beraber ya hiçbirimiz…”
“Yarın hep beraber NATO’yu protesto eder, azıcık toparlarız ortalığı!”
Rana Hanım'a katkıda bulunayım. Butlan kararı açıklandıktan sonra, kafalarda "CHP bölünüyor" algısı doğar doğmaz, bu algıyı "Artık üç CHP var" sözleriyle ilk satın alan Özgür Özel oldu. Oysa bir lider, böyle bir ihtimal varsa bile katkıda bulunmamak için aksine "CHP'yi kimse bölemez" açıklamasını yapar ve sonraki eylemlerini de bu yaklaşımın üstüne kurardı. (Bölünme ihtimaline karşı geliştireceğiniz stratejileri kamuoyuna yansıtmadan ayrı değerlendirirsiniz).
Özetle, satrancı oynayanın nihai hedefi, Ajan Barrack'ın da dediği gibi "Dört Kürdistan'ı birleştirme"nin ilk kapısını açacak olan anayasa değişikliği. Herkes rolünü ezberlemiş.
Kemalcilik, Özelcilik kavgası yapan ahmak CHP'lilere bunu anlatmaya çalışıyoruz.
Bunları hata olarak değerlendiremeyiz, bugünkü özrü de kabul edemeyiz.
Bazı makamlarda hata, ihanetin ta kendisidir. Hatta ihanet hata kılığında zuhur eder ki, bir özür, bir vicdan sömürüsüyle affedilip tekrar edilebilsin...