"Hocam merhaba, akademide öğretmen adayıyım. Her şeyiyle iğrenç bir sistem, konuşmaya korkuyoruz diye saçma sapan şeylere maruz kalıyoruz.
Kültür sanat diye bir ders var, okuldaki ders saati yetmiyor bir de ders saati dışında haftanın belirli günleri gün sonu zorunlu konferansa götürüyorlar. Her hafta kendi seçtikleri konuşmacıyı zorla dinletip bir de rapor istiyorlar. Katılımı sağlamak için daha farklı önlemler de alacaklarmış. Lütfen dile getirin tamamen bizi yıpratmaya yönelik işler yapıyorlar. Bu tamamen angarya. Yıllarca eğitim derslerinde zoraki kültürleme anlattılar şu an tam olarak üzerimizde uyguluyorlar. Derslerin verimsizliği de apayrı mevzu."
Bu hafta yaklaşık 100 öğretmenimle iletişime geçtim ve şu sonuçlara vardım:
Milli Eğitim Akademisi adı altında öğretmenlere yaşatılan süreç bir mesleki eğitim değil, açıkça sistematik bir mobbing ve angarya silsilesidir!
AGS’de derece yapıp hakkıyla atanmış, yıllarca sahada dirsek çürütmüş donanımlı öğretmenlere "lise öğrencisi" muamelesi yapıp ego tatmin edemezsiniz. Üniversitede çoktan başarıyla verdiğimiz dersleri slayttan okutarak, haftalık anlamsız raporlarla evrak ameleliği yaptırarak eğitime vizyon katmıyor; sadece öğretmenlerin meslek aşkını, sağlığını ve psikolojisini bitiriyorsunuz.
Verilen komik maaşla fahiş kiralar ve ulaşım krizine terk edilen, çocuklarından ve eşlerinden koparılıp aileleri parçalanan, hijyenden yoksun binalarda saatlerce hapsedilen öğretmenlerin sabrı taştı!
Liyakati ve alın terini çöpe atan, atamayı hocaların iki dudağı arasına ve ezberci klasik sınavlara mahkûm eden, standardı olmayan bu ucube sistem acilen gözden geçirilmelidir.
Öğretmenine saygısı olmayan, onu değersizleştiren bir sistemin bu ülkenin eğitimine katacağı hiçbir şey yoktur! Yeter artık, öğretmeni rahat bırakın!
Bana mesajlarla anlatılanlar “öğretmen yetiştirme” değil, açıkça yıpratma düzenidir.
Sınav kazanmış, derece yapmış, yıllarını bu mesleğe vermiş öğretmenlere hâlâ “çocuk”, “öğrenci”, “aday” muamelesi yapılıyor. 3 güne 9 sınav sıkıştırılıyor; 50 dakikada sayfalarca açık uçlu cevap isteniyor. Aynı akademide, hatta yan sınıfta bile farklı hoca, farklı soru, farklı zorluk, farklı puanlama var. Buna adalet denmez.
Derslerin çoğu üniversitede alınan, AGS/KPSS’de zaten çalışılan konuların tekrarından ibaret. Üstüne her hafta sayfalarca gözlem formu, kültür-sanat formu, günlük rapor, sunum, ödev… Öğretmenler eğitim almıyor; evrak, ezber ve baskı altında tüketiliyor.
Ulaşım ayrı çile, maaş ayrı yetersiz, yurt-kira-yemek masrafı ayrı yük. Akademilerde hijyen, su, elektrik, kantin, yemekhane, sınıf koşulları bile sorun. Evli, çocuklu, emziren öğretmenler ailelerinden koparılıyor; insanlar psikolojik olarak çöküyor, ağlıyor, uykusuz kalıyor, geçinemiyor.
Bu sistem öğretmen yetiştirmiyor; öğretmenin mesleğe olan hevesini daha göreve başlamadan öldürüyor.
AGS puanı yok sayılarak, hocanın inisiyatifine ve keyfî klasik sınavlara bırakılan bir atama puanı kabul edilemez. Akademi süreci kısaltılmalı, ortak ve adil ölçme yapılmalı, insani şartlar sağlanmalı ve öğretmenlere artık öğretmen gibi davranılmalıdır.
Bu kadar insan aynı şeyi söylüyorsa sorun bireylerde değil, sistemdedir.
#ÖğretmenlerTükendi
Kahramanmaraş’ta yaşanan vahim olay sonrasında milyonlar çocuklarının yediklerini, içtiklerini, izlediklerini sorgularken, Milli Eğitim Bakanlığı ise yas sebebiyle okullardaki 23 Nisan etkinliklerini iptal etmişti. Fakat arka planda sinsice iş tutan Ülker firmasının, Aralık ayında aracılar vasıtasıyla özel olarak görüşüp yaptığı anlaşma sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sessizce 23 Nisan etkinlikleri düzenlendi.
Yapılan etkinliklerde ise çocuklara mevzuat gereği dağıtılmasını bırakın, reklamı, özendirici tanıtımı ve okullarda satışı bile mümkün olmayan abur cuburlar dağıtıldı. “Mutluluk dükkanı” adını verdikleri uydurma bir yerde çocuklara sertifika verirken, yanında da o yaş grubu için tüketimi tavsiye edilmeyen ürünler devlet eliyle dağıtılmış oldu! Milli Eğitim Bakanlığı’nın göz yumduğu değil, bizzat dağıtımına aracılık ettiği bu kutulardan ise bol şekerli, palm yağlı, katkı maddeleri ve içeriği beyan edilmeyen aroma vericilerle dolu abur cuburlar çıktı.
Türkiye’de milyonların bilinçlenmesinden rahatsız olan firmanın, marketlerde eskisi gibi satamadığı çikolata, kek ve gofretlerle – sözde sağlıklı diye çıkarttığı fakat içeriğindeki tatlandırıcılar sebebiyle kimsenin yüzüne bile bakmadığı barları çocuklara dağıtıp stok eritmeye çalıştığı anlaşıldı.
Dahası bu dağıtımların velilerin haberdar bile olmadığı, çocukların alerjen ve hassasiyetleri bile sorgulanmadan ellerine tutuşturdukları, izin bile almadan yapıldığı anlaşıldı. Şimdi bir kez daha soruyoruz: Çocuklara bu dağıtımları hangi hakla, hangi cüretle ve hangi mevzuata dayanarak yaptınız?
@tcmeb
Devletin kanalı bile Karadeniz'in taşrasında mafyacılık oynayan tipleri dizi yapıyor. Silahlı, illegal, karizmatik erkek imajı çiziyor. İmam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz.
Çocuklarımızı okula göndermeye korkuyoruz. Sayısız mesaj alıyorum. Seminerler iptal ediliyor. Öğretmenler ölüm riski ile karşı karşıya. Bunlar sizin eseriniz istifa hizmettir.
Devleti eleştirmekle bir yöneticiyi eleştirmek aynı şey değildir. Çünkü devlet dediğimiz yapı, yönetenlerden önce halkın kendisidir.
Yanlışa yanlış denilemeyen bir yerde ne adaletten ne vicdandan söz edilebilir. Elbette yaşanan acı olayların birçok nedeni var; aile, çevre, sosyal medya, kültürel etkiler… Ama bir gerçek var ki göz ardı edilemez: İnsanların en güvende hissetmesi gereken yerler okullardır.
Her kurumda güvenlik yer alınırken, evlatlarımızı emanet ettiğimiz okullarda bu eksiklik neden var? Dahası, bu eksiklik yokmuş gibi bir algı oluşturulması neden?
Silahlı birinin okula girebildiği bir yerde sorumluluk yalnızca o kişiye yüklenemez; gerekli önlemleri almayan, riskleri görmezden gelen bakanlık da bu tablonun bir parçasıdır.
Unutulmamalı ki bu olay bir sokakta değil, bir okulda yaşandı. Bu sorumluluğu almakta bir insanlıktır. Bu, meselenin ne kadar ciddi olduğunu tek başına anlatmaya yeter.
#YusufTekinİstifa
Yaşananlar artık tesadüf değil, ihmalin sonucu.
Okulda silah konuşuyorsa, çocuklar güvende değilse bu sadece bireysel değil, sistemsel bir çöküştür.
Bu sistemin sorumluluğunu taşıyan Yusuf Tekin artık hesap vermelidir.
Çocuklarımızın hayatı, ihmallerden daha değersiz değil.
Utanç duyulacak noktadayız.
İstifa bir seçenek değil, zorunluluktur.
#YusufTekinİstifa
Milli Eğitim Akademisi, Kamu İsrafı ve Öğrenme Yoksulluğu
Dün Van’ın Tuşba ilçesine bağlı bir köy okulunu ziyaret ettim (40 km). Okulun normu 6. Bu öğretmenlerin 5’i ücretli öğretmen. Bir öğretmen ise bir bahane ile merkeze çekilmiş. Bu arada okul hakikaten çok iyi ve kaloriferli.
Ücretli öğretmenler ortalama 6-7 milyar servise harcıyormuş. Bu okuldaki her sınıf 1 yılda minimum 2 öğretmen değiştirse dört yılda her bir sınıf kaç öğretmen değişir siz düşünün. Bu yüzden öğrencilerde ciddi manada disiplin ve akademik başarısızlık sorunu da var.
Kamu israfının mahsulü olan akademi yüzünden bu okul ve benzer okulların tamamı en az 1.5-2 yıl öğretmensiz kalacak. Devlet aynı anda hem ücretli öğretmenlere hem de akademidekilere ödeme yapacak.
Vicdanı olanlara sorum şu: Bu çocukların suçu?
Niye bazı öğretmenler köylerde görev yapıyor da niye bazı VIP öğretmenler merkeze çekiliyor? Bu çocukların çoğu merkezdeki akranlarının gerisinde kalarak mezun olacak. Peki ülkemizin gelecek nesilleri bunu hakediyor mu? Fırsat ve imkan eşitsizliği burada başlıyor işte.
İşte öğrenme yoksulluğu, erken okul terki riski özellikle de doğuda böyle ortaya çıkıyor.
Bugün birçok köy okulu bu durumda. Akademi ise bu sorunu daha da büyütecek. Evet okul fiziksel olarak harikaydı. Allah devletimiz zeval vermesin. Ama öğretmen yok, kalite yok. Etkileşimli tahta her şeyi çözmüyor. Bu tablonun en büyük sorumluları iş bilmeyen yöneticiler, sahadan kopuk ve sahaya yabancı bürokratlar. Ancak duyarsız, bu çocukları kendine dert etmeyen akademisyenler de suçlu.
Yine diyorum: Akademi kamu israfıdır. Akademi, başarılı bir şekilde mezun olan öğretmenlere bir haksızlıktır. Akademi köy çocuklarının mağduriyeti demektir. Akademi eğitim fakültelerini bitirmektir. Akademi bir vebaldir. Bin tane süslü cümle de kullansanız, günlerce güzelleme de yapsanız akademi dünyada eşi benzeri olmayan ve bir gün er geç kaldırılacak pedagojik bir günahtır.
📚 Bayrama Özel Hediye:
• Kadınlar için muazzam ilmi bir platform kuruldu: @HzMektebi
• Bu paylaşımı retweet eden, 1 arkadaşı etiketleyen, @HzMektebi hesabını takibe alan iki kardeşimize Mustafa Asım Köksal dev siyerini hediye edeceğiz
• Bayram gecesi sonucu açıklayacağız
📓Millî Eğitim Akademisi hazırlık eğitimi programı yayımlanmış.
Bu içeriği dikkatle inceleyen herkes şu soruyu soracaktır:
Böyle bir içerik için akademi kurmak gerçekten gerekli miydi?
https://t.co/xeL00e2aEm