Gelenler adamdı,buldukları insandı
İnsan yalnız tanrının yarattığı mahluk
İnsan mahluktan, adam insandan çıktı.
Tanrının insanı yer ve içer.
İnsanın adamı düşünür ve yaratır.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
ELON MUSK:
“We’re going to have universal high income.
We’ll basically just issue money to people."
"AI and robots are going to make so much stuff and provide so many services that they’ll run out of things to do for humans."
"Money will stop being relevant at some point in the future."
"AI won’t use human currency. It will care about power and mass: wattage and tonnage.”
ME:
“So just as you’re becoming a multi-trillionaire, money starts to have less value?”
ELON:
“Yeah, pretty much.”
İnsanların hatalarını görmezden gelerek bir ömür yaşamayı tercih ederseniz ya kendi hatanızda boğulur ya da günah keçisi olup durursunuz. Hatasız kul olmaz eyvallah ama sürekli de günah keçisi olunmaz. Net.
'İnsanların durumlarını incelediğimde şunu gördüm;
Asil insanlar güçlendikçe, daha da mütevazi oluyor. Aşağılık insanlar güçlendikçe daha kibirli oluyor.'
Bu gece uyurken biraz düşünün…Kime ve nelere üstten ya da alttan baktığınıza.Yaşam bir simülasyon ise döne dolaşa alt üst eder ama iyiliğiyle ama kötülüğüyle…İstanbul’u Fetheden Fatih Sultan Mehmet’in domatesin tadını bilmeden gittiği şu yeryüzünde kendisini dinazor sananlar da bilmeli aslında dinazorlar çağının yani “Mesozoic Era” 252 milyon yıl önce 186 milyon yıl sürerek 66 milyon yıl önce sonlandığını…Yeryüzünün geçmişindeki tüm hayvanların özelliğini içinde barındıran ya insan ? Homo sapiens 300bin yıl! Milyon değil! Homo ise 2,5 milyon yıl! İlk insansı atalar ise 6-7 milyon! UYGARLIK TARİHİ isee 12bin yıl! Vay arkadaş buralar UYGARLAŞTIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ OLDU . Not: Milyon hesabını biraz türünüzle yapın, türlüleştiklerinizle değil !.
Yavaş yavaş mı ? Yahu 30 yıl önce Antalya merkezden tarım yapılmasın diye su kanalları iptal edildi, portakalı, çileği, marulu, maydanozu, domatesi , biber patlıcanı Antalyalı yetiştiriyordu, yetiştiremesin istendi! Hem çok değil 25 sene önceye kadar evlerimizde çeşmelerden bardağımıza su doldurup çeşme suyu içiyorduk ki yaşımız yetti şükür hepsini ve şimdiki bilinçli yetersiz halimizi gördük…Antalyalı ki gerçekten Antalyalı tarımı yapmasın diye , suyunu çeşmesinden içemesin diye ellerinden geleni yapanlar şimdi neden Antalya’nın kalbi yok oluyorlu haber yaparlar ?
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
! Dünyadaki en eski ve aktif 6 partiden biri ki ülkemizin de ilk ve en eski partisi…Geldiği noktada cenin halindeki insandan tut bir ayağı çukurda insana kadar tüm TC vatandaşının 1 günde 7.500 tl’sinin erimesine mahal verildi… Gak, guguk, gadalet…
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı,
dün de bugün de yarın da
Özgür Özel’dir.
Çünkü Sayın Özgür Özel,
kapalı kapılar ardında değil,
YSK denetiminde yapılan kurultaylarda delegelerin oylarıyla seçilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi;
iki olağan,
iki olağanüstü olmak üzere toplam 4 kurultay yapmıştır.
Bu kurultayların tamamı seçim hukuku kapsamında,
ilçe seçim kurulları,
il seçim kurulları
ve Yüksek Seçim Kurulu denetiminde gerçekleştirilmiştir.
Şimdi ise mahkeme kararları üzerinden,
delegelerin iradesi tartışmaya açılmaktadır.
Bu durum sadece CHP’ye değil,
Türkiye’de demokrasiye,
hukuk güvenliğine
ve millet iradesine zarar vermektedir.
Dün siyasi videolar yayınlanıyor,
bugün mahkeme kararları servis ediliyor.
20 sayfalık böyle bir kararın bir gecede hazırlanmadığı açıktır.
Türkiye’ye yaşatılmak istenen şey hukuk değil,
siyasi mühendisliktir.
102 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi’ni mahkeme salonlarında dizayn etmeye çalışanlar şunu bilsin:
CHP’yi ne korku teslim alır,
ne baskı susturur,
ne de yargı operasyonları yolundan döndürür.
19 Mart’ta başlayan darbe mekaniğinin yeni bir evresiyle karşı karşıyayız,
Cumhuriyeti yıkmak, demokrasiyi askıya almak, milletin önünden sandığı kaçırmak istiyorlar.
Milletimiz buna geçit vermeyecek.
Türkiye bu zorbalığa boyun eğmeyecek.
Sarıyer’deki İstanbul İl Binamızda, demokrasi ve adalet için görevimizin başındayız.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!