👋👋👋Kendimi ifade etmeye inancımın gereklerini özgür bir şekilde yerine getirmeye yanlışa dur demeye ülkemi ve kurucunu savunmaya fikirlerimi özgürce dile getirmeye SONSUZA KADAR HAKKIM VAR
Bu ülkede kadınların hata yapmaya,şımarmaya,zengin olmaya,batmaya,iflas etmeye,rezil olmaya,her tür aşkı yaşamaya,hatasından dönmeye,yenilenmeye,yepyeni biri olmaya hakkı vardır.Sürekli geçmişinizi temcit pilavı gibi önünüze getirenleri ciddiye alıp da güzel enerjinizi harcamayın
📌Devlete emanet yetiştirme yurtlarındaki kızları fuhuşa sürükleyen yapıya 11 Kasım 2018 tarihli “Beypazarı’nın Kadın Pazarlayanı” köşe yazımla çomak soktum. “FETÖ”den ve isim vermeden İ. Melih Gökçek’ten de bahsettim.
📌11.11.2019 tarihinde Ankara C. Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum.
📌Şubat 2020’de jet takipsizlikle örtbas edildi. Mart 2020’de takipsizliğe itiraz ettim.
📌Haziran 2020’de Aleyna Çakır öldü⁉️
📌Eylül 2020’de Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun öldü⁉️
📌Ümitcan Uygun, annesinin cesedinin bulunduğu yerde, cenaze başında Aleyna Çakır soruşturması savcısına, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ve üstü kapalı olarak Müge Anlı’ya “mesajlar” verdi.
📌 Bunun üzerine mücadelemi ve o güne kadar bildiğim, bulduğum herşeyi bu mecrada ifşa etmeye başladım. Müge Anlı peşini bıraksa, ben bırakmam dedim.
📌Örtbaslar Kasım 2020’de Ankara C. Başsavcılığı tarafından hakkımda açılan ilk ve jet ceza davasıyla kumpasa döndü.
📌 Kumpaslar furyasında halen özellikle Ankara merkezi onlarca dava ve soruşturma ile adli taciz ve adli mobbing altındayım. Kendisine “FETÖ”cü denilen emniyetsizlik müdürlerinin kumpasıyla “FETÖ” iftirasına uğradım. 5 ay tutuklu kaldım. Maklube sofrası müdafimi ve Melih Gökçek adamı şahsa “FETÖ” iftirası atmaktan açılan dahil aynı şahsın 4 ayrı şikayetinde birleştirilmeyen dosyalarla sadece Beypazarı Asliye Ceza’da 4 açık ceza davasında da halen sanığım.
📌Samanyolu Koleji’nde okumuş Osman Gökçek’in iftirasıyla zorla ve işkenceyle akıl muayenesine götürülen de benim, yurtta yetişen ve eskortluğa sürüklenen biyolojik ablasına cinsel saldırıda bulunmaktan bile kumpas dava sanığı olan da.
📌Ümitcan Uygun’a hakaretten bile Ankara Batı C. Başsavcılığı tarafından açılan kumpas/SLAPP dava sebebiyle halen sanığım. Üstelik RT yaptığım aynı tweetle ilgili İstanbul Anadolu C. Başsavcılığı tarafından hem Cumhurbaşkanı’na, hem Süleyman Soylu’ya, hem Ümitcan Uygun’a hakaretten verilmiş ve kesinleşmiş takipsizlik kararına rağmen‼️‼️‼️
📌Hele durun‼️ Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Fatih Atalay aynı zamanda İ. Melih Gökçek’in avukatı. Fatih Atalay ile Melih Gökçek beraberce Kasım 2024’te Ankara C. Başsavcısı Gökhan Karaköse’yi ziyaret ediyor.
📌Gökhan Karaköse’nin hakkımda şikayetçi olduğu İstanbul’da ve Ankara’da 2 dava, 1 soruşturma var sadece benim bildiğim. Melih Gökçek’in hakkımda şikayetçi olduğu dosyalar ise benim bildiğim 20’yi geçti ve özellikle birleştirilmiyor.
📌 Bu arada bu hafta İstanbul C. Başsavcılığı’nda hakkımda 5 kumpas dava açan bir Ankara savcısının şikayetçi olduğu dosyanın bire bir aynısı, mükerrer şikayetle ilgili yetkisiz Ankara C. Başsavcılığı dosyasına da ifade verdim. Bu skandal adli tacizden daha skandalı Cımhurbaşkanı’na hakaretten İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 25.02.2025’te beraat ettiğim bire bir aynı tweetlerle ilgili, yetkisiz Ankara C. Başsavcılığı sadece adli taciz ve mobbing amaçlı Mart 2025 başında tekrar ifademi istedi.
İYİ UYKULAR TÜRKİYE’M‼️‼️‼️
Fikrini meşgul edenden uzak dur, zihnine ağırlık yapandan kaç, hayatı zorlaştırandan kolayca vazgeç, kaliteni sömüreni kov; huzur o kadar karmaşık değil, meziyetlerine ve prensiplerine sadık kal ki aynaya gururlu bak, kimseyi düzeltmek için çabalama; hayat kısa; uğraşma.
yılda 4.5 trilyon vergi toplanıyor.
sokaklar güvenli değil
eğitim korkunç
adalet yok
açlık var
neden?
bir avuç insan yesin diye
yaşarken ölenler ülkesi
ölürken bile susanlar ülkesi
Ve tamamen bu konuyla ilgili olduğu için bu muhteşem baladı buraya eklemeliydim. ..
İstemem Eksik Olsun / Edmond Rostand
Ya ne yapmak lâzımmış?
Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi,
Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi,
Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı?
Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı?
İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak,
Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak
Yoksa nâzırın yüzü gülecek diye bir an
Karşısında takla mı atmak lâzım her zaman?
İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli?
Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim?
Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim?
İstemem eksik olsun! Tazıya tut, tavşana
Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana
Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi
Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?
İstemem eksik olsun! Bir kibar salonunda
Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda,
Marifet şi’re koyup kameri, yıldızları,
Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları?
İstemem eksik olsun! Yahut şan olsun diye,
Meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye
Şiir mecmuası mı bastırmalı? İstemem
Eksik olsun! Acaba bulup bir alay sersem
Meyhane köşesinde dâhi olmak mı hüner?
İstemem eksik olsun! Bir tek şiirle yer yer
Dolaşıp ta herkesten alkış mı dilenmeli?
İstemem eksik olsun! Yoksa bir sürü keli
Sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı?
Yoksa ödüm mü kopsun bir Allahın aptalı
Gazeteye bir tenkid yazacak diye her gün?
Yahut sayıklamak mı lâzım: “Adım görünsün
Aman!” diye şu meşhur Mercure ceridesinde
İstemem eksik olsun! Ve tâ son nefesinde
Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek,
Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek,
Karşısında zoraki sırıtmak her abusun.
Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun!
Fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya,
Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya,
Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı
Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya
Kalemine sarılmak ve ancak duya duya
Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine:
Çocuğum! Demek, bütün bunları hoş gör yine,
Hoş gör bu çiçekleri, hattâ bu kuru dalı,
Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
Varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,
Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.
Ara hakkını hattâ kendi nefsinden bile.
Velhasıl bir tufeylî zilletiyle
Tırmanma! Varsın boyun olmazın söğüt kadar,
Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?
Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!
Edmond Rostand
Cyrano de Bergerac, Edmond Rostand, Çeviren: Sabri Esat Siyavuşgil MEB Yayınları, 1989
Ve tamamen bu konuyla ilgili olduğu için bu muhteşem baladı buraya eklemeliydim. ..
İstemem Eksik Olsun / Edmond Rostand
Ya ne yapmak lâzımmış?
Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi,
Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi,
Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı?
Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı?
İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak,
Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak
Yoksa nâzırın yüzü gülecek diye bir an
Karşısında takla mı atmak lâzım her zaman?
İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli?
Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim?
Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim?
İstemem eksik olsun! Taz��ya tut, tavşana
Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana
Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi
Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?
İstemem eksik olsun! Bir kibar salonunda
Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda,
Marifet şi’re koyup kameri, yıldızları,
Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları?
İstemem eksik olsun! Yahut şan olsun diye,
Meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye
Şiir mecmuası mı bastırmalı? İstemem
Eksik olsun! Acaba bulup bir alay sersem
Meyhane köşesinde dâhi olmak mı hüner?
İstemem eksik olsun! Bir tek şiirle yer yer
Dolaşıp ta herkesten alkış mı dilenmeli?
İstemem eksik olsun! Yoksa bir sürü keli
Sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı?
Yoksa ödüm mü kopsun bir Allahın aptalı
Gazeteye bir tenkid yazacak diye her gün?
Yahut sayıklamak mı lâzım: “Adım görünsün
Aman!” diye şu meşhur Mercure ceridesinde
İstemem eksik olsun! Ve tâ son nefesinde
Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek,
Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek,
Karşısında zoraki sırıtmak her abusun.
Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun!
Fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya,
Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya,
Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı
Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya
Kalemine sarılmak ve ancak duya duya
Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine:
Çocuğum! Demek, bütün bunları hoş gör yine,
Hoş gör bu çiçekleri, hattâ bu kuru dalı,
Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
Varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,
Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.
Ara hakkını hattâ kendi nefsinden bile.
Velhasıl bir tufeylî zilletiyle
Tırmanma! Varsın boyun olmazın söğüt kadar,
Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?
Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!
Edmond Rostand
Cyrano de Bergerac, Edmond Rostand, Çeviren: Sabri Esat Siyavuşgil MEB Yayınları, 1989
Alnı AÇIK, başı DİK.
Açığı, gediği, kirli çamaşırı yok!
O yüzden yumuşamadan meydan okuyabiliyor,
ADAM olmak dile kolay..
Kılıçdaroğlu MANİFESTOSU 👇👇
Ben Kemal Kılıçdaroğlu !
75 yaşındayım.
Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım,
Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm,
Maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında,
kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.
Çok büyük bütçeler yönettim,
Her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim.
Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım.
Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım.
Terör örgütü PKK tarafından kurşunlandım, kucağımda şehit verdim.
Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım.
Canımla sınandım geri adım atmadım.
Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım.
Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.
Hiç bir zaman teslim alınmadım Sayın Yargıç.
Bunu Aziz Milletimiz bilsin,
Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.
Sayın Yargıç,
Konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum.
Birincisi: Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim.
Ne mutlu ki bana, karşınıza "Hırsızlık ve yetim hakkını zimmete geçirmek" suçundan çıkmadım.
Ve yine ne mutlu ki bana Sayın Yargıç, karşınıza " Vatana ihanetten" de çıkmadım.
Karşınıza Sayın Yargıç, " Hırsıza hırsız " dediğim için çıktım.
Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç.
68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim.
İdamlara tanıklık ettim.
Daha sonraları anladım ki, sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu.
“Herkes bilsin ki, bu Aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür.
Sayın Yargıç, Şunu herkes bilsin ki;
100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz, Ne bu devleti, ne de bu milleti "Köhne Bizans'ın Yıldız Burcunda oturan baykuş" özentilerine bırakmayacağız.” #Kılıctaroğlu
@kilicdarogluk
Ben şahidim pis işlerinde Suriyeli gençleri kullanıyor şimdilik ayak işlerinde işleri büyütüyorlar yavaş yavaş iç savaş çıkarttıklarında bunları sürecekler meydana bunun neresi hayalı neresi yanlış
miuccia prada sol ve feminist görüşün modadaki temsilcisi kadınlara harika ilham kaynağı olmuş özgür asi ve bohem bir ruh her ne kadar kapitalist sistemin içinde olsada müthiş bir kadın
kominizim ve feminizm özgünlük cesaret ve müthiş yaratıcılık gücü hepsi birarada müthiş
miuccia prada sol ve feminist görüşün modadaki temsilcisi kadınlara harika ilham kaynağı olmuş özgür asi ve bohem bir ruh her ne kadar kapitalist sistemin içinde olsada müthiş bir kadın
kominizim ve feminizm özgünlük cesaret ve müthiş yaratıcılık gücü hepsi birarada müthiş
Hocaların hocası Halil İnalcık, 10 Kasım'dan bahsederken gözyaşlarını tutamıyor.
"Bütün bir millet nasıl ağlıyor... Tarihte görülmemiş bir sahnedir bu! Bütün millet ağlıyor. Ben bugün kendimi tutamıyorum..."