Bugün; taşıdığı bütün mirası 'sözde barışın önünü açmak' söylemiyle güzel ve cafcaflı bir pakete sarıp bu milletin önüne sunanları da ne yazık ki bu iktidarla kirli bir anayasa pazarlığına girenleri de gördük.
Terörist her zaman teröristtir. Bu millet terörle barışmaz, müzakere etmez. Evladının canını vatana feda edenlerin değil, bu siyasal iktidarın elini tutanların da günü gelir hesabı görülür.
Bu 'yasa' demeye bin şahit gereken metne 'evet' diyenler de unutmasınlar ki tarih önünde sorumlulukları baki kalacaktır.
Ne olursa olsun günün sonunda tarih tekerrür edecek ve yüce Türk milletinin her isteği yine kendi belirlediği şartlarda gerçekleşecektir.
Bugün itibarıyla, 500 gündür süren büyük bir mücadelenin ve emeğin sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Özgürlükleri pahasına dahi inandıklarından, ilkelerinden ödün vermeyenlerin açtığı YENİ bir yoldan yürüyor; bu yolda yürümenin haklı gururunu yaşıyoruz.
Bu büyük bedeli milleti, ülkesi ve inandığı değerler uğruna, bizler için ödeyen herkese ��ahsen minnettarım. 2023 Seçimlerinin ardından her yönüyle dağılmış olan CHP’yi bu ülkede 46 yıl sonra yeniden birinci parti yapanlar; artık yenilgiyi kabul etmeyenler, milletimizle birlikte YENİ bir yol açarak iktidara yürüyor.
Silivri’de, Çorlu’da, Sincan’da, Kırşehir’de bu bedeli ödeyen ama milletinden, demokrasiden ve mücadelesinden asla vazgeçmeyen herkese bin selam olsun! Türkiye siyasetine YENİ bir soluk getirdiler; bu yolun sonu mutlak iktidar olacak.
İyiler kazanacak.
Atatürk’ün çocukları kazanacak.
Yürüyelim arkadaşlar!
@yenipartiyiz
ana muhalefet partisinin birinci olduğu yerel seçimler fiilen askıya alınmış,
ana muhalefet partisi fiilen kapatılmış,
konuşan herkes yaka paça içeri alınıyor, korku ve baskı cumhuriyet tarihinde görülmemiş seviyede,
yargı siyasete esir ve geçen her saat çember daha da daralıyor.
ne yazık ki insanların tepkisi git gide azalıyor, korkuyorlar.
siyasiler tarafından ne yazık ki hala somut bir karşılık verilmeksizin sokak geziliyor.
bu hikayenin de sonu belli aslında; atı alan üsküdar’ı geçiyor biz en iyisi eşeğimizi her zamanki gibi niğde’ye sürelim.
Türk Ceza Kanunu’nda “kamu görevlisini tehdit” diye bir suç yok.
Kanunda olmayan suç icat edilmez.
Kanunilik ilkesi, hukuk devletinin en temel sınırıdır. O sınır aşındığında geriye hukuk değil, keyfilik kalır.
Geceden beri Genel Merkez’ de nöbet halinde olan, tarihin doğru sayfasında yer almış onurlu ve gururlu yol arkadaşlarımız var bizim. Vatan bize emanet, demokrasi bize emanet, Cumhuriyet bize emanet. iyi ki varsınız.
gelinen noktada siyasi iktidar ile hukuk zemininde bir araya gelmek mümkün olmayıp görülen o ki demokrasi askıya alınmıştır. ülke rusya-azerbeycan modeline itilmiş durumdadır. bu noktada meşru bir yol ile çözüm üretilemeyeceğini bellidir. CHP fiilen feshedilmiştir. 2024 yerel seçimleri askıya alınmıştır. milli mücadele şarttır. vakit, akşamları toplanıp şarkı söylenecek veya ağlamaklı mitingler yapılacak vakit değildir. @CHP_iletisim@herkesicinCHP@eczozgurozel
2013 yılından bu yana onurla üstlendiğim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkez Avukatlığından, bu sabah saatlerinde aldığım bir tebligatla, meslektaşlarım Av. Mehmet Can Keysan ve Av. Hazar Kardaş ile birlikte azledildiğimizi öğrendim.
13 yıl boyunca, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine duyduğum inançla; partimize yönelik her türlü hukuksuzluğa, baskılara, siyasi operasyonlara ve yargının araçsallaştırılmasına karşı meslektaşlarımla birlikte hukuki mücadele vermeyi görev saydım.
Mutlak butlan kararı, siyasi iradeyi ve parti hafızasını hukuk dışı yöntemlerle yeniden dizayn etmek için verilmiştir. Demokratik meşruiyetin yerine fiili dayatmayı koymaya çalışan hiçbir anlayışın ve hukuk dışı yöntemlerle tesis edilen hiçbir tasarrufun benim nezdimde meşruiyeti yoktur.
Bu süreçte atılan ilk adımlardan birinin, yıllardır partinin hukuk mücadelesini yürüten avukatların görevden alınması olması tesadüf değildir. Bu müdahalenin amacı Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukuksuzluğa karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini etkisizleştirmek, savunma iradesini zayıflatmak ve itiraz yollarını susturmaktır.
Bu nedenle şahsıma yönelik bu müdahaleyi bir mesleki kayıp ya da kişisel bir hüsran olarak algılamıyorum. Aksine, hukuksuzluğa boyun eğmemenin bedeli olarak bir onur nişanı olarak görüyorum. Ömrüm boyunca da bunu aynı kararlılıkla ve gururla taşıyacağım.
Çünkü bizim mücadelemiz ve avukatlık makamlarla, unvanlarla ya da resmi sıfatlarla sınırlı değildir. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni demokrasi mücadelesinin, halk iradesinin ve Cumhuriyet değerlerinin baba ocağı olarak kabul eden insanlarız.
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hukukun üstünlüğünü, demokratik meşruiyeti, halkın iradesini savunmaya devam edeceğim. Bunun için herhangi bir vekâlet ilişkisine, resmi sıfata ya da görevlendirmeye ihtiyaç duymadım, bundan sonra da duymayacağım.
Bu hukuksuzluğun parçası olan, imza atan, görev alan, sessiz kalan, meşrulaştırmaya çalışan herkese açık çağrıda bulunuyorum: Hiçbir makam, hiçbir geçici güç ilişkisi, hukukun ve vicdanın üstünde değildir. Tarih, hukuksuzluk karşısında direnenleri de bu sürece ortak olanları da ayrı ayrı kaydedecektir. Bugün verilen her kararın, atılan her imzanın ve alınan her tutumun yarın hem hukuk hem de toplum vicdanı önünde bir karşılığı olacaktır.
Başta partimizin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere, demokrasi ve hukuk mücadelesinden geri adım atmayan tüm yol arkadaşlarımla hukuksuzluğa karşı dayanışma içinde olmaya devam edeceğimi de beyan ediyorum.
İnanıyorum ki, sonunda mutlaka halkın iradesi kazanacaktır.
Değerli meslektaşlarım;
Uzun soluklu bir emeğin, ortak aklın ve birlikte yürütülen samimi bir mücadelenin ardından, baro başkanlık aday adaylığımızı ve yol arkadaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz listemizi siz değerli meslektaşlarımızın takdirine sunuyoruz.
Bu listede yer alan her bir meslektaşımız; yarım asrı aşan Demokratik Sol Avukatlar geleneğinin birikimini, meslek onurunu, savunmanın bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğüne olan inancı temsil etmektedir.
Elbette bu liste yalnızca görünen yüzdür. Asıl gücümüz; sürecin en başından itibaren yan yana yürüdüğümüz, fikirleriyle, eleştirileriyle, desteğiyle bu mücadeleyi büyüten ve bundan sonra da Baromuzun geleceğinde söz sahibi olacak binlerce meslektaşımızdır. Birlikte kurduğumuz bu dayanışma; şeffaflıkla ve ortak yönetim anlayışıyla sürdürülebilirliğin en büyük güvencesidir.
Ankara Barosu’nun yalnızca bugününü değil, yarınını da birlikte inşa etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Meslektaşlarımızın haklarını koruyan, genç avukatların yanında duran, savunmayı hiçbir baskı karşısında yalnız bırakmayan ve Baromuzu yeniden güçlü bir ortak iradenin merkezi haline getiren bir yönetim anlayışı için yola çıkıyoruz.
Bu yolculukta desteğinizin ve birlikte üretme iradenizin en kıymetli güç olduğuna inanıyor; hep birlikte daha güçlü, daha bağımsız ve daha onurlu bir meslek geleceğini kuracağımıza yürekten inanıyoruz.
Saygılarımla.
Av.Elçin Özge ŞİMŞEK ÇAĞLAYAN
Her geçen gün artan şiddet olayları ve hukuka aykırı müdahalelerin ulaştığı noktaya kaygıyla tanıklık ediyoruz.
Anayasal hak ve hukukun herkes için olduğu, bir gün herkesin ihtiyaç duyabileceğinin unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Hukukun üstünlüğünün korunması, demokratik toplum düzeninin asli şartıdır.
Madencilerin haklı mücadelelerinin yanındayız.
@avkemalbinici
Adalet Bakanı’nın, tutuklu avukat görüşmeleri, görüşme süreleri görüşme usulüyle ilgi yasal boşluk bulunduğu ve bu nedenle düzenleme yapılacağına ilişkin açıklamaları; ceza muhakemesinin temel ilkeleri ve anayasal güvenceler bakımından ciddi sakıncalar doğurmaktadır. Daha da önemlisi, tutuklulara yönelik bir düzenlemenin dolaylı biçimde avukatları hedef alan bir çerçevede sunulması, savunma makamını tartışmanın odağına yerleştirmektedir.
Savunma hakkı ve müdafi ile mahrem iletişim, adil yargılanma hakkının özünü oluşturur. CMK m.154 uyarınca şüpheli veya sanık, müdafii ile her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafi ile yazışmalar denetime tâbi tutulamaz.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da savunma ile iletişimin ancak istisnai, zorunlu ve ölçülü koşullarda sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Yargılama sürerken savunma imkanlarını sistematik biçimde daraltan her yaklaşım, mahkûmiyet hükmü verilmeden fiilî bir cezalandırma etkisi doğurur.
Savunma hakkı yalnızca bireyin değil; adil yargılamanın ve hukukun üstünlüğünün güvencesidir.
Savunma zayıflatılarak adalet güçlendirilemez.
Sivas’ ın insanı mert olur. Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişen; halkın verdiğini hakka değil, kendini kurtarmak için kula emanet edenleri ne Sivas ne de bu millet unutur. Aç olanın açıkta olanın değil sarayın yanında olanı ve neden orada olduğunu da bu süreçte herkes görmüştür. Siyasi Ahlak sizin gibi halktan aldığı yetkiyi siyasi iktidara devir eden kirli zihinler için uzak bir diyardır. Herkese ve her şeye inat zulme karşı mukavemet edeceğiz, gerekirse bizden olsun. @OzarslanMesut