Türklere devlet olarak Anadolu kapılarını açan Alparslan , Rumelinin kapılarını açan Orhan bey ,Süleyman paşa ve Murat Hüdavendigar'dır. Ruhları şad olsun ..
Hristiyan olarak "Hristiyanca" konuşmuyoruz.
Sünniler "Sünnice" ve Aleviler de "Alevice" konuşmuyor.
Saçmalamayı kesin.
Bizi kendi siyasi ajandanızın bir parçası yapamazsınız.
Sözde kürdistan, özde Siyonistan'a tek bir taviz vermeyiz.
Türkiye Türklerindir!
Ne Mutlu Türk'üm diyene!
Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları, kimsenin siyasi söylemine göre paylaştırılacak bir mülk değildir. Baraj da bu ülkenindir, üretilen elektrik de, o topraklarda yaşayan vatandaş da.
Bizim topraklarımız diyerek Türkiye'nin egemenlik alanını ayrı bir yere koymak, kabul edilebilecek bir dil değildir. Bu ülkenin toprağı Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle bütün vatandaşların ortak vatanıdır.
Türkiye Cumhuriyeti tek devlettir, tek vatandır ve bölünmez bir bütündür.
Eleştirecekseniz elektrik fiyatını eleştirin, enerji politikasını eleştirin, yatırımların adaletini tartışın. Ama bu ülkenin topraklarını bizim topraklarımız ve sizin topraklarınız diye ayırmayın.
Çünkü mesele baraj değil mesele kullanılan dildir.
Ve bu ülkenin ortak vatanını parçalı bir coğrafya gibi tarif etmek, hiçbir demokratik tartışmanın meşru zemini değildir.
Şansınızı fazla zorluyorsunuz bu söylemlerle!
MİLLİ ÇAĞRI ( Lütfen yayınız)
ORADA SORUŞTURMA, BURADA SESSİZLİK NEDEN?
ABD Senatosu, pandemi döneminin en etkili kamu görevlilerinden Anthony Fauci’yi celple komisyon önüne çıkardı. Fauci, kendisini suçlayabilecek sorular karşısında anayasal susma hakkını kullandı.
Bu durum tek başına suçluluk kanıtı değildir. Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet de yoktur. Fakat demokratik hukuk devletinde asıl önemli olan şudur: Milyonlarca insanın hayatına, eğitimine, çalışma hakkına, sağlık hizmetine ve beden bütünlüğüne etki eden kararlar yıllar sonra dahi sorgulanabilmektedir.
Peki Türkiye’de aynı dönemde;
okulların ve işyerlerinin kapatılmasına,
seyahat ve çalışma kısıtlamalarına,
test, karantina ve izolasyon politikalarına,
aşıların temini ve uygulanmasına,
yan etki bildirimlerinin izlenmesine,
ilaç ve tedavi protokollerine,
bilimsel görüşlerin kamuoyuna nasıl sunulduğuna
kimler, hangi verilerle ve hangi sorumluluk zinciri içinde karar verdi?
Bilim kurullarının görüşleri tavsiye niteliğindeyse, bu tavsiyeleri bağlayıcı idari kararlara dönüştürenlerin siyasi ve hukuki sorumluluğu neden hiç tartışılmadı?
Burada peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyoruz. Tam tersine, hukuk istiyoruz:
Karar ve toplantı tutanakları açıklansın.
Muhalif bilimsel görüşlerin dikkate alınıp alınmadığı ortaya konulsun.
Aşı ve ilaç güvenliliği verileri bağımsız araştırmacılara açılsın.
Kamu alımları ve sözleşmeler denetlensin.
Çıkar çatışmaları araştırılsın.
Alınan tedbirlerin zorunluluğu, ölçülülüğü ve sonuçları incelensin.
İhmal, yanıltıcı beyan, görevin gereklerine aykırılık veya somut zarar şüphesi varsa savcılık makamları deliller üzerinden görevini yapsın.
ABD’deki bir siyasi soruşturmayı mahkeme kararı gibi sunmak ne kadar yanlışsa, Türkiye’de hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak da o kadar yanlıştır.
Medyanın büyük bölümünün bu hayati meseleyi birkaç tercüme haber dışında gündemine almaması da başlı başına bir kamuoyu sorunudur. Basının görevi iktidarların sağlık politikalarını kutsamak veya şeytanlaştırmak değil; karar zincirini, veriyi, çelişkiyi ve sorumluluğu araştırmaktır.
TBMM’yi, Sağlık Bakanlığını, Sayıştayı, Kamu Denetçiliği Kurumunu, savcılık makamlarını, meslek kuruluşlarını, üniversiteleri ve araştırmacı gazetecileri göreve çağırıyorum:
Türkiye’nin pandemi dönemi; bilimsel, idari, mali ve hukuki yönleriyle bağımsız bir Meclis araştırmasına konu edilmelidir.
@TBMMGenelKurulu@tcbestepe@saglikbakanligi
Bitlis köklü bir Türk kentidir.
Doğu da bizim, Batı da bizim.
Büyük İsrail Projesi için Türkiye'yi bölmek isteyen Siyonist aparatı teröristler başarılı olamayacak.
🔴 15 yıldır ailesinden haber alamayan Doğu Türkistanlı genç kızdan İsmail Saymaz’a:
“Her şey güzelse ailem nerede? Ben babaannemin cenazesine bile gidemedim.
Cenazesi nerede onu bile bilmiyorum. Oradaki kimseyle iletişimimiz yok.”
🔵 Bolu'da köylere su sayacı takılması protesto edildi:
"Bu suyu 8 km öteden biz kendi imkanlarımızla getirdik. Bugün il özel idaresi sayaç takıp bizden kendi suyumuz için para istiyor. Bu su atalarımızın suyu."
🗓️ 20 Temmuz 1974
🕊️ Mutlu Barış Harekâtı'nın 52’nci Yıl Dönümü kutlu olsun!
Kıbrıs Türkü'nün güvenliği, özgürlüğü ve geleceği için canlarını ortaya koyan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin fedakârlığı ve Kıbrıs Türkü'nün onurlu mücadelesi daima hafızamızda yaşayacaktır.
Unutmadık, unutturmayacağız!
#20Temmuz1974
#KıbrısBarışHarekâtı
#MillîSavunmaBakanlığı