@turhantur (a) halen görevdedir. Gerekçem var ama telefonda yazmam zor. Kısaca yargı kararına dayalı bir idari işlem gereken yerde bu iş icrayla falan olmaz. Bu işin sonu tam yargı davasına gider, tazminat vs
Yaptığım müzikal çalışmaları / düzenlemeleri önce genelde yapay zekaya dinletiyorum. Dinlediklerinden yola çıkarak benim için aşağıdaki gibi bir analiz yapmış.
Vergi Denetim Kurulu “Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı” kapsamında 16 bin 300 kişiye yazı gönderdi. Bu kişilerin çok büyük bir kısmı şirket ortakları! Burada amaç kayıt dışılıkla mücadele, gönüllü uyum kapsamında beyan ve banka hesaplarına gelen paraların MASAK mevzuatı yönünden incelenmesi.
Artık şu hususun iyice anlaşılması gerekiyor: Artık uzun yıllar kar dağıtımı yapmama olayında sona gelindi. Şirket ortakları şirketten ya huzur hakkı alacaklar ya da kar dağıtımı yapılacak. Yani, Maliye buralardan vergi almak istiyor.
Yalnız VDK’nın bu çalışmalarda mevcut yasalarımızda bulunmayan ve çok istenilmesine rağmen bir türlü getirilemeyen “nereden buldun” ve “özel gider harcama bildirimi” tartışmalarına neden olmamaya dikkat etmesi gerekir.
Yazmayacağım burada diyorum ama dayanamadım, Linkedin paylaşımımı kopyala-yapıştır yapıverdim.
Son Anayasa Mahkemesi kararı üzerine tartışmaları takip ederken aklıma gelenler.
Vekil olarak takip ettiğim ve "Sadece Vergi Tekniği Raporu ile (Vergi İnceleme Raporu düzenlenmeden) tarhiyat yapılabilir mi?" şeklindeki vergi hukuku pratiği açısından temel bir tartışmayı nihayete erdiren davada, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK) son sözü söyledi.
* İlk Derece (Antalya 1. Vergi Mahkemesi): "VTR dayanak gösterilerek yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık yoktur" diyerek tarhiyatı iptal etti.
* İstinaf (Konya BİM 1. VDD): Mahkeme kararını kaldırarak davamızı reddetti.
* Temyiz (Danıştay 7. Daire): VTR'lerin icrai işlem niteliği taşımadığını vurgulayarak istinaf kararını müvekkilim lehine bozdu.
* Direnme (Israr): İstinaf Mahkemesi ilk kararında direndi.
* Son Söz (Danıştay VDDK): VDDK, Danıştay 7. Dairesinin gerekçelerini benimseyerek direnme kararını kesin olarak müvekkil lehine bozdu.
Bahse konu karar, Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) temel ilkeleri ve idari işlemlerin "icrailik" vasfı açısından çok dikkat çekici bir teorik altyapıya sahip. Karardaki iki farklı hukuki yaklaşım, vergi incelemelerindeki "şekil-esas" dengesini harika özetliyor:
1. Çoğunluk Görüşü: "VTR İcrai Değildir, Hazırlayıcı İşlemdir"
Danıştay 7. Dairesinin benimsediği ve VDDK'nın da onayladığı temel gerekçe, idare hukukunun yapıtaşlarından birine dayanıyor. Yönetmeliklere göre VTR'ler; vergi inceleme raporlarına veri teşkil etmek amacıyla hazırlanan, müteakiben düzenlenecek vergi inceleme raporlarının ekini oluşturan ön (hazırlayıcı) belgelerdir. Hakkında herhangi bir vergilendirme işlemi barındırmayan ve icrai nitelik taşımayan bir belgeye dayanılarak re'sen vergi salınamaz ve ceza kesilemez.
2. Karşı Oy Gerekçesi: "İsme Değil Cisme Bakarım, Ancak Bu VTR'de O da Yok"
Karşı oy yazan üyelerin yaklaşımı ise, meselenin özüne inen çok değerli bir analiz sunuyor. Karşı oy, bir raporun başlığının "Vergi İnceleme Raporu" olmamasının, o raporun tarhiyata esas alınamayacağı anlamına gelmeyeceğini savunuyor. Ancak, tarhiyata dayanak alınacak belgenin, matrah/vergi farklarını açıkça göstermesi ve tarh edilmesi önerilen vergi ve ceza tutarlarını tereddüde yer vermeyecek şekilde sonuç bölümünde içermesi gerektiğinin altını çiziyor. Olayımızdaki VTR'nin sonuç bölümünde sadece "mahsuben iade talebinin reddi gerektiği" belirtilmiş olup, vergi salınması ve ceza kesilmesi yönünde bir öneri dahi bulunmadığından, bu raporla yapılan tarhiyatın her halükarda hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmış.
Vergi idaresinin vergilendirme yetkisi, mükellefin usul güvencelerini ihlal edecek şekilde, kestirme yollarla kullanılamaz. İster raporun "hazırlayıcı" niteliği nedeniyle olsun, isterse raporun içeriğinin "matrah ve ceza önerme" şartlarını sağlamaması nedeniyle olsun; eksik usulle tesis edilen idari işlemler iptale mahkumdur. Hukuka olan inancımızı perçinleyen yüksek yargı mensuplarına şükranlarımı sunarım.
#VergiHukuku #Danıştay #VDDK #Vergiİncelemesi #VergiTekniğiRaporu #Hukuk #EmsalKarar #Avukat
Torba Yasa Teklifi’ne Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeler sırasında verilen bir önergeyle serbest bölgelerle ilgili önemli bir değişiklik yapıldı.
Söz konusu önerge ile, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a)
bendinde yer alan "yurt dışına" ibaresinin "yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere" şeklinde değiştirilmesi öngörülüyor.
Bu değişikliğin gerekçesi ise şu şekilde:
“3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun geçici 3'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde serbest
bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına satışından elde ettikleri
kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olduğu düzenlenmiştir.
Serbest bölgelerde ihracatın desteklenmesi ve mükelleflerin uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlamalarını teşvik
etmek amacıyla mükelleflerin aynı veya diğer serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflere yaptıkları ürün satışından elde ettiği
kazançlarının da gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesi önem arz etmektedir.
Diğer taraftan, serbest bölgelerden yurt içine
yapılan satışlardan elde edilen kazançlar ise istisna kapsamında olmayıp vergiye tabi olmaya devam edecektir.”
Hayırlı olsun.
İdari yargının idarenin tek yanlı işlemleri üzerindeki denetimi bir hukuka uygunluk denetimidir. Hukuka uygunluk denetimi ise, idari işlemin beş unsuru üzerinde ve sırasıyla yapılır. Bu beş unsur, sırasıyla; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarıdır. Denetimin sırasıyla+
@aslnoguzhannn@murat_ala111 10B TL, 10M TL veya 100M TL dava tutar ve konusunu atlayıp adet bazında bakınca hiçbir anlamı yok. Ben meslek hayatımda kendi adıma bu oranlara hiç yaklaşabilmiş değilim. Maşallah ne başarılı davacılar/vekiller var.