Butlana da, bölünmeye de hayır
Butlan ve de tedbir kararı, CHP'nin kurumsal yapısına yargı üzerinden yapılan anayasa dışı bir müdahaledir.
Butlan kumpası, birinci parti konumuna gelip iktidarı sandıkla devralacağı açık olan CHP'nin bölünmesi dahil güç kaybetmesi, iktidarın devredilmemesi amacına yöneliktir.
Butlan karşısında çözümü yeni bir partide görmek gerçekte bölünmeyi meşrulaştırmak demektir.
CHP’nin bölünerek, CHP içinden, CHP ilke ve değerlerine bağlı daha da güçlü yeni bir parti çıkacağı düşüncesi siyasi gerçeklikten uzaktır.
Butlan oyununu oynayanlar da, butlan yoluyla CHP yönetiminde güç elde edenler de, CHP’nin bölünmesine yol açanlar da anayasal düzenin korunması yönünden tarihi bir sorumluluk altındadır.
Anayasanın üstünlüğünü koruyabilmek için çözümün iktidarı kullanan güçler karşısında özellikle de muhalefetin mutlaka birleşmesinde olduğu bir dönemde, CHP'nin asla bölünmemesi ve yeni bir parti kurulmaması, mücadelenin her bedeli göze alarak parti içinde sürdürülmesi gerekmektedir.
#Butlan #YeniParti #CHP
26 TEMMUZ
25/26 Temmuz 2020 tarihinde CHP'nin 37 nci olağan kurultayı yapıldı.
Siyasi partiler için bir kurultay için azami süre üç yıl olmakla, en çok 6 yıl içinde iki olağan kurultayın yapılması gerekiyor.
2022'de çıkartılan yasa ile, üst üste iki kez olağan kurultayını yapmayan siyasi partilerin seçimlere katılamayacağı hükmü getirildi (2820/36)
(CHP, bu yasa ile ilgili diğer konularda AMY'ye başvururken, bu hükmün iptali için AYM'ye başvurmadı.)
Kabul edilen bu yasa, partilerin "hukuki bir engel olmadan" kendilerinin olağan kurultaylarını yapmamaları ile ilgilidir.
Burada sözü edilen kurultay da, olağanüstü kurultay değil, olağan kurultaydır.
CHP'de, olağan kurultayın yapılmasına tedbir kararı "hukuken" engel.
Hiç bir engel yok iken en az altı yılda iki kurultay yapmama halinde, seçimlere katılmama durumunda bu madde gündeme gelmektedir.
Bu nedenlerle 26 Temmuz'a kadar olağan kurultay yapılmaz ise CHP seçimlere katılamaz görüşünün hukuki bir dayanağı yok.
YSK'dır her şeyi yapabilir belli olmaz görüşü de yerinde değil.
Kaldı ki şu an gündemde olan olağanüstü kurultay olup, olağanüstü kurultayın da bu madde ile ilgisi bulunmamaktadır.
��TE YANDAN;
2820/36 ncı maddeyle ilgili olarak, TMY md 87/5'te de en az iki olağan kurultayını yapmayan (siyasi partilerin) tüzel kişilerin dağılmış sayılacağı hükmü yer alıyor.
Bu konuda geçmişte, Yargıtay CBS dava açmadıkça ya da dava açılıp da AYM karar vermedikçe, bu durumdaki partiler hep faaliyetlerine devam etmiş ve de bu halde iken bile seçimlere katılmıştır. Yasa ile bu durumdaki partilerin seçimlere katılması önlenmek istenmiştir.
(AYM kararlarında, altı yıl geçse bile, karar tarihine kadar olağan kurultay yapılmış ise, açılan davaları hep reddetmektedir.)
AYM kararları da gözetildiğinde, 26 Temmuz'a kadar bir kurultayın yapılıp yapılmamasının yaptırımı bulunmamaktadır.
#CHP
Bir belediye bünyesinde icra edilen faaliyetler bağlamında bir suçun işlendiği şüphesinin ortaya çıkması durumunda, yapılması gereken İçişleri Bakanlığı’nın veya ilgili İl Valiliğinin müfettiş görevlendirmesidir.
Çünkü bir kamu kurumu olan belediyedeki iş ve işlemler bir süreci gerekli kılmaktadır. Bu iş ve işlemler bağlamında bir suçun işlenmiş olup olmadığının tespiti, ancak bu süreçle ilgili olarak işlem dosyası üzerinden müfettiş incelemesi ile mümkün olabilir.
Ancak, örneğin rüşvet gibi, bir SUÇÜSTÜ HALİ mevcut ise, doğrudan kolluğun belediye binasına girerek adli soruşturma işlemi yapması mümkün olur.
Suçüstü hali mevcut olmamasına rağmen, müfettiş incelemesi yapılmadan bir belediyede “operasyon” yapılması, ancak siyasi amaçla izah edilebilir.
CHP'de çözüm üyelerde...
Üyeler, CHP'ye sahip çıkarak partide kalmalı!..
2 milyon üye CHP'de kalırsa, olağan kurultay ne zaman yapılırsa yapılsın, bu üyeler içinden seçilecek yeni delegeler, sorunu CHP'nin kurumsal yapısına uygun ve kalıcı olarak çözer.
Yeni seçilecek PM de, disiplin cezalarının tamamını affetmek yetkisine sahiptir.
#CHP
Gazeteci ve yazar Mustafa Balbay, TV100 ekranlarında katıldığı canlı yayında CHP Adana İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu’nun görevden alınmasına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
CHP Tüzüğü’nün 25. maddesinin 1. fıkrasına dayandırılarak yapılan görev değişikliğini eleştiren Balbay, “Arındırma” gerekçesine tepki gösterdi.
Seçilmiş İl Başkanı Tanburoğlu hakkında herhangi bir iddia bulunmadığını vurgulayan Balbay, “Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, çok iyi bir doktor. Hiçbir iddianamede adı yok. Tanburoğlu’ndan mı arındırıyorsunuz CHP’yi? Ne yaptı da arındırdınız?” ifadelerini kullandı.
Balbay’ın sözleri, CHP Adana İl Başkanlığı’nda yaşanan görev değişikliğiyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
#CHP #Adana #AnılTanburoğlu #SonDakika #AdanaHaber
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!
Tülin Apak mahkemeye gidip şunu sormuş:
“Kardeşim, öyle bir karar vermişsiniz ki, hukukçular bile farklı yorum yapıyor. CHP olağanüstü kurultay yapabilir mi, yapamaz mı? Ne demek istediniz, açıkça yazın.”
Mahkemenin verdiği cevap ise özetle şu:
“Kararım gayet açık. Ayrıca sen bu davanın tarafı da değilsin başvurunu reddediyorum.’’
Ancak bazı gazeteciler bu karar üzerine ‘’mahkeme Özgür Özel’in başvurusunu reddetti .Tedbir kararı varken olağan veya olağanüstü kurultay yapılamaz 38.olağan Kurultay delegeleri ile kurultay yapılamaz ‘’ dedi diye haberleştirdi .
Şimdi soruyorum…
Bu ek kararın neresinde “CHP olağan veya olağanüstü kurultay yapamaz” yazıyor?
Neresinde hangi tüzük geçerli yazıyor?
Ben göremiyorum.
Siz görüyor musunuz?
Mahkeme, önüne gelen talepte tam da bu soruyla karşılaşıyor ama yine açık bir cümle kurmuyor.
Mahkeme kararında yazmayan bir şey, gazetecilere veya kulislere söylenen yorumlarla mı hukuk kuralına dönüşecek?
Hukukta esas olan sözlü beyan mı, yazılı karar mı?
CHP’nin binasında mazbatasız oturanlar, kendi hukuklarını kendileri yaratıyorlar… Görevden tedbirli uzaklaştırırken Tüzük var. YDK’na başkan seçerken Tüzük var. YDK’na sevkederken Tüzük var. Ama, PM’den istifa ve hukuki sonuçları için Tüzük yok.
Mahkeme tarafından 38. Kurultayın mutlak butlan nedeniyle malul sayıldığı, alınan kararların ve yapılan diğer kurultaylar ile bu kurultaylarda alınan kararların iptal edildiği, davanın temyiz aşaması devam ettiğinden Mahkeme kararının kesinleşmediği ve icra kabiliyetinin bulunmadığı,
Mahkemece verilen tedbir kararının ise; yalnızca Genel Başkanı ve Parti organlarını kapsadığı, bunun dışında bir tedbir uygulanmadığı ve Partinin işleyişinin aynen devam edeceğinin anlaşıldığı,
Partinin 2018 yılı Tüzüğünün dikkate alındığı, iptaline karar verilen 20. Olağanüstü Kurultayda değiştirilen ve 2024 yılı Tüzüğü olarak kabul edilen Tüzüğün uygulanmadığı görülse de, 2024 yılı Tüzüğünün tedbir kapsamına girmediği, geçerli ve yürürlükte olduğunun anlaşıldığı,
Tüzüğün “Görevin Boşalması” başlıklı 24. maddesinin 2018 ve 2024 yıllarında değişikliğe uğramadığı, hükümlerinin aynı olduğu, Parti Meclisi üye sayısı toplamının 60 olduğu, tüm yedek üyeler çağrılmasına rağmen üye sayısının 40’ın altına düşmesi halinde, Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkanın 45 gün içinde kurultayı toplantıya çağırmasının gerektiği,
Genel Başkan tarafından kurultay için çağrının yapılmaması halinde; 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu m.121/1’den hareketle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.75/2’nin ve m.84/2’nin uygulanabileceği, buna göre üyelerden birisinin başvurusu üzerine sulh hukuk hakiminin üç üyeyi kurultayı toplantıya çağırmakla görevlendireceği,
Devam eden davanın ve tedbir kararının, olağanüstü kurultayın veya Parti Meclisi üye sayısının 40’ın altına düşmesi halinde kurultayın yapılmasını engellemeyeceği, bu süreçte yasal yollara başvurma hakkının varlığını koruyacağı,
Gözönünde bulundurulmalıdır.
Disiplin yönünden ise; Tüzüğün “TBMM Grup Disiplin Kurulu” başlıklı 66. maddesinin atfı ile düzenlenen CHP TBMM Grup İçyönetmeliği’nin “TBMM Dışında Disiplin” başlıklı 74. maddesinde MYK için kabul edilen disipline sevk yetkisinin, tedbirli (üyeliğin askıya alınması suretiyle) sevki kapsamadığı görülmektedir.
Butlancı yalanları:
“İhraç yetkimiz var ama istifayı kabul etme yetkimiz yok.”
“Olağan kurultay takvimi belirleme yetkimiz var ama olağanüstü kurultay tarihi belirleme yetkimiz yok.”
“Kurullarda tedbir var, kararın kesinleşmesi gerekir; tüzükte tedbir kararı yok, yine de eski tüzüğü dikkate alıyoruz.”
“Tasfiyeci anlayışta değiliz ama milletvekillerini ihraç etmeye kalkıyoruz.”
“Partinin kurumsallığını korumak zorundayız ama 5 kişi kalsa da Parti Meclisi çalışır.”
“Seçime girebiliriz ama kurultay yapamayız.”
CHP Tüzüğü’nün 22. maddesi açıktır: MYK’nın göreve başlayabilmesi, Genel Başkan’ın önerisi üzerine Parti Meclisi’nin salt çoğunluğunun onayına bağlıdır.
Tüzük’ün 63/1. maddesi de milletvekilleri hakkındaki disiplin süreçlerinde Parti Meclisi istemini açıkça şart koşmaktadır.
Üstelik ortada Süheyl Batum kararında açıkça ortaya konmuş bir içtihat varken, bu içtihadı görmezden gelerek 63/5’teki “ivedi durum” hükmünü PM iradesini devre dışı bırakan bir kestirme yol gibi yorumlamak; meselenin hukuk değil, Parti Meclisi dengelerini değiştirme hesabı olduğunu göstermektedir.
PM onayı alınmadan oluşturulan bir MYK’nın, PM istemi olmaksızın milletvekilleri hakkında kesin ihraç gibi ağır sonuç doğuracak işlemler başlatması hukuken de siyaseten de ağır biçimde sakattır.
Tüzüğün etrafından dolaşılarak parti hukuku kurulamaz.
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin hukuka açıkça aykırı kararına istinaden CHP'yi yönetmek için atanan kişilerin bazı milletvekilleri hakkında aldığı kesin ihraç talepli Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk kararı CHP'nin tüzüğünün 63/1 ve devamı maddesine açıkça aykırı olup yok hükmündedir.
Bizi partiden atacaklarmış.
Ah, ahhh…
Ne cehalet yahu.
Biz TBMM üyesiyiz.
Milletvekillerini MYK kararı ile disipline veremezsiniz.
Parti Meclisi kararı gerekir.
74 il başkanımızla ortaklaşarak kurultay talebimizi, Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’in gerçekleştirdiği grup toplantımızın ardından TBMM’de basına ve kamuoyuna açıkladık.
“Türkiye’nin kaybedecek vakti yok, önce kurultay, sonra iktidar. Atamızın emaneti Cumhuriyetimizin kurucusu partimiz, AKP iktidarının siyasi çıkarları uğruna, demokrasi tarihimizde hiç görülmemiş şekilde felç edilmeye çalışılıyor. Partimiz; atlattığı büyük badirelerde, bu gibi dönemlerde ne yapacağını kurumsal hafızasına kazımıştır. CHP kurulduğu günden yana kongreler, kurultaylar partisidir. İktidar tarafından kurgulanmış gerilimin mahkeme salonlarından sokaklara taşmasını engellemenin yolu, meşru rekabet arenası olan kurultayımızın toplanmasıdır. Tarihimiz boyunca olduğu gibi tüm oyunları bozmak için kendi öz gücümüze, üyelerimizin ve delegelerimizin iradesine dönmek zorundayız. Çünkü mesele partimizin iç meselesi değildir. Partimizde bir ikilik, çekişme ve kavga yoktur. Mesele memleketimizdir, milletimizin iradesidir. Partimizin kurultayının yapılacağı tarih, 25 Temmuz 2026'dan önce olmalıdır ve bir an önce ilan edilmelidir. 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' şiarımızla açık biçimde ilan ediyoruz. CHP'de egemenlik kayıtsız, şartsız örgütündür. Seçilmiş genel başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu'dur. Üyelerimizin, seçmenlerimizin ve ceberrut iktidara karşı birleşen halkımızın partimizden beklentisi iktidar yürüyüşüne devam etmesidir. 81 ilde örgütlerimiz kurultaya da iktidara hazırdır. 2 milyon üyemizin iradesi, CHP'yi bu cendereden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü tüm gücüyle sürdürecek kudrete sahiptir. En son sözümüz ise 'halkın dediği olur'."