Dünya tarihi böylesine bir açıklamayı nadiren görmüştür.
Bugün Trump İran’ı tehdit ederek “Bu gece bir medeniyet yok olacak ve bir daha geri gelmeyecek” dedi.
Ayrıca kendisine “İran’daki köprülerin ve enerji altyapısının vurulması savaş suçu olmaz mı?” sorusu yöneltildiğinde verdiği ‘’Onlar hayvan’’ cevabı sıradan bir siyasi sertlik değil, savaşın doğasını değiştiren bir zihniyetin dışa vurumudur. Zira karşı tarafı “insan” olarak görmeyen bir anlayış, sivil-asker ayrımını da ortadan kaldırır ve altyapı hedeflerini meşrulaştırır.
Bu yaklaşım aynı zamanda uluslararası hukukun caydırıcılığının zayıfladığını, savaşın giderek kuralsızlaştığını ve psikolojik eşiğin aşıldığını gösterir. Bu noktadan sonra mesele sadece askeri değil, doğrudan toplumları hedef alan bir yıpratma ve çökertme stratejisine dönüşmektedir.
Aynı Trump birkaç gün önce de Hürmüz Boğazı için bir devlet başkanına yakışmayacak sinkaflı ve küfürlü ifadeler kullanmıştı.
Bu dil bir süper gücün liderine değil, akıl ve denge kaybı yaşayan despotlara aittir.
5000 nükleer savaş başlığının kontrolüne sahip Trump neden bu dengesizlik sınırına geldi?
-Düşen F 15 uçağının pilotunu kurtarma operasyonu pekçok kaynağa göre aslında zenginleştirilmiş uranyuma el koyma harekatıydı. Ancak sonuçları itibari ile 1980 yılında yaşanan rehine kurtarma operasyonu (kartal pençesi) operasyonundan çok daha pahalıya ve dünya sahnesinde büyük prestij kaybına neden oldu. Sadece ABD tarihinde değil, dünya tarihinde bir kişiyi kurtarmak için neredeyse 10 hava aracının ve kabaca 400 milyon $’ın harcandığı bir operasyona dönüştü. 1980 yılında yaşanan başarısız harekat başkan Jimmy Carter’ın seçimleri kaybetmesine neden olmuştu. Trump’ın İsrail adına giriştiği bu savaş da şüphesiz Kasım ara seçimlerinde ciddi zaafiyetine neden olacaktır. Trump bu paniği yaşamaktadır.
-Trump‘ın bakanları üst üste ciddi gafl ve hatalar yapmaktadır. Başta savaş Bakanı olmak üzere pekçok sorumluya kongrenin ve halkın güveni kalmamıştır. Trump sürekli bakan azlederken Hegseth general/amiral tasfiye ediyor. Bu ancak çok ciddi çöküş ve krizlerde yaşanır.
-Amerikan kamuoyunda bu savaşın İsrail’in çıkarları için yapıldığı, aynı zamanda Epstein dosyalarının karartılmasına yönelik olduğu inancı her geçen gün katlanmaktadır.
-ABD’de aklı başında olan devlet adamları ve askerler İsrail uğruna İran’la savaşmanın sonuçlarının gelecekte asıl jeopolitik rakip olan Çin ile hesaplaşmayı ABD aleyhinde etkileyeceğini bilmektedirler. Trump‘ın bu gerçeğe rağmen bir yandan ABD’nin askeri güç gerilemesine neden olması, diğer yandan da Asya Pasifik’tedeki müttefiklerinin korunmasına tahsis ettiği silahları bölgeye çekmesi büyük rahatsızlık yaratmaktadır.
-Trump ABD gücünün çöküşünü ve dolayısıyla doların hakimiyetinini gerilemesini hızlandıran bir başkan olarak tarihteki yerini almıştır. İran Savaşı bitirilmez ise şüphe yok ki Amerikan ekonomisi çok hızlı bir gerileme dönemine girecektir.
-Bu savaş küresel bütün ekonomik dengeleri alt üst etmektedir. Avrupa Rusya ile olan kopuş nedeni ile enerji güvenliğinde büyük bir krize sürüklenmektedir. Benzer kriz Asya Pasifik havzada ABD'nin Güney Kore ve Avustralya gibi müttefiklerinde daha da ağır yaşanmaktadır. Bu devletlerin Körfez'deki kukla devletler gibi ABD etki alanından gelecek dönemde uzaklaşma olasılığını ivmelendirecektir. Bu devletler ABD'nin zaten azalan ekonomik gücünün yanında askeri gücünün de gerilediğini görmektedirler. Hürmüz'ün kapanmasından sonra Bab el Mendeb Boğazı da kapanırsa ve ABD bu gelişmeye de mani olamazsa 1,2 trilyon dolarlık Amerikan savunma bütçesinin hiç bir anlamı kalmayacaktır.
Sonuçta, Trump, sadece bir savaşı değil, ABD’nin 250 yılda elde ettiği küresel konumunu hızla aşağıya çekiyor. Bu gidiş, doların hakimiyetinden askeri caydırıcılığa kadar geniş bir alanda erozyon anlamına gelir.
İran gibi 2500 yıllık bir medeniyete evsahipliği yapan bir Coğrafyayı ve medeniyeti ortadan kaldırmakla tehdit etmek orta çağda bile örneği görülmeyen bir akıl tutulmasıdır. Bu söylem, gelecekte Holocaust gibi insanlık suçlarını hatırlatan bir zihniyetin kapısını aralar. Trump’ın bu kararına İsrail ve ABD’de Armagedon’na inanan eskatolojik grupların dışında onaylayacak insanların olduğuna inanmak istemeyiz.
Bu dil geri dönüşü kolay bir dil değildir. Söylendiği anda hem lideri hem de temsil ettiği milleti bağlar. ABD, 1945 sonrası kurduğu düzenle dünyanın ulaşmak istediği bir “yıldız ülke”ydi. Bugün ise Trump yönetimiyle birlikte, hızla uzaklaşılan ve tepki çeken hukuksuz, değersiz, ahlaki normu olmayan çöken bir güce dönüştü.
Kanaatimizce bu demokrasi değildir. Bu, halkın çıkarlarına rağmen hareket eden oligarşik bir yapının bütün bir milleti geleceğe dönük olarak lekeleme riskidir.
Eminiz ki Amerikan halkı bu süreçten ders çıkaracaktır.
Ancak bugün gelinen noktada, İsrail ve Trump yönetimi dışında dünyanın büyük bölümünün İran’a daha yakın bir pozisyonda durduğunu görmek zor değildir.
Akbelen’de doğasını, toprağını ve yaşam hakkını savunan köylülerimizin direniş davasında yanlarındaydık.
Bu topraklar sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda geleceğimizin ve bağımsızlığımızın teminatıdır.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak; adaletin, emeğin, doğanın ve vatan toprağının korunmasının güçlü destekçisiyiz.
Halkın iradesini yok sayan, doğayı talan eden her anlayışın karşısında durmaya devam edeceğiz.
Akbelen yalnız değildir.
Bu mücadele, Türk milletinin mücadelesidir.
#AceleKamulaştırmaGeriÇekilsin
Tam 165 adet Belgrad Ormanı yani Türkiye Cumhuriyeti'nin %1’i büyüklüğünde 50 milli park artık 99 yıllığına tesise çevrilebilir, şirketlere kiralanabilir...
Dünyada örneği yok!
Derhal kararı iptal edin! #MilliParklaraDokunma
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak Kadıköy'de Çanakkale Deniz Zaferinden Bugüne Tam Bağımsız Türkiye sergimizle Türk milletine emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelemizi hatırlatarak, Türk üsleri yabancı orduların kullanımına kapatılsın kampanyamıza imza çalışması yaptık.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak;
Türkiye’nin bağımsızlığını,
Türk Milletinin egemenliğini,
Cumhuriyet değerlerini savunmaya devam edeceğiz!
@cvpgenelmerkez
Mustafa Kemal’e ‘faşist’ tanımlaması yapan makamlara karşı Mustafa Kemal’i savunmanın bağımsız Türk mahkemelerinin ve savcılarının görev alanının dışına çıktığı görülmektedir. Savcının ceza talebi, cumhuriyetin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün savunulmasının, makam ve mevkisi olmayan Türk milletinin çocuklarına kaldığını göstermektedir.
Biz yetkimizi Türk milletinin kuruluş iradesinden, cumhuriyetten ve anayasamızdan alıyoruz. Atatürk’e devletin gücünü ve makamını kullanan organlardan gelecek her türlü saldırı karşısında aynı refleksleri vermeye devam edeceğiz.
Cumhuriyet ve onun önderliği olan Atatürk’e yapılan saldırı karşısında bir santim eğilmeyeceğiz.
Türk milleti birleşecek, cumhuriyet yeniden inşa edilecek.
Cumhuriyeti savunan herkesi, 2 Nisan’da Ankara’da görülecek karar duruşmasına davet ediyorum.
El Cezire yayınına Amerikan bayraklı kıyafet ile çıkmıştı!
Erdem Atay, Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya'nın FETÖ'nün 8. Türkçe Olimpiyatları tertip komitesi üyesi olduğunu açıkladı.
Erdem Atay: ''Hem Amerikan bayraklı kıyafet giyeceksin, hem yahudi sermayesinden olacak bir de üzerine 8. Türkçe Olimpiyatları'nın tertip komitesi üyesi olacaksın. Türk devleti bunu kabul etmemeli!''
‼️ Tarih 9 ekim 1993 Tunceli Çemişgezek Doğan Köyünde haraç vermedikleri için aynı aileden Veli Kahraman, Zeynep Kahraman ve Meral Kahraman PKK terör örgütü tarafından kurşuna dizildi.
Veli Kahraman 50 kadar teröristin karşısına çıkıp ''Kızlarıma dokunmayın Yezitoğlu Yezitler, sadece beni vurun.'' dedi üzerine 24 kurşun sıkıldı. Kızı Meral 16, Zeynep 22 yaşındaydı....
Ruhları şad olsun.
Kahrolsun hainler, bölücüler!
Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor:
“Hilafet milletimize baş belasıdır... Hilafet hiçbir şey kazandırmamıştır. Birçok musibetler getirmiştir.”
(1923)
“Efendiler, açık ve kesin söylemeliyim ki, Müslümanları hâlâ bir halife heyulası (korkuluğu) ile uğraştırıp aldatmak gayretinde bulunanlar, yalnız ve ancak Müslümanların ve özellikle Türkiye’nin düşmanlarıdır. Böyle bir oyuna kapılıp hayal kurmak da ancak ve ancak cahillik ve gaflet eseri olabilir.” (1927)
“Halife ve halife makamının dinen, siyaseten varlığının hiçbir mana ve hikmeti yoktur.Türkiye Cumhuriyeti safsatalarla varlığını, istiklalini tehlikeye koyamaz.” (1924)
Atatürk'ün Halifelik eleştirileri için bkz. 👇
https://t.co/YtlQ0YowKl
İstanbul genelindeki Nişantaşı, Cihangir, Maslak, Bomonti, Vadi İstanbul vd yerlerde "oturma izni ile kalan' şu lümpen ve de hain İranlıların hepsi MOSSAD ve CIA bağlantılıdır, MİT araştırsın ortaya çıkar, bu duo ajanların ülkemizde yaşaması büyük güvenlik riski yaratmaktadır dolayısıyla hepsinin OTURMA İZNİ İPTAL EDİLMELİDİR, sınırdışı edilmeli ve takibe alınmalıdırlar
Kandi vatanına hainlik yapan bize neler yapar, düşünün..
Gereğini bekliyoruz:
@mustafaciftcitr@HakanFidan@ikalin1
Hamaney'in öldürülmesi üzerinden Türk devletine çağrı!
Erdem Atay: ''Türkiye'ye bir gün saldırı olursa Suriye ve Afgan kökenlilerin ne yapacağını kimse bilemez. Acilen iç cephe güçlendirilmelidir. Bu ülke FETÖ'cülerden, PKK'lılardan, tarikat ve cemaatlerden kurtulmalıdır. Afganların ve Suriyelilerin derhâl gönderilmesi gerekiyor.
Türk devlet geleneğine dönmeliyiz. Bir gün Türkiye'ye saldırı olursa gülen, oynayan, göbek atan adamlarönce kurşunun kendilerine geleceğini bilmeliler!''
İstanbul Çekmeköy’de meydana gelen bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz.
Fatma Nur Çelik’in görev yaptığı okulda, devletin egemenlik alanı içinde hayatını kaybetmesi kabul edilemez. Okul; güvenliğin, kamusal otoritenin ve eğitim disiplininin tartışmasız biçimde sağlandığı yer olmalıdır.
Alışveriş merkezlerine sokulamayan bıçakların eğitim kurumlarına girebilmesi, güvenlik zincirindeki ciddi zaafı göstermektedir. Ortaya çıkan bu tablo sıradanlaştırılamaz.
Bilimsel ve laik eğitim ancak güvenli bir ortamda mümkündür. Öğretmenin otoritesinin ve can güvenliğinin sağlanmadığı yerde eğitimden söz edilemez. Devlet, okullarında güçlü ve görünür olmak zorundadır.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak çağrımız açık: Okullarda güvenlik önlemleri derhal artırılmalı, yapısal eksiklikler giderilmeli ve eğitim çalışanlarının korunması konusunda somut adımlar atılmalıdır. Öğretmen sahipsiz değildir. Devlet, okulda yeniden ve kararlı biçimde var olmalıdır. Bu kapsamda eğitim emekçilerinin bir günlük iş bırakma eylemini destekliyoruz.
#ÖğretmenSahipsizDeğildir
Türkiye tehdit altındadır.
Düşman yarın kapımızdadır.
O nedenle; İncirlik Üssü ve Kürecik Üssü derhal ABD’ye kapatılmalıdır.
Türk milletinin bu çağrıyı yapması anlamlıdır.
#ÜslerKapatılsın
12 kişiyi yakarak öldüren ve geçtiğimiz Temmuz ayında tahliye edilen terörist Çetin Arkaş, il il gezerek konferanslar veriyorken
Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak (765 S. TCK 125) suçundan müebbet hapis cezasına hükümlü olan Veysi Aktaş tahliye olduktan sonra, il il gezerek sempozyum vermeye devam ediyorken
Benim etkinliğim yine engellenecek mi çok merak ediyorum?
Tüm Zonguldak halkının davetli olduğu söyleşimiz 25 Şubat Çarşamba saat 16:00 da Zonguldak Belediye Sinema Solunda icra edilecek.
TÜM TÜRKİYE'YE SESLENİYORUZ!
Acele kamulaştırma diyerek bizden sadece bir arazi parçası değil; hayatımızı, geçimimizi, köklerimizi söküp almak istiyorlar. İki şirket istedi diye biz köylüleri yok sayıyorlar.
RAZI DEĞİLİZ, BU YANLIŞTAN GERİ DÖNÜN!
#AceleKamulaştırmaGeriÇekilsin
Mücadeleye çağırıyoruz!
Hiçbir dış odağa, hiçbir sermaye grubuna yaslanmadan, yalnızca halkın gücüyle; koltuk için değil, ülkenin bağımsızlığı, Cumhuriyet’in geleceği ve Türk milletinin onuru için mücadele ediyoruz!
Halkımızı mücadelemize omuz vermeye, imkânları ölçüsünde partimize mali destek sunmaya davet ediyoruz!
Üye olmak için:
https://t.co/gLM0XJkagr
Kreosus üzerinden destek sunmak için:
https://t.co/tyf2ohjifv
Vatansever gençlerimize sesleniyorum.
Pkk sevicilerin sokaklardaki eylemlerine Emniyet güçlerimiz müdahale edecek güçte ve yeterliliktedir. Polisimizin yanında olabilirsiniz ama polisin işine karışmayın. Karşıt gruplarla bir çatışmaya asla girmeyin.
Sokakların karışmasını isteyenlerin ekmeğine yağ sürmeyin.
Bugünlerde sağduyulu olmamız gerekiyor
Bölgemizde yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama
Diyarbakır’da tertiplenen bölücü gösteriler, Halep’te tırmandırılan çatışmalar ve bugün İran’da giderek artırılan protestoların birbirinden bağımsız olmadığı aşikardır.
Eş zamanlı olarak devreye sokulan ve tek bir stratejik hedefe hizmet ettiği açıkça görülen bu gelişmelerle Ortadoğu’da ABD-İsrail destekli bir ‘Kürdistan’ inşası hedeflenmektedir. Bu planla bölge ülkelerinin bölünmesi ve zayıflatılması amaçlanmaktadır.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak kurulduğumuz günden beri bu plana dikkat çekiyoruz. Emperyalizmin, etnik ve mezhepsel fay hatlarını kaşıyarak ülkeleri içerden karıştırdığı, ardından “demokrasi”, “özgürlük” ve “insan hakları” yalanlarıyla müdahalelerini meşrulaştırdığı bu yöntem artık ezberlediğimiz bayat bir senaryodur.
İran’da yaşanan protestolar ele alınırken hassasiyetle altını çiziyoruz:
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi; cumhuriyet kazanımlarının, laikliğin ve cinsiyet eşitliğinin yanında, kadınlara yönelik her türlü şiddetin karşısındadır. Bu ilkesel duruşumuz nettir. Ancak bugün İran’da yaşananların bu başlıklar üzerinden okunması eksik ve yanıltıcıdır. Söz konusu süreç, İran halkının meşru taleplerinden ziyade, emperyalist merkezler tarafından yönlendirilen bir bölünme operasyonudur.
İran’ın karşı karşıya kaldığı mesele, her şeyden önce bir emperyalizm tehdididir. ABD’nin yıllardır uyguladığı yaptırımlar, kuşatma politikaları ve bölgesel provokasyonlar ortadayken, iç tansiyonun özellikle dış müdahaleyle tırmandırılması asla tesadüf değildir. Bu nedenle İran’daki gelişmeler, İran’ın kendi iç meselesi olarak ele alınmalı; dış müdahale ve yönlendirmelere karşı açık bir tavır konulmalıdır.
Ortadoğu’nun jeopolitik dengeleri açısından İran kilit bir ülkedir. İran’ın bölünmesi ya da “rejim değişikliği” adı altında emperyalizmin denetimine sokulması halinde, bölgede ABD ve İsrail’in önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Böylelikle emperyalizm, Ortadoğu’da tam anlamıyla at koşturacak; savaş, parçalanma ve istikrarsızlık kalıcı hale gelecektir. Dün Lübnan, Irak ve Suriye’de, bugün de İran’da oynanan oyun; yarın Türkiye’ye taşınmak istenecektir. Tüm bunların yanı sıra vatanımız, yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacaktır.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak bir kez daha uyarıyoruz:
Kaderimiz emperyalist planlara teslim edilemez! Türkiye’nin, İran’ın ve tüm bölge ülkelerinin çıkarı; ulus-devlet yapılarının korunmasında, laik halkçı cumhuriyetlerin inşasında, milletlerin birlik ve bütünlüğünün savunulmasında ve emperyalizme karşı ortak bir direncin örgütlenmesinde yatmaktadır.