12. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçti.
✅️IBAN mağdurlarına ceza indirimi yapılmasını öngören düzenleme metne eklendi.
✅️ TCK 158. Maddesine 4. fıkra eklenecek. Bilerek ve isteyerek dolandırıcılara banka bilgilerini vererek maddi menfaat elde edenlerin başkaca bir iştirakı yoksa cezası yarı oranda indirilecek.
✅️ Ayrıca zarar giderilmişse bunun üzerine soruşturma aşamasında giderilmişse 2/3, yargılama aşamasında giderilmişse yarı oranında indirim daha alacak.
✅️ Yasaya eklenen geçici madde ile istinaf ve yargıtay savcılığında bulunan dosyalar yerel mahkemeye gönderilecek.
✅️ Kesinlikleşmiş dosyalar da ister istinaf veya temyizden geçerek kesinleşsin isterse doğrudan kesinleşmiş olsun, yeni düzenlemede getirilen indirimden yararlanacak. Ayrıca 6 ay içerisinde mağdurun zararı giderilirse etkin pişmanlık indiriminden de yaralanabilecek. Burada infaz durma kararı verilmeyecek.
✅️ Örneğin kesinleşmiş bir dosyada hükümlü dolandırıcılığa iştirak etmemiş sadece olayda iban numarası kullanılmış ve 4 yıl veza almışsa önce cezası 158/4 uyarınca 2 yıla indirilecek, zararı da giderirse ceza 1 yıla düşürülecek ve müddetnamesi buna göre yeniden hesaplanacak.
Arkadaşlar #incirlik hakkında etkileşim almak için paylaşım yapanlar var. Resmî makamlarca açıklama yapılmadıkça itibar etmeyiniz. Ayrıca hatırlatmakta fayda vardır ki;
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu
MADDE 217/A - (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.
@avmerveakyolcor Üstat bir dosyamızda suç tarihi eski, haliyle bu düzenleme yoktu ve dava açılmıştı, şimdi ön ödeme için sanığa süre verildi, ödeme yapılması halinde düşme kararı verilecektir. Fakat dava açılmasına sebebiyet veren sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmez mi ?
Bugün (10.02.2026) yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 16/9/2025 Tarihli ve 2021/28412 Başvuru Numaralı Kararıyla;
Devlet memurluğundan çıkarılan başvurucunun mahkûmiyet hükmü zamanaşımı nedeniyle düşmesine rağmen göreve iade talebinin reddedilmesi ve bu redde karşı açılan davaların sonuçları masumiyet karinesi yönünden değerlendirilmiştir. Mahkemelerin, kesinleşmiş mahkûmiyetin ortadan kalkmasına rağmen başvurucuyu suçlu gibi değerlendiren yaklaşımı masumiyet karinesini ihlal ettiği gerekçesiyle ihlal kararı verilmiş; yeniden yargılama için dosya ilgili mahkemeye gönderilmiş ve tazminat talebi reddedilmiştir.
Her iki tarafın da tacir olduğu durumlarda, faturaya dayalı icra takibine yapılan itirazın ardından açılacak itirazın iptali davası öncesinde arabuluculuk dava şartıdır. TTK m.5/A hükmü uyarınca, bu nitelikteki davalar ticari dava olup, para alacağı talebi içerdiğinden zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. Arabuluculuk süreci anlaşmazlık tutanağı ile sonuçlanmadan dava açılamaz; aksi halde dava usulden reddedilir.
Fatura icra takibinde yasal faiz temel kural olup, takip tarihinden itibaren uygulanır. Temerrüt faizi veya ticari faiz (TTK md. 1530), yalnızca temerrüt delili (ihtar, tebliğ) veya sözleşme hükmü varsa geçerlidir. Alacaklının faiz talebini somut delillerle desteklemesi zorunludur; aksi halde talepler reddedilir.
Uygulamada, bilirkişi raporları mahkemenin takdirine bırakılmakta olup (Kaynak 8, 13, 21), avukatlar temerrüt belgelerini ibraz ederek ticari temerrüt faizini güçlendirebilir. Haksız faiz, karşı tazminata neden olur.
@Fatma2152281343@avukatcherry Adınıza dava açılmış olsa bile doğru savunma ile yine beraat kararı alma ihtimaliniz bulunmakta, dava açıldı diye kesinlikle ceza alacağınız anlamına gelmez
Her ne kadar ilk derece mahkemelerinin çoğu, üç veya daha fazla uyuşturucu maddenin ele geçtiği olaylar bakımından, çeşit sayısının fazla olması nedeniyle kastın ticaret olduğu yönünde kararlar veriyor olsa da Yargıtay çok güncel bir kararında bu duruma dikkat çekmiş ve uyuşturucu maddelerin çeşidi fazla olsa dahi, miktar itibariyle kullanım sınırında kalması durumunda ticaret kastının olmadığı yönünde hüküm kurmuştur.
Uyuşturucu madde ticareti suçlarına ilişkin yürütülen soruşturmalarda hemen hemen her dosyada görülen kolluk tarafından uyuşturucu madde alışverişi sonrasında yakalanan uyuşturucu madde alıcısı kişinin "bilgisine başvurulan" sıfatıyla ifadesinin alınmasının hukuka aykırılığına ve bu şekilde alınan beyanların hükme esas alınamayacağına ilişkin; Uyuşturucu madde ticareti suçlarına ilişkin yürütülen soruşturmalarda sıklıkla uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddia edilen şüpheliden uyuşturucu madde satın alan kişi kolluk tarafından bilgisine başvurulan sıfatıyla bilgi alma tutanağı altında dinlenmektedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.03.2023 tarihli ve 2021/7640 E. , 2023/2123 K. sayılı kararı ile uygulamadaki bu duruma açık bir eleştiri getirilmiş, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yapılan şüphelinin kendi suçu için "şüpheli", uyuşturucu madde aldığı kişinin suçu için "bilgi sahibi" sıfatı ile ifadesinin alınmasının hukuka uygun olmadığına, suç şüphesi altında olan birine hakları hatırlatmadan suçlama yöneltiliyormuş gibi ifade alınmasının Anayasanın 38. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan kendini suçlamama hakkının ihlâline sebebiyet vereceğine ve kişi atılı suçun şüphelisi olduğu hâlde bilgisine başvurulan sıfatıyla alınan beyanlarının hukuka aykırı elde edildiğinden hükme esas alınamayacağına işaret edilmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.03.2023 tarihli ve 2021/7640 E., 2023/2123 K. sayılı kararı;
Kolluk kuvvetlerinin takip ettiği sanığı durdukları sırada sanığa; "Üzerinde herhangi bir suç unsuru olup olmadığını" sormalarının durdurma anında herhangi bir arama kararı bulundurmadıklarını gösterdiğine, kolluk görevlilerinin ellerinde adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunması hâlinde sanığa bu şekilde bir soru yöneltmelerinin de beklenmeyeceğine ve bu durumda sanığın üzerindeki uyuşturucu maddeyi teslim etmesi hâlinde TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığı durdurmalarından sonra Cumhuriyet savcısına haber verecekleri ve alacakları adli arama kararı ya da yazılı arama emri üzerine arama işlemini gerçekleştirecekleri ihtimalinin ise bir varsayımdan ibaret olup henüz bir karar veya yazılı arama emri verilip verilmeyeceğinin belirsiz olduğu bu durumun sanık aleyhine değerlendirilemeyeceğine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.12.2018 tarihli 2016/1014 E., 2018/664 K. sayılı kararı;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.02.2019 tarihli, 2016/5264 E.-2019/1876 K. sayılı kararında
Somut olayda rücu hakkının dayanağı olarak zararı oluşturan olay tamamen sigortalının kusuru nedeniyle oluşmuştur. Davacı …, sigortalının olay yerini terk etmesi nedeniyle, sigortalının yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de, dosya içeriğine göre davalının olay sonrasında kolluk güçlerine ifade verdiği ve kaza tutanağına uyan beyanı ile de kusurun tamamının kendisinde olduğunu belirtmiştir. Salt olay yerinde bulunmamak sigortacının kendi sigortalısına rücu hakkını vermez.”
Usulüne uygun arama kararı, yazılı arama izni ya da yazılı arama emrinin varlığından, iş yerlerinin bitişindeki depodaki kaçak sigaralar RIZAEN TESLİM EDİLSE DAHİ yasak delildir . CMK 217. Maddesine aykırı olan bu delilin esası alınamaz. YCGK 14.02.2024 T. 2023/378E. 2024/64 K.