Şerzan Kurt, bundan tam 16 sene önce, 12 Mayıs 2010 tarihinde, Muğla’da bir polis memuru tarafından öldürüldü.
Dava, henüz başlamadan güvenlik nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesi kararıyla Muğla’dan Eskişehir’e nakledildi.
Dava dosyası 4 kez Yargıtay’a, 2 kez Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gitti.
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi sanık hakkında 16 yıllık yargılama süreci boyunca 4 ayrı suç tipinden dolayı hüküm tesis etti:
2012- İnsan öldürme suçuna yardım etmek suçundan 8 yıl hapis,
2015- Haksız tahrik altında kasten insan öldürmek suçundan 16 yıl hapis,
2019- Haksız tahrik altında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sonucu ölüme neden olmak suçundan 7 yıl 6 ay hapis ve,
2024- Kanunun hükmünü yerine getirirken sınırı kast olmaksızın aşılması suretiyle bilinçli taksirle insan öldürme suçundan 5 yıl 2 ay 15 gün hapis.
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.11.2024 tarihinde verdiği 5 yıl 2 ay 15 günlük hapis cezası Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 28.10.2025 tarihli kararıyla onanarak sanık hakkındaki hüküm kesinleşti.
Şüphesiz yargının 16 sene içinde dört ayrı suç tipinden hüküm kurması yargıçların anlaşmazlığıyla değil ancak cezasızlık politikasıyla açıklanabilir.
Şerzan Kurt Davası, yargının kolluk görevlilerinin işlediği suçlara gösterdiği cezasızlık politikasının devam ettiğini gösteren bir dava oldu.
Cezasızlık politikasına karşı ise hukuk mücadelemiz devam ediyor.
Bu kapsamda 12 Ocak 2026 tarihinde Av. Mustafa Rollas ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduk.
Şerzan Kurt ise 16 yıldır adalet arayan gözlerle bize bakıyor..
Saygı ve rahmetle anıyorum.
MESLEKTAŞIMIZ Av. SEZİN UÇAR DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Hakkında yakalama kararı olan ve yurt dışından döndükten sonra gözaltına alınan meslektaşımız Av. Sezin Uçar, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmıştır.
Aynı zamanda bir siyasi partinin Eş Genel Başkan Yardımcısı olan meslektaşımızın, Anayasal güvence altında olan örgütlenme özgürlüğünün hiçe sayıldığı ve bir siyasi partinin yargı eliyle fiilen kapatılmaya çalışıldığı dosya kapsamında yürütülen süreç, başından itibaren hukuki dayanaktan yoksundur. Meslektaşımız, aynı şüphe ve delillerle defalarca yargılanmış ve dosyalar beraat kararıyla sonuçlanmıştır.
Kollukta, avukat olması nedeniyle savcılıkta ifade vereceğini belirterek anayasal hak olan susma hakkından istifade eden meslektaşımız, ifadesini almayan savcılığın tutuklamaya sevk yazısında “örgütsel susma hakkı”nı kullanmakla itham edilmiştir. Bir avukatın veya yurttaşın susma hakkını kullanması yüzyıllardan beri Nemo tenetur se ipsum accusare ilkesi (Hiç kimse kendisini suçlamaya zorlanamaz.) ve Anayasamızın 38. maddesinin 5. fıkrası ile korunmaktadır.
Meslektaşımız hakkında düzenlenen MASAK raporunda, müvekkiline dosya numarasını belirterek gönderdiği Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararıyla hükmettiği tazminat, şüpheli bir işlem olarak değerlendirilmiştir.
Avukatlık mesleğinin icrası kapsamındaki hiçbir işlem suç unsuruna dönüştürülemez ve soruşturmaya konu olamaz.
Hakkındaki arama kararından haberdar olan meslektaşımız, bu karara rağmen ülkesine dönmüştür. Buna karşın tutuklama kararına gerekçe olarak kaçma ve delilleri karartma şüphesinin de gösterilmesi, hiçbir hukuk veya mantık kuralıyla izah edilemez bir durumdur.
Avukatlara yönelik gözaltı ve tutuklamalar sadece kişi özgürlüğünün ihlali olmasının ötesinde; sav-savunma-hüküm üçlüsünün eşit bileşeni olarak savunmanın baskı altına alınıp, yurttaşların adil yargılanma hakkına ve adalete erişimlerine de bir engeldir.
Avukatlar, sadece mahkeme salonlarını dolduran kişiler değil; doğanın, hayvanın ve insanın haklarını savunan öznelerdir.
İstanbul Barosu olarak bu hukuka aykırılık karşısında sessiz kalmayacağımızı, meslektaşımızın derhal serbest bırakılması için sürecin her aşamasını titizlikle takip edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.
Hukukun üstünl��ğü ve adil yargılanma için her koşulda mücadele eden; bu uğurda hayatını kaybeden, özgürlüğünden olan, sürgün edilen tüm avukatları saygıyla anıyoruz. Toplumunun sorunlarını çözmek için özveri ve dirençle çalışan bütün avukatların #5NisanAvukatlarGünü kutlu olsun.
Gönül Karaman, Dilan’ın sadece ablası değil, mücadele arkadaşı. Ömrünü Kadın kurtuluş mücadelesine adamış bir Kürt kadın. Çok üzgün belli çok kırgın. Talebine saygı gösterilmeli.
Benim de kısmetime hem örgüt üyeliğinden hem de örgüt propagandasından indirimsiz olarak toplamda 11 yıl 3 ay hapis cezası düştü. Halkımızın canı sağolsun.
Verdiği barış ve insan hakları mücadelesi yolunda katledilen ve yaşamı boyunca mücadele ettiği cezasızlığa kendisi de maruz bırakılan Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi’yi, vefatının 10. yıldönümünde rahmet ve özlemle anıyoruz.
#EmTeJiBîrNakin#TahirElçisiz10Yıl
"Demirtaş'ın serbest kalma hayalinden" önce; üç AİHM kararına rağmen bunlara uyulmaması ile suya düşenin anayasa, kişisel hak ve hürriyetler, yargıda öngörülebilirlik, keyfi tutuklamaya karşı hak arama yolları gibi hepimizi ilgilendiren şeyler olduğunu bilmek, ama bilmezden gelmek.
Çocuk istismarı davasında beraat kararı: Dosya Yargıtay’da
Kız kardeşlerden biri yaşadıklarını ortaokul yıllarında bir öğretmenine anlattı. Öğretmen, uzun süre resmi bildirim yapmadı, ancak daha sonra mahkeme kararıyla tanıklık yaptı.
🗞️ Evrim Kepenek'in haberi https://t.co/gc6URCwoxx
Çocuk istismarı davasında beraat kararı: Dosya Yargıtay’da
Kız kardeşlerden biri yaşadıklarını ortaokul yıllarında bir öğretmenine anlattı. Öğretmen, uzun süre resmi bildirim yapmadı, ancak daha sonra mahkeme kararıyla tanıklık yaptı.
🗞️ Evrim Kepenek'in haberi
https://t.co/llunFrAX8K
Oğlu Hasan Ocak’ın akıbetini öğrenmek için adalet mücadelesi veren Cumartesi Anneleri’den Emine Ocak, hayatını kaybetti.
Berfo Kırbayır’dan sonra Emine Ocak da oğluna hasret gitti.
Yattığın yer incitmesin Emine Anne.
Çetin Arkaş, 30 yıllık infaz süresi tamamlamasına rağmen, İdare ve Gözlem Kurulu’nun hukuki dayanaktan yoksun keyfi kararlarıyla 3,5 yıldır özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır.
Sağlık ve özgürlük hakkı gözetilerek, birçok hastalığı bulunan #ÇetinArkaşaÖzgürlük talep ediyoruz.
Av. Mehmet Pehlivan’ın tutuklanması, İBB dosyasında avukatlık yapan tüm meslektaşlarımıza yönelik gözdağı ve avukatlık mesleğine açık saldırı niteliğindedir. Hukukun siyasi intikam aracına dönüştüğü bir zeminde hiçbir yurttaşın güvenliğinden bahsedilemez. Meslektaşımız derhal serbest bırakılmalıdır!
Av. Fırat Epözdemir, yalnızca mesleki faaliyetleri nedeniyle, CMK ve Avukatlık Kanunu’nun açık hükümlerine aykırı biçimde tutuklandı. Bu yargı pratiği, savunma hakkına ve adil yargılanma ilkesine aykırıdır. Hukuk dışı uygulamalara karşı tüm meslektaşlarımızı dayanışmaya çağırıyoruz.
#AvFıratEPÖZDEMİReÖzgürlük
Genel Merkez Yöneticimiz Av. Ruken Gülağacı, dün müvekkili ile görüşmek için gittiği Kandıra Hapishanesi’nden ayrılacağı sırada, HDK dosyası olarak bilinen dosya kapsamında gözaltına alınarak İstanbul Emniyeti’ne getirilmiştir. Üyemiz yalnız değildir, sürecin takipçisiyiz!
Endamê Şaxa me Bedirhan Sarsilmaz 35 roj in girtî ye. 35 roj in bi awayekî neqanûnî mafê wî yê azadiyê hatiye binpêkirin. Em vê qebûl nakin. Rojek berî rojekê hevalê me, Endamê Şaxa me berdin.
#AvBedirhanSarsılmazaÖzgürlük