Hani senin görevin partiyi kurultaya götürmekti, yap kurultayı bakalım kim var yanında.. senin partin CHP, ilk işin partindeki sorunları çözmek, kanatlanıp ne diye kondun partinin başına.. ne demek "CHP'nin içindeki tartışmalar beni hiç ilgilendirmiyor".. partinin içindeki sorun sensin zaten..
Sayın Salıcı;
CHP'deki sorunları anlatıyorsunuz ama en önemli kısmı atlıyorsunuz. Siz de yıllarca CHP yönetiminde, örgütlerden sorumlu en etkili isimlerden biriydiniz. Bugün AKP'ye geçen ya da partiden kopan birçok isim o dönemin örgüt yapısında yetişti, adaylaştırıldı. Kendi payınızı yok sayıp bütün faturayı bugünkü yönetime kesmeniz, suçu üzerinizden atmaya çalışmaktan başka bir izlenim vermiyor.
Bir yerde "atadan dededen CHP'li" diyerek bu isimlerin parti aidiyetini vurguluyorsunuz. Eğer öyleyse, bu aidiyeti yıllarca koruyamayan örgüt anlayışının sorumluluğu da sizin de içinde bulunduğunuz yönetimlere aittir.
"26 Temmuz'a kadar kurultay yapılmazsa CHP seçime giremez" söylemine bugün "yalan" diyorsunuz. Madem öyleydi, o gün neden buna güçlü ve zamanında itiraz etmediniz? Tabanı neden siz rahatlatmadınız?
Bir yandan bütün sorumluluğu Özgür Özel'e yüklüyor, diğer yandan yıllarca genel başkanlık yapan Kemal Kılıçdaroğlu'nun sorumluluğunu birkaç cümleyle geçiştiriyorsunuz. Ayrıca AKP'ye geçenlerle yeni bir siyasi oluşuma yönelenleri de aynı sepete koyuyorsunuz.
Gerçek muhasebe, herkesin kendi dönemindeki sorumluluğu da üstlenmesiyle yapılır. Özeleştiri olmadan yapılan eleştiri eksik kalır.
Koca bir imparatorluğun dağılmasını; savaşa giren yönetimi, sınırlarını koruyamayan padişahı ve hükümeti, cephelerin genel komutasını, Mondros'u ve Sevr'i bir kenara bırakıp sadece bir ordu komutanına yüklemek tarih değil, propagandadır.
Üstelik tüm bunların sonunda ülkeyi terk eden de Mustafa Kemal değil, Sultan Vahdettin'di. Buna karşılık Mustafa Kemal, Millî Mücadele'yi örgütleyerek Sevr'i geçersiz kılan sürecin lideri oldu.
İmparatorluklar tek bir ordu komutanı yüzünden yıkılmaz; siyasi ve askerî kararların toplamı sonucunda yıkılır.
Madem "bu haritanın sebebi" aranıyor; önce şu gerçeği hatırlayalım: Mustafa Kemal, 1917'de Alman Mareşal Falkenhayn'ın gerçekçi bulmadığı planlarına ve Alman komuta anlayışına itiraz ettiği için 7. Ordu Komutanlığı'ndan istifa etti. 1918'de yeniden 7. Ordu Komutanı olarak göreve döndü. Filistin-Suriye Cephesi'nin genel komutası ise Alman Mareşal Liman von Sanders'in başında bulunduğu Yıldırım Orduları Grubu'ndaydı. İngiliz taarruzuyla cephe yarılınca geri çekilme bu komuta zinciri içinde gerçekleşti.
Mustafa Kemal geri çekilip İstanbul'a gitmedi. Birliklerini Halep'in kuzeyinde yeniden toparladı, savunma hattı kurdu ve 26 Ekim 1918'de İngiliz ilerleyişini durdurarak bugünkü Türkiye sınırlarına yönelen ilerleyişin önünde son savunmayı oluşturdu.
Şimdi asıl sorulara gelelim: Osmanlı'yı savaşa sokan kimdi? Mondros Mütarekesi'ni kim imzaladı? Sevr Antlaşması'nı kim kabul etti? Bunların hiçbirini Mustafa Kemal yapmadı. Lozan ise Sevr'i hükümsüz bırakarak yeni Türk devletinin bağımsızlığını uluslararası alanda tanıttı.
Bu topraklarda kurulan ilk alkollü içecek fabrikası olan Umurca Rakı Fabrikası’nı II. Abdülhamid’in başmabeyincisi ve eski Maliye Nazırı Sarıcazade Ragıp Paşa kurdu.
Başmabeyinci, bugünkü karşılığı tam olmasa da Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri arasında, çok daha güçlü yetkilere sahip bir makam gibi düşünülebilir.
Soruda geçen Sarıcazade Ragıp Paşa, II. Abdülhamid'in Başmabeyincisi idi. Yani sarayın en güvendiği üst düzey yöneticilerden biriydi.
@globaleksen Amerigaya, avrupaya gidip ota boka laf atanlar da yurda girerken amuda kalkıp 3 parande atsın, yapamazsa yıllık gelirinin %45'ine kadar vergiye tabi tutulsun