Gaziantep'te yaşayan Adnan Yılmaz, İstanbul’da yazılım mühendisliği eğitimi aldıktan sonra yüksek lisans için gittiği Amerika Birleşik Devletleri’nde baklavacı oldu.
— ABD’de farklı eyaletlere ve şirketlere baklava gönderen Yılmaz, ürünlerinin Los Angeles’ta Elon Musk’ın şirketi SpaceX’e ve dünyaca ünlü Paris Hilton’un bir organizasyonuna kadar ulaştırıldığını söyledi.
Bugün 29 Eylül 2026 Salı.
Hatırlayalım, kim kaç gündür hapiste?
- Ekrem İmamoğlu 561
- Avukat Mehmet Pehlivan 467
- Selahattin Demirtaş 3619
- Hatay Milletvekili Can Atalay 1622
- Av. Selçuk Kozağaçlı 3233
- Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Avukat Ezgi Önalan 84
- Oğuzhan Uğur 69
- Manifest Grubunun menajeri Tolga Akış 32
- Gazeteci Lale Ozan Arslan 25
- Gazeteci Merdan Yanardağ 339
- Gazeteci Tuğba Tekerek 14
- Gazeteci Selahattin Günday 17
- Gazeteci Ali Tarakcı 2
- Gazeteci Fatih Ergin 1
- Av. Atilla Özen 376
- Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat 621
- Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık 561
- Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan 561
- Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe 482
- Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 482
- Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin 496
- Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı 441
- Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu 376
- Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün 481
- Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler 564
- 24. Ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu 481
- Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 459
- Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek 450
- Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan 211
- Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel 196
- Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey 179
- Dr. Ümit Erkol 167
- Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel 159
- Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay 124
- Buca Belediye Başkanı Görkem Duman 113
- Sİlivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu 108
- Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat 99
- Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut 99
- Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin 91
- Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner 76
- İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet 68
- Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Murat Ongun 561
- Ekrem İmamoğlu’nun Seçim Kampanyalarının Yöneticisi Necati Özkan 561
- Ekrem İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın 496
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 561
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in abisi Zafer Keleş 500
- İBB Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven 561
- Çıplak aramaya maruz kaldığını ve savcı tarafından çocukları ile tehdit edildiğini açıklayan İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker 561
- İBB Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık 561
- İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce 561
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün 561
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay 496
- Üsküdar’daki kaçak kafeleri yıkarken saldırıya uğrayan İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten 518
- Dilek İmamoğlu’nun daha önce tutuklanan 5 ve 8 yaşında iki çocuklu yeğeni Derya Dağdeviren’in eşi Murat Dağdeviren 150
- Özgür Özel’in yakın arkadaşı Demirhan Gözaçan 138
- Muhittin Böcek’in oğlu 400
- Van Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Av. Bekir Kaya 3891
- Osman Kavala 3253
- Tayfun Kahraman 1622
- Mine Özerden 1622
- Çiğdem Mater 1622
- Figen Yüksekdağ 3620
- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın makam şoförü Gaffar Çiçek 128
- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın abisi Hür Ağbaba 63
- Nato öncesi tutuklanan Avukat Yunusemre Işık 85
- Yeni Parti Silivri İl Başkanı Doruk Bulut 69
- Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş 63
- Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu 61
- Yeni Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper 53
- AKP’ye destek vermediği bilinen Süleymancılar cemaatinin başındaki Alihan Kuriş ve cemaatin mensupları 47
- Emekli Amiral Türker Ertürk 43
- AKP’ye destek vermediği bilinen Furkan Vakfı Kurucu Genel Başkanı Alparslan Kuytul, eşi ve vakıf mensupları 40
- Tele1 Televizyon Kanalı 340
- Şarkıcı Tuğba Ekinci 24
Gündür hapis..
@mikotondric Okuması ayrı keyif ama keşke biri bu tarihi savunmayı Deniz Göktaş'ın sesinden yapay zeka ile, stand-up kıvamında seslendirse de dinlesek :))
Deniz Göktaş tahliye edildi...
4 cümle yüzünden 88 günü yok yere cezaevinde geçti.. Cümle başına 22 gün... Ama bir adım bile geri atmadı.
Cesaretin için teşekkürler. Geçmiş olsun Deniz..
Deniz Göktaş: Nagehan Alçı’nın eleştirilerini gördüm. Kendisinde mental retardasyon sorunu olduğu için fazla üstüne gitmek istemiyorum.
(Mental retardasyon: Bireyin genel zihinsel işlevlerinin ve öğrenme, problem çözme ve çevreye uyum sağlama gibi becerilerinin kendi yaş ortalamasının anlamlı derecede altında olması durumudur)
Deniz Göktaş'ın savunmasının tamamı;
" 3 Temmuz'dan bugüne 88 gün geçti. Gösterimdeki cümle başına 22 gündür yüksek güvenlik cezaevinde bulunuyorum. Komedyen olarak sözlerimin böyle etki etmesi beni gururlandırıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2027 yılında bir insanın hapse kapatılacak sözleri sorulsa cinsel taciz vs gibi bir sebep sanabilir.
Müzisyenlikten daha farklı işliyor bizde sistem. Onlar kayıtlarını daha önceden yapar, biz canlı olarak gösteri yaparız ve kaydını sonra yayınlarız. Daha önce yüzlerce kez yaptığım gösteride olduğu gibi yaptık. Ters köşeye dayanır stand-up gösterisi. Ben davaya konu olan dört cümleyi yüzbinden fazla seyirciye oynadım ve yüzbinlerce kişi bunda bir şikayet sebebi görmedi. Türkiye'nin dört bir yanında şehrin en bilinen salonlarında oynadım.
Gelen tek şikayet bilet bulunamasıydı. Bu gösteriyi ilk olarak Ekim 2022'de oynamıştım. Bu gösteriyi yayınlamadan önce Selam Selam isminde bir gösterim daha vardı, 6 milyona yakın izlendi. Bu gösterinin de ilgi görmesini bekliyordum, üç günde milyonlarca izlendi. Ben o sırada Hollanda'daydım, arkadaşlarım sokakta, toplu taşımada benim gösterimi izlediğini söylüyordu. Ama gündemi artık troller belirliyor. Takip ettiğim trollerden Şamil Tayyar ismini kullanan hesap bana cahil, zıpır dedi ama beklediği reaksiyonu alamadı.
Bu sırada gösteriyi 2 milyon kişi izlemişti. ‘Ekrem İmamoğlu kısmını yayınlayıp siz buna sahip çıkıyorsunuz ama bakın neler diyor’ diyorlardı. 'Arkadaşlar dinle ilgili olan kısmından gidelim' diyorlardı birbirlerine. CİMER'e şikayet kampanyası başlattılar.
Bu gösterinin yayınlanmasından rahatsız oldular. Cumhurbaşkanını eleştirdiğim kısımlara erişim engeli geldi, yurtdışına kaçtığım iddia edildi. İltica planımın bir parçası olduğunu söylediler. Ben gösteriyi 24 Haziran'da yayınladım. Yaklaşık yarım milyon değerinde bedelli askerlik parası ödedim, iltica edecek bir insan yarım milyon bedelli askerlik parası ödemez herhalde.
Bütün yakın arkadaşlarım burada bir gelecek görmedikleri için göçtüler, ben bu sebeple turnem bittikten sonra yanlarına gidip onları geri dönmeleri için ikna etmeye çalışırım. Kaçtı haberlerini onların yanında okumak çok trajik oldu.
Trollerin linç ve CİMER kampanyasından sonra hakkımda soruşturma başlatıldı. Avukatıma telefon edip döneyim mi dedim, o da yakalama yok ama geri dön dedi. Ben de döndüm. Pasaportta ekranda bir emniyet logosu belirdi. Polis yanlış pasaport okuttunuz herhalde dedi. Hakkımda yakalama kararı olduğunu söyledim. Polisler bile dönmemem gerektiğini teklif ettiler. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm.
Telefonumu bile almadılar, sonra amir kelepçelenmem gerektiğini söyledi. Ben de kendim döndüğümü söyledim ve kelepçeye karşı çıktım. Polis vazgeçti ama ben istediğim için vazgeçmediğini söyledi. Sonra bekletildiğim yerde tekrar kelepçe takmamı istediler. Kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı. Kamerayla çekerlerken hep başım dikti. Hatta kamera arkadayken bile dönüp güldüm, en son uzaktan çekilmiş bir görüntüyü servis ettiler. Sonra Vatan'ın pis uyuşturucu kokan nezaretinde tutuldum. Polisler orada da neden döndüğümü soruyordu.
Bir süre sonra beni adli tıbba götürdüler. Sebebini anlayamadım ama kan, idrar numunesi alındı. Uyuşturucu testi yaptılar, ne içtiysem hala çıkmadı sonucu.
Adliye koridorunda beklerken ailem ve avukatlarım Kılıçdaroğlu'nun geldiğini, görüşmek istediğini söylediler. Hepsinde de sert bir şekilde reddettim. En sonunda polis zoruyla görüştürdüler. Kılıçdaroğlu bile ‘niye döndün, imkanım olsa ben de giderim’ dedi.
Cezaevindeyken Deniz SEGBİS'in var dediler. Suçlama vahimdi. Daltonlar suç örgütünü övmekten tutuklandım. Ertesi gün tahliye edildiğim diğer suçlardan da tutuklandım. Masterchef izlerken tekrar tutuklandım yani.
Üstümde bütün suçlardan tahliye olmuş bir insanın rahatlığı ve tekrar tutuklanmış bir insanın tedirginliği var. ‘Utangaç bir diktatör’ sözü suçlamama gerekçe gösterildi. Diktatör ifadesi siyasi bir ifadedir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP genel başkanı. Hiciv sanatına alışık olmalıdır. Mezarlıkta gülme olayı ise gazeteci Musa'ya verdiği röportaj sırasındadır. Buradaki suçlamayı anlamadım. Görece sempatik bir videosudur Cumhurbaşkanının. Terapi ise rencide edici bulunmuş, oysa herkesin gitmesi gerekebilir, psikoloji okumuş biri olarak terapiye gitmek rencide edici bir şey değildir.
Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. İddianamede Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğüyle ilgili kararlarından bahsedilmiş, buna göre benim sözlerim suç değil. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.
Bugün Ferhan Şensoy'u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor. Politik mizahı yargının koruması gerekiyor çünkü komedyenler zaten yalnız insanlar. Ama diğer tarafın trolleri var. Politik mizah yasak değilse diktatör şakasında bir suç yok.
Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi. Özeleştiri vermiyor ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Bu sadece diktatör eğilimli insanların yönettiği ülkede olur.
Diktatör olsam diktatör diyemezsiniz diyen birinin utangaç komedyen şakasından şikayetçi olması eleştirilecektir. Bunların hepsi politik mizahın bir parçasıdır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla ilgili suçlamaya üç cümlem gerekçe gösterildi. 100 bin beğeni ve milyonlarca izlenmenin karşısında 185 CİMER şikayeti bulunuyor. İlk şikayet Cumhurbaşkanı ile ilgili, dini değerlerle ilgili olan 184'ü ise 27 Haziran'da yapılmış.
Şikayetlerin çoğu operasyonel hesapların yaptığı paylaşımlardaki video kesitlerine dayanarak yapılmış. Video ile de sınırlı kalmamışlar. Kadir Mısıroğlu adına açılan bir sayfadan birçok şikayet gelmiş. Sayfanın yöneticisi paylaşmış, 'emniyeti etiketleyip durmayın CİMER'e şikayet edin' demiş. Bunu da eklemişler şikayete. Bunların hiçbiri organik şikayet değil.
Şikayet eden 185 kişi manipülasyondan etkilendi ama ben de şaşırdım çünkü öyle bir hava yaratıldı ki daha fazla şikayet bekliyordum. Sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler. Türkiye'de tansiyon yaratan çok fazla kişi var gösteride ama 185 kişi bulabilmişler. Teletabilerden bile daha fazla kişi şikayetçi olmuştu.
Bunların hiçbiri sanat eseri övmüş veya eleştiri yapmış insanlar değil, sadece yasak çağrısı yapmış kişiler. Halkı temsil ettiklerini düşünmüyorum. Beni hedef gösteren gazetelerden en ünlüsü karma eğitim kaldırılsın diye kampanya yaptı.
Şikayetlerin hepsine baktım, üzücüydü. 185 kişiden biri Selçuklu devletini salataya benzettiğimi söylemiş. Başka biri Instagram takipçilerimin artıp azalmasını dış güçlere bağlamış. Başka birileri idam edilmemi veya sınır dışı edilmemi istemiş. Bir başkanı idam olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Nefret inovasyonu yapmış.
Videoyu izleyen milyonlarca insan halk değil mi? Hiçkimse bu cümlelerden alınmamalı demiyorum kendi tercihleri. Aşağılayıcı bir ifade olmasa da kulağı tırmalayabilir, o zaman da yapılacak şey izlememektir.
'Oruç tutan canlı bomba’ şakası yarım bir şekilde alınmış iddianameye. Oysa oruç tutan otobüs şoförlerinden de bahsettim. Oruç tutan insanların sinirleri malum. Bir imadan bahsetmiyorum, açlıktan gelen sinirden bahsediyorum.
Hiçbir polisten, infaz koruma memurundan, hastanede karşılaştığım insanlardan kötü bir şey duymadım, herkes yurt dışından neden döndüğümü soruyordu.
'Dördüncü kitap’ şakasıyla ilgili neye sinirlendiklerini anlamadım. Kutsal kitaba saygısızlık yaparak şehir şehir gezerek insanları güldürmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanatsal bir üretimdir bu, dini bir üretim değildir. Saygısızlık ve aşağılama değildir.
'Dalgıçlar' şakasıyla ilgili söylemek istediğimin tam zıttıyla suçlanıyorum. Savcıya bununla ilgili ne savunma yapacağını anlamadığımı söyledim. O da izlememiş. Haşema giyilmesiyle ilgili suçlandığımı söyledi. Bunlardan suçlanmak üzücü.
Komedyen yargılaması Türkiye'ye özgü değil, New York'ta da 1936'te komedyen yargılaması olmuş. Ama sonra ondan özür dilenmiş. Dalgıç şakasını izleyen herkes anlamış ama iddianameyi hazırlayanlar anlamamış. Hadi buraya kadar niyetimden şüphelisiniz, şakanın devamında başörtü yasağının sembol isimlerinden Deniz Baykal'ı anıyorum. Bu durum fazlaca altı çizili.
Sosyal medyada bu şakadan dolayı bir dalgıç bana dava açacağını söylemişti. Bilmiyorum açtı mı ama sanırım şakayı anlamış.
Stand-up gösterilerini güçlü buluyorum çünkü gülmeyi kontrol edemezsiniz. 90 dakikalık gösteri boyunca tabularımı, çelişkilerimi anlatıyoruma ama sadece dört cümleyi konuşuyoruz.
Bu şakayı ilk olarak Ekim 2023'te yapmıştım, bir seyirci gelip 'Haşema demeyeceğinizi biliyordum' demişti. Bu anlama çıkarmak zoraki ve utanç verici. Bu suçlama canımı en çok sıkan. İddianameye bu cümlenin eklenmiş olması benim için büyük bir şans. Çünkü ben seküler kesime dair bir eleştiri getiriyorum. Suçlama kendi içinde eriyor aslında.
Her konuya dair şakalarım var ve sıradan insanlarla ilgili değil şakalarım çünkü onlar benim seyircim.
İddianamede 'şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastetiğini ikrar etmiştir' yazılmış. Bu doğru değil, yanlış yazılmadıysa artniyetli bir durum. Nasıl böyle yazılabildi, şok içindeyim.
Erdoğan'ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan'dan başka bir şaka yapmazdı.
Çıkıp reklam yapamasın diye sert konuştum. Avukatlarım bile benle görüştürülmüyorken neden Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm bilmiyorum. Kaçma ve delil karartma suçlamasıyla tutuklandım.
Mahkeme hakimi, “stand-up gösterin bile 1 buçuk saat sürdü” diyerek Göktaş'tan savunmasını toparlamasını istedi. Göktaş da 88 gündür cezaevinde olduğunu belirterek, “Daltonları övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım ve bu yüzden fazladan bir aydır cezaevindeyim. Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim döndüm. Hayatımdan 3 ay çalındı. Hayatımda en özgür ve kalabalık hissettiğim 3 aydı. Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.
(Punto24 Dava Takip paylaşımlarını Thread ile birleştirerek hazırladım Teşekkürler @P24DavaTakip )
#DenizGöktaş’ın savunmasından: Hücrede 185 CİMER şikayetini okudum. Biri “Bu çocuk idam edilsin, teşekkür ederim” yazmış. Başvurusunun altında da “Şikayetiniz işleme alınmıştır yazıyor” Umarım işleme alınmamıştır. İdam edilecek olan benim ya…
🔴 Hâkim, savunma yapan Deniz Göktaş'a, “Gösteri bile 1.5 saat sürüyor, bitir artık!" dedi
📌 Göktaş ise hâkime, “88 gündür hücredeyim, bırakın konuşayım. Hiçbir cümlemde suç unsuru olduğunu düşünmüyorum. Sözlerimin arkasındayım" yanıtı verdi
https://t.co/r54bgWbvHh
Osmaniye’nin merkez ilçesine bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde, aralarında önceden husumet bulunan A.B., öğretmen M.B.’ye ruhsatsız tabancayla ateş etti. Ağır yaralanan öğretmen hastanede tedavi altına alındı.
Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüphelinin olayda kullandığı değerlendirilen tabancayla birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındığını, adli tahkikatın devam ettiğini açıkladı.