bir arkadaşımı influence etmek için arada almanca postlar, şarkılar, mesajlar göndermeye çalışıyorum ama bence her denememde ne kadar kötü bir dil olduğunu fark ediyo
yaklaşık 10 yıldır çalıştığım şirketten ayrılma kararı aldım. kafamda 1 ay boyunca nasıl istifa edeceğimi, müdürümün nasıl üzüleceğini ve beni kararımdan geri döndürmek için söyleyeceklerini ve bana sunacağı yeni teklifleri nasıl reddedeceğimi düşündüm, kararlaştırdım. ekip arkadaşlarımın nasıl şok olacakları ve üzülecekleri gözümün önüne geldi. "ya abi bi daha düşünsen" diyeceklerdi. beni tekrar düşünmem konusundan ikna etmeye çalışacaklardı. hr ise bana yeni tekliflerle gelecekti. hele ceo'muz. beni çok seven her gün asansörde karşılaştığımızda tatlı sohbetler ettiğimiz ceo'muz duyduğunda kimbilir neler hissedecekti. belki de hr'a "bu arkadaşı ne edin edin kalmasını sağlayın" diyecekti.
1 ay boyunca gece uyumadan aklımda bütün senaryoları düşündüm. artık kararım kesindi. gidip istifa edecektim.
müdürümün masaya gittim. abi biraz konuşabilir miyiz dedim. olur dedi hayırdır inşalllah çok ciddi gözüküyorsun dedi. hayır dedim abi. tamam dedi, dışarı çıktık. bir kenara çekildik. abi dedim ben ayrılma kararı aldım. ciddi misin dedi? evet dedim. niye ya dedi. abi dedim artık ilerlemem lazım. burada takılı kalmış gibi hissediyorum. olmam gereken beni potansiyelim burada gerçekleştiremiyorum diye düşünüyorum. hayırlısı olsun dedi. şimdi bana iş çıktı yeniden eleman bulmam lazım dedi. neyse halledecez dedi. hr ile konuş o zaman dedi işlemlere başlasınlar. tamam dedim. ben dedi yemeye çıkacam arkadaşlarla sözüm vardı tamam dedim. tam ayrıldı gidecekken arkasından baktım. beklediğim üzüntü, tepki, şok hali yoktu. döndüm giderken arkamdan seslendi. döndüm. efendim dedim. laptopunu vs kablolarını getirmeyi unutma sonra gerçekten zor oluyor hr kablo paralarını bizden kesiyor dedi. tamam dedim abi. laptop kablolarını unutmam.
ofise döndüm. arkadaşlarıma durumu anlattım. onlar da çok üzüldüklerini söylediler ama yemek vakti gelmişti. dedileri hadi yemeye inelim hem orada konuşuruz. yemekte çok kalabalıktı. cacık yerken yemekhane gürültüsü altında benim gidişime yeterince üzülünemedi. keşke öğleden sonra açsaydım konuyu dedim içimden. kimse tam dikkat kesilemedi benim gidişime aç oldukları için bir de gürültü olduğu için.
öğleden sonra yemekten döndükten sonra tekrar bir araya geldik. herkes bir şeyler soruyordu ama yine de beklediğim şok ve üzüntü yoktu. ekip arkadaşlarım ben yokken benim işlerin kendilerine kalacağının endişesine girmişlerdi. haklılardı. benim yerime biri gelinceye kadar işler onlara kalacaktı. ekipte üzüntüden çok kendilerine iş çıkardığım için biraz kırgınlık vardı.
hr ile görüştüm. hayırlı olsun diyip kalan ödeme, alacak verecek hesaplarını yaptılar. laptopun kablolarını getirmeyi unutma dediler. tamam dedim.
ihbar süresi doluncaya kadar şirkete gidip geldim. artık ne ekibin ne de şirketin bir parçası gibi hissetmiyordum. bensiz toplantılar, bensiz bir araya gelmeler.
ayrılacağım gün müdürüm yoktu şirkette. çok önceden planlanmış bir tatil planı olduğu için yıllık izne çıkmıştı. telefonda vedalaştık. bugüne kadar yaptıkların için teşekkürler dedi. rica ederim dedim.
ekip arkadaşlarımla da vedalaşıp eşyalarımı alıp asansöre bindim. asansörde ceo ile karşılaştım. ayrılıyor musun dedi. evet dedim son günüm. hayırlısı olsun dedi. ya dedi benim evde wifi bağlanmıyor diğer odalara güç arttırmak için ne yapmak lazım. wifi expander gibi aletler var dedim onlardan alabilirsiniz. tamam dedi teşekkürler.
taksiye bindim. eve geldim. o da ne. laptop kablosunu vermeyi unutmuşum. shit.