✏️ Vize imparatorluğu-5: "Ortak değiliz" diyen VFS'ye Gateway'den "Ben var ettim" yanıtı
VFS Bölge Başkanı Sertan Aslantürk, "Gateway ortak değil, sadece bir taşeron firmadır" derken, Gateway'in sahibi Halis Ali Çakmak ise "VFS'nin Türkiye'ye giriş sebebi benim; onu burada biz var ettik" diyerek VFS ile ortak olduğuna ilişkin sözleşmelerinin olduğunu söylüyor.
Canan Coşkun'un (@canancoskun) haberi...
https://t.co/nVVJvxOQ9o
• Orta sınıfın en ağır psikolojik tahribatı budur:. Kendini hâlâ orta sınıf sanır ama orta sınıf davranışı üretemez. Ev alamaz, birikim yapamaz, emeklilik planlayamaz, çocuğu için uzun vadeli güvenlik hesabı kuramaz
• Türkiye’de alt sınıfların biriktirecek parası kalmadıysa, orta sınıfların da biriktirecek nedeni kalmıyor. Mesele sadece para koymak değil, koyulan paranın insan hayatında bir sıçrama üretmemesi. Tasarrufun psikolojik motoru hedeftir. Hedef görünmezse disiplin de söner.
Akademisyen ve Oksijen yazarı Özge Öner (@Ozge_Oner), Türkiye'deki tasarruf verileri üzerinden çoğunluğun, özellikle beyaz yakalıların içine düştüğü mali ve duygusal çaresizliği anlattığı yazısını Oksijen TV'de İlke Gürsoy'la (@ilkegursoy) yaptığı söyleşide detaylandırdı.
https://t.co/rWSxe1Viy2
Ilgım Apartmanı'nın yıkılmasından sorumlu kamu görevlilere yönelik 2025/4888 nolu Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında 17.02.2025 tarihinde:
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda soruşturmaya konu binanın yapım aşamasındaki işlemleri denetlemekle yükümlü yapı kontrol birimine binanın yıkılmasından dolayı kusur atfedildiği,
Yapı ruhsatında ve yapı kullanım izin belgesinde imzası bulunan birim görevlilerinin kusurlu bulunduğu, ruhsat biriminin başında Belediye Başkanının bulunduğu ancak belediye başkanlarının yetki devri yaparak ruhsatların belediye başkan yardımcısı tarafından verildiği, yetki devriyle birlikte cezai sorumluluğunun ortadan kalkmadığının, cezai sorumluluğunun devam ettiğinin idare hukukunun temel bir ilkesi olduğu dolayısıyla soruşturmaya konu binanın yapı kullanım izin belgesini imzalayan ve düzenleyen belediye görevlilerinin ve yetki devri yapan o tarihteki belediye başkanının, ayrıca yapı kontrol biriminin oluşturulmasında yetkili belediyenin en üst amiri olan belediye başkanı ve yapı kontrol biriminden sorumlu belediye başkanının ve bilirkişi raporunda verilen kusur doğrultusunda tarafınızca tespit edilecek sorumluluğu bulunan diğer belediye görevlilerinin tarafınızca yapılacak ön inceleme soruşturmasında değerlendirilerek belirtilen tüm kamu görevlileri bakımından soruşturma izni talep edilmekle;
denerek soruşturma izni talep edilmiştir. 347 gündür neden izin vermiyorsunuz?
@TC_icisleri
Savcı eğer yargıcı kasığından değil de topuğundan veya ayağından vursaydı Başsavcılık bugün bu soruşturmayı açamayacak, hatta şüpheli savcıyı gözaltına bile alamayacak ve Adalet Bakanlığı'nın müfettiş görevlendirmesi beklenecekti. Yargıçların ve savcıların dokunulmazlık zırhı o kadar kalın ki savcıların görev sırasında suç işleyen bir yargıç veya savcı hakkında soruşturma açması için ağır cezalık bir suçun suçüstü işlenmesi gerekiyor. Öldürmeye teşebbüs suçlarına ağır ceza mahkemeleri baktığı için Başsavcılık bugün şüpheli savcıyı gözaltına aldırıp bu soruşturmayı açabildi. Eğer işlenen suç silahla normal yaralama olsaydı bugün şüpheli savcı ne gözaltına alınabilirdi ne de hakkında savcılık soruşturması başlatılabilirdi. Düşünün dokunulmazlık zırhının kalınlığını.
Suriye’deki Alevi soykırımından kaçan 22 göçmeni, Ekim ayından beri tutuldukları Harran Barınma Merkezinde ziyaret ettik. Yasal dayanak ve güvenceden yoksun şekilde, insanlık dışı koşullarda tutulan bu kişiler derhal geçici kimlik belgeleri verilerek serbest bırakılmalıdır.
Suriyeden kaçan ve halen Harran Barınma Merkezinde tutulan 24 Alevi başvurucuyu bugün ikinci kez ziyaret ettik. Derhal serbest bırakılmaları ve insani koşullarda yaşayabilmeleri için sürecin takipçisiyiz.
Rabia Naz'ın ailesi yıllarını verdi soruşturmadaki ihmalleri anlatmak için. Gazeteciler hedef haline geldi. Babası hapis yattı. Rabia Naz soruşturmasının yeniden açılması yetmez. Bunlara yol açan, bile isteye soruşturmayı bu hale getiren kim varsa yargılanmalı...
Kanser hastalarının kullanması tıbben gerekli ilaçları için dava açmaları, dosyaların bilirkişilerde sürünmesi yeterince saçma değilmiş gibi; bilirkişi raporunda da açıkça hayati öneme haiz olduğu belirtilen ilacın bedelinin karşılanması talebi reddediliyor
Bilirkişiler ne derse desin devlet kurumunu haklı bulacaksa mahkeme neden dosyayı bilirkişiye yolluyor? Bilirkişi raporu için ailelerden alınan ücretler 7500 - 9000 TL arasında. Bu aile neden bu parayı ödedi madem bilirkişi raporunun bir önemi yoksa?
İlaç dosyalarında büyük bir saçmalık baş gösterdi. Bir davayı hangi koşullarda kazanacağımız belli değil. Keyfiyet hüküm sürüyor. Çocukların hayatı, sağlığı bu sisteme bağlı olmamalı.
Kanser skandalı: Tarihe geçecek “gerekçesiz” karar
YÜZLEŞME/
9 yaşındaki kanser hastası çocuk için tüm kurumlar, “ilaç kullanmazsa hayati risk doğar” raporu verdi, mahkeme hiçbir açıklama yapmadan “zorunlu değil” diyerek ilacı kesti.
🔴 Kanser skandalı: Bilirkişi, uzman heyet, üniversite, “Hayati risk doğar” dedi, mahkeme, “zorunlu değil” diyerek 9 yaşındaki çocuğun ilacını kesti
✍️ Gökçer Tahincioğlu yazdı:
📌 Devlet, beyninde doğuştan tümör olan ve tek gözünü kaybeden 9 yaşındaki Hilal Büberci’nin kullanması zorunlu olan ilacın parasını ödemek için var...
https://t.co/F8W7HUnnKg
@gtahincioglu
Kanser skandalı: Tarihe geçecek “gerekçesiz” karar
YÜZLEŞME/
9 yaşındaki kanser hastası çocuk için tüm kurumlar, “ilaç kullanmazsa hayati risk doğar” raporu verdi, mahkeme hiçbir açıklama yapmadan “zorunlu değil” diyerek ilacı kesti.
Kan donduran cinayet!
Hataylı üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz (22), eski polis amiri Cemil Koç tarafından Küçükçekmece'deki evinde öldürüldü.
Cesedi çırılçıplak halde bir valize konularak Eyüpsultan'da yol kenarına bırakıldı.
Cinayet sonrası evini kırmızıya boyayarak kan lekelerini gizlemeye çalıştı !
#AyşeTokyazİçinAdalet
Ankara Barosu'nun ahbap çavuş ilişkisi her yerde ortaya çıkıyor. Mülteci hakları merkezinden, saçma "atama=ahbap çavuş" sistemi yüzünden istifa etmiştim. Birkaç dandik yürütülen mesele daha olmuştu ve baro bana batmaya başlamıştı zaten. Neyse..
Baronun hiçbir şeyine bir daha katılmam, hayatta gitmem derken beyler futbol turnuvasına katıldı 🤢.
Hava da mis gibi; anneler, eşler, çoluk çocuk kim varsa toplaştık, eğleniriz diye gittik (büyük konuştuk tabi olacak bunlar 😅). Annem kenarda yasin okuyor, çocuklara meyve soyup veriyoruz falan znznznzn. Neşeli bir ortam.
Vakti zamanında barolar arası futbol turnuvasında Ankara Barosu'nu temsil etmiş bir abiler futbol takımı bizimkileri sakince yendi 😅
Güldük, eğlendik, kaç yaşında adamlara yenildiniz lan diye dalga geçtik, çıktık gidiyoruz. Dönüşte bir duyduk ki karşı takımdan biri avukat değilmiş. Avukatlığı bırakmış, baro sicilinden sildirmiş tacir bir abiymiş.
Beyler de itiraz etti haliyle. Sözlü olarak verilen bilgiye göre bu itiraz yerinde bulunmayacakmış (adeta 2.sulh ceza hakimliği kalemi ön bilgilendirmesi). Çünkü o abi çok kıymetli bir abiymiş ve vaktinde baromuzu temsil etmiş 😅 (dünyanın en önemli turnuvasında bu temsiliyet btw)
Yani ne diyeyim bilmiyorum. Kıytırık, eğlenme amaçlı bir etkinlikte bile böyle bir saçmalığa ne gerek var? Şu kurallar yeterince açık değil mi?
(Neyse hanımcılık buraya kadar)
‘‘30 yıl çalışacaksın, tam diyeceksin tamam kendi dünyamı kuruyorum, bir sabah kalkacaksın e-devletinde tapun yok.’’
Hatay Samandağ’da birçok tarım ve bahçe arazisi toplu konut için kamulaştırıldı.
Yıllarca çalışıp edindikleri tapular ellerinden alınan Samandağlılar tepkili.
Hayati tehlikesi olan engelli gencin diyaliz desteği kesildi
Avukat İnegöllü, yetkililere çağrıda bulunarak bu hukuksuzluğun acilen giderilmesi gerektiğini söyledi.
https://t.co/53nuNv8E0c
📌Afganistan’dan 10 yıl önce Türkiye’ye gelen %99 engelli Tebriz Saifi’nin yaşam hakkı elinden alınmak isteniyor. Ailesinin işkence görmesi nedeniyle Türkiye’ye sığınan Saifi, geçirdiği ağır şeker hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybetti ve iki parmağı kesildi.
📌Ailenin yaptığı uluslararası koruma başvurusunun reddedilmesiyle, Göç İdaresi Saifi’nin sağlık hizmetinden yararlanamayacağını aileye bildirdi. Bu fiilen onun yavaş yavaş ölümüne seyirci kalınması demektir. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ve Cenevre sözleşmesi engellilerin sağlık hizmetlerine ulaşımının bir insan hakkı olduğunun altını çiziyor. Tebriz Saifi’nin sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesini istiyoruz.
📌Türkiye İşçi Partisi Bursa İl Örgütü olarak öncülük ettiğimiz bu davaya dair Bursa Demokrasi Güçleri’yle birlikte İl Göç İdaresi önünde yaptığımız basın açıklamasında taleplerimizi savunduk.
📌TİP olarak herkes için insan haklarını savunmaya, göçmenlere ve mültecilere yönelik her türlü ayrımcılığa karşı çıkmaya devam edeceğiz.
KONFERANS: TEDAVİ HAK(KI) MI?
Sağlık politikaları çok uzun zamandır kamusal anlayıştan ve kapsayıcılıktan uzak, özelleştirmelere mahkum edilmiş şekilde yürütülüyor. Bunun önemli sonuçlarından biri olarak, bakanlıklar ve Yargıtay’ın git gide kötüleşen uygulamalarıyla tedavi ve ilaçlara erişim hakkı neredeyse ortadan kalkmış durumda. Tedavi devletin omzunda bir yük, özel sektör için bir rant meselesi halini aldı. Nadir hastalıklardan muzdarip çocukların aileleri tek başına mücadele etmek zorunda bırakılıyor, kanser hastaları yaşamsal nitelikteki ilaçları için dava açmak zorunda, kanseri önleyici etkisi bulunan HPV aşısının ücretsiz ve ulaşılabilir olması talepleri yıllardır görmezden geliniyor .
Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, uzun süredir gündemimizde olan bu sorunların öznelerinin mücadelelerini, ayrıca alanda çalışan uzmanların hukuki ve tıbbi değerlendirmelerini dinleyeceğimiz konferansa herkesi davet ediyoruz.
🗓️ 07.12.2024
⏰ 14:00
📍 ABEM Konferans Salonu